ANA SAYFA



KİTAPLARIM




    GÜNÜN YAZISI



    HAVA DEĞİŞİMİ

     HAVA DEĞİŞİMİ

    30/09/2020

    Mahmut Toptaş

    Göl ürünlerini çölde yaşatmak mümkin değil, çöl hayvanlarını da gölde yaşatmak mümkin değil.

    Nar ağacını, kuzey kutbunda yetiştiremeyiz, kutup ayısını da Ekvator sıcağında yaşatamayız.

    Yılanı, zürafa gibi ayağa kaldıramadığımız gibi, fili de karınca yapamayız.

    Ama insan denen bu değerli varlık, meleklerden yüce yaratılmışken değişime uğrar da aşağıların aşağısına inerse şeytana parmak ısırtacak karakterdedir.

    Duruma göre minareden ezan okuyabildiği gibi, yerine göre karanlık adamların ardında sürünebilir.

    Yaşam alanı değiştikçe bukalemun gibi ortama uyar ve eğer yolu dervişler tekkesine uğrarsa dervişlerin hepsinden coşkun cehri zikr yaptığı gibi, eğer yolu berduşlar barına uğrarsa en hareketli dansı o yapabilir.

    İnsan haklarıyla ilgili bir derneğe başkan olsa mazlumların yanında yer alır, ABD ilişkileri düzenleme başkanlığına gelse “Vurun mazluma” diyerek ilk kurşunu sıkabilir.

    “Alicengiz oyunu oynayanlar, kargayı bülbül diye satanlar, dalavereyle dümen çevirenlerle   ben başa çıkarım” demeyelim. “Ben  oyuna gelmem, faka basmam, kül yutmam, aldanmam, kanmam” kelimelerini  hiç kullanmayalım.

    Rabbimiz “İsra” suresinin 74 üncü  ayetinde: “Eğer biz seni  sabit kılmasaydık neredeyse onlara biraz meyil edecektin” buyuruyor.

    “Fetanet” sıfatına sahip  sevgili peygamberimiz aklın, zekanın, zirvesinde olduğu halde  müşriklerin: “ Sen  bizim ilahlarımızı kabul et, biz de senin Allah’ını kabul edelim” teklifine içinden  “Bunlara ilerde   doğruyu anlatma fırsatı doğar diye sıcak bakmış ve teklife  olumlu cevap vermeye meylettiği bir anda  Rabbimiz bu ayetleri indirmiş.

    Ondan sonra sevgili peygamberimiz  “ Rabbim, bir göz açıp kapayıncaya kadar beni bana bırakma” diye dua etmiş. (Ebu Davud, Edep 10)

    Şeyh Sadi Şirazi anlatır: Bir veliye sormuşlar: “Bir güzelle bir odada kalsanız, kimseler sizi görmese, güzelde size meyletse  dokunmadan sabahı  edebilir misiniz?” demişler. Veli “Allah beni öyle bir durumla karşılaştırmasın” demiş.

    En doğrusunu söylemiş. Ucuz kahramanlığa soyunmamış. “Evvel Allah biz nefsimize sahibiz” dememiş.

    Sevgili peygamberimize: “Mekke’nin en zengini yapalım, en güzel kızlarla evlendirelim, Mekke’nin kralı yapalım” tekliflerini getirdiklerinde   hiç meyletmemişti. Ama bu  son teklifte “Biz de senin Allah’ını kabul edelim” sözü vardı. Onun için biraz meyil meydana gelmişti. Ama  Onun şahsında  kıyamete kadar gelecek Müslümanları  Rabbimiz uyardı.

    Çok değerli gibi görünen, dışından ayıbı görünmeyen, içinden gayıbı bilinmeyen  insanlarımızdan  bir kısmı parayı görünce, bir kısmı güzeli görünce,  bir kısmı makam, mevki ve unvanı görünce  bazı haksızlıkları yaptılar veya haksızlıklara ses çıkarmadılar.

    “Esrar bara girerim ama esrar çekmem, ben benliğimi korurum” diyenler iki ay sonra esrarkeş olurmuş ama olduğunu anlayamaz hale geldiği için dostlarına “Ben yine o tanıdığınız benim” dermiş.

    Bu tür davranış içine girenler Allah’a da yaranamazlar. İnsanlara da yaranamazlar.

    Kendimizin, eşimizin, çocuklarımızın, yakınlarımızın, dostlarımızın, ve bütün insanlarımızın kötüye doğru değişime uğramaması için İslâm’a inanan, İslâm’a göre hareket eden, yediği helal, içtiği helal olan, Hakka ve halka saygılı davranan, güzel gören, sözlerin en güzeli olan Kur’anı okuyan, anlayan ve anlatan insanlar, cemaatler, vakıflar, kurumlar ve kuruluşlarla  birlikte olmalarını sağlayalım.

    Hastalanınca hava değişimi iyi geldiği gibi, ahlaki durum kötüye gitmeye başladığında da çevre değişimi en iyi ilaçtır.