ANA SAYFA



KİTAPLARIM




    GÜNÜN YAZISI



    SORUNLARI, ZARARLARINA GÖRE SIRALAYALIM

     SORUNLARI, ZARARLARINA GÖRE SIRALAYALIM

    13/08/2020

    Mahmut Toptaş

    1960 yıllarında, Paris’in en kirli sokaklarında işyeri açan Müslüman bir bakkal olan İbrahim bey ile yine aynı sokakta Avukatlık bürosu açan Yahudi asıllı bir mösyönün çocuğu arasında geçen macerayı anlatır “İbrahim Bey ve Kur’an’ın Çiçekleri” isimli roman.

    Ben, filmini izledim.

    Romanı okumayan ve filmi izlemeyenlere soru, bu 12 yaşındaki Yahudi çocuk, mutluluğu, Yahudi asıllı Avukat babanın yanında mı yoksa, Anadolu’dan Paris’e para kazanmaya gelen gelen İbrahim beyin yanında mı bulur?

    12 yaşındaki Yahudi çocuğu, bakkal dükkanına evin ihtiyaçlarını almak için her gelişinde, çıkarken bir çikolata çalar ve öyle çıkarmış.

    İbrahim bey, bu durumu gördüğü halde hiçbir şey demezmiş.

    Yıllar böylece geçmiş ve bir gün ihtiyaçlarını alıp çıkarken çikolatayı çalmayı unutmuş.

    İbrahim bey, “Çikolatayı almayı unuttun” demiş.

    Türkçemiz ne kadar güzel değil mi?

    “Alma” ile “Çalma” kelimeleri arasında yalnız “Ç” harfi ilavesi var.

    Yazıda önemli değil ama “Alma” yerine Ç harfi ilavesiyle “Çalma” yapan adam, Paris’te de yaşasa avukat da olsa, Trump da olsa ülkelerin servetini silahlı ordularının himayesinde çalan  kravatlı okumuşları da olsa, kafirliğin diğer adı olan Cahillikten kurtulmuş sayılmazlar.

    İbrahim beyin, hatırlatması üzerine çocuk donup kalır ve geçmişte çaldıklarının hepsini bildiğini öğrenir.

    Çocuk, yıllar içinde her sorununu İbrahim beye anlatır.

    İbrahim bey de, bir kitap açar ve oradan çözümünü okur.

    Çocuk da, çölde susuz kalan adamın ilk bardaktaki suyun tadıyla kendinden geçtiği gibi, veya altmış kilodan 48 kiloya Fin hamamında düşürülen güreşçinin, karşılaşmayı yaptıktan sonra daha başka güreşi de kalmadığında, su bidonunun başındaki su içişi esnasında aldığı tat gibi, Paris çölünde Yahudi kültürüyle büyürken dalaştığı sorunlar yumağından, ancak İbrahim beyin okuduğu kitapla gönlünü rahatlatırmış.

    Konum, o filmi veya romanı tanıtmak değil.

    İbrahim beyin gördüğü halde görmezden gelerek, çocuğun asıl sorununun hırsızlık yapması olmadığını,

    Kafirlik girdabından kurtarılması olduğundan hırsızlığına göz yumuyor, kafirliğinin üzerine yoğunlaşıyor.

    Dikkat çekmek istediğim burası.

    Şu anda, dünya Müslümanlarının en önemli sorunu da bu.

    Bu gün, gazete ve televizyonlarda, İslam adına konuşulan konunun ta kendisidir biz sorunumuz.

    Sorunu biz tespit emiyoruz, bizim önümüze atıveriyorlar ve biz sorunun gölgesiyle uğraşıyoruz.

    Çocuk babasını bırakır, İbrahim beyin peşine düşer.

    Onunla İstanbul ve Anadolu’daki İslam’ın kalıntılarının yaşanır halini görür. İslam’ı göremez yine.

    Roman veya Filmde ise biz, Fransız yazarın gözüyle İslam’ı, İstanbul’u ve Anadolu’yu görüyoruz.

    Yahudi çocuğun romanda ve filmde olamayan hayatını, Abdullah Hicazi diye bilinen Mısırlı bir zat yazmış.

    O Yahudi çocuğu, İbrahim bey öldükten sonra o sorunlarına çıkış yolu gösteren kitabın Kur’an-i Kerim olduğunu öğrenir.

     Müslüman olur, Cadullah adını alır, İslami ilimlere kendini verir, Afrika’ya gider ve üç milyonun üzerinde Afrikalının Müslüman olmasına sebep olur.

    “Hocam, valla biz de mealden okuyoruz ama çıkış yolu göremiyoruz” diyenler,

    Bizler, sorun çözmek için okumuyoruz.

    Ya tanıdığımız bir hocayla çekişmek, çatışmak, çene çalmak, Müslümanı gavur etmek…gibi nedenlerle okuyoruz,

    Veya sorunları belirlemede Kur’an-i Kerim ne diyor? Diye Kur’an’a bakmak yerine, “Batı ne diyor?” Diye kulaklarımızı anten çanak haline getiriyor, dilimizi de onların hoparlörü yapıyoruz.

    “Çağın sorunları nelerdir” diye sorulduğunda, verilen cevaplar:

    1-Küresel ısınma, 2- Enerji sorunu, Su sorunu, 3- İklim değişikliği, 4- Sağlık sorunu, 5- Terör sorunu…….diye sayabilir.

    Çekişmek için, çene çalmak için okumak yerine, Kur’an-i Kerimi okurken ilk inen ayetler, Yaratan Rabbin ilahi ve tabii kanunlarını indiren ve koyan Allah celle celalühü tanımama kafirliği içinde olanların idare sistemi olduğunu,

    Önce Tabiat ve Kur’an kanunlarını koyan Allah celle celalühe  iman sorunu,

    Kafirlik bataklığının ürettiği zulm, haksızlık ve sömürüyle semirme sorunu,

    Elinde Kur’an tutan adamın, kulağından beynine çağdaş putlar tarafından inkar pisliği akıtma sorunu…gibi sorunların olduğunu haber verir Kur’an-i Kerimimiz.

    Abdullah Hicazi, Zulu kabilesine uğradığında, onların Müslüman olduğunu görünce, onların da Cadullah eliyle Müslüman olduğunu öğrenince kabile lideri, Hicazi’ye, “Cadullah’ın elini sıkan bu senin ellerini öpmek istiyorum” diyerek Hicazi’nin ellerine sarılır.

    Bizim en önemli sorunumuz, Kur’an ve sünnette belirlenen şekliyle iman etme sorunu,

    Birde bu imanın gereği olan Amal-i Salih/Hakka ve halka uygun davranış sorunudur.

    İnternette arama motorlarına “Cadullah” yazıp soruverin.