ANA SAYFA



KİTAPLARIM




    GÜNÜN YAZISI



    İMANIN TADINA DOYUM OLMUYOR

     İMANIN TADINA DOYUM OLMUYOR

    Kime özeniyorsunuz?

    Kim gibi olmak istiyorsunuz?

    İlk aklınıza gelene dikkat ediniz, siz osunuz.

    İkinci aklınıza gelen planlıdır, sonradan edindiğiniz fikirler, kalıplar, sizi yönlendirir.

    Sevgili peygamberimiz:

    إِنَّمَا الصَّبْرُ عِنْدَ الصَّدْمَةِ الْأُولَى

     “Sabır, ilk darbede olandır” buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. Cenazi, Babü Ziyaret’ül-kubur)

    Yirmi dört saat içinde hayranlıkla hakkında söz ettiğiniz kimdir?

    Ona yakın olupta samimiyetle size derdini bir açsa neler söyler bilir misiniz?

    Hani adamın biri dertsiz adam aramaya çıkmış. İl il dolaşmış, diyarlar gezmiş herksin derdi kendinden fazlaymış.

    Bir adamı önermişler ve onun derdinin olmayacağını söylemişler.

    Oraya kadara gitmiş.

    İnsanın aklına gelebilecek konforun, lüksün, kalitenin hepsi varmış.

    Oranın sahibiyle görüşmek istemiş huzura kabul edilmiş ve dersiz adam aradığını söylemiş.

    Ev sahibi kapıları kapattırmış ve derdini anlatmış. Dertsiz adam arayanın altı aydır dinlediği dertlerin hepsini toplasanız bu adamın derdine çare olmadığını görmüş.

    Adamın anlattığı dert buraya yazılması biraz müstehcen kaçacağı için yazamıyorum ama adam gerçekten dertli.

    Türk filmlerinde Amerikan filmlerinde para sorunu olmayan ailelerin dertlerini seyrederken kendi fakirliğine şükreden seyircimiz var bizim.

    Bütün yiyecekler önünüzde olsa midenizin sınır vardır.

    Bütün kumaşlar önünüzde olsa sene 365 gündür.

    Günde iki takım giyebilirsiniz.

    Bütün makamlar sizin olsa birinde oturabilirsiniz diğerlerine oturttuğunuz hepsinin sizin makamda gözü olduğu korkusuyla yaşar ve evinizin, büronuzun, arabanızın, gideceğiniz yol güzergahının patlayıcıyla döşeli olduğunu ve temizlenmesi gerekeceğini düşünür ve temizletirsiniz ama “Temizdir” diyen adamın dilinden akan kelimelerle yüz dilini de kontrol etmeyi ihmal etmezsiniz.

    Hani meşhur hikaye, köyde can-ciğer iki arkadaştan biri Roma’ya kral olmuş.

    Arkadaşı saraya gelir o şatafatı görür ve imrenir.

    Kral da onu müsafir olduğu için yemekte kendi koltuğuna oturtur. Sofada kuş sütüne kara her şey var. Tavanın süslerine bakmak için başını kaldırdığında başının üstünde tavana kılla bağlanmış bir kılıcın sivri tarafı tam başının üstünde.

    Gece kral yatağına yatırmış sırt üstü yatağında yatarken tavanın süsleri arasında yine bir kılıç kılla asılmış ve tam kalbinin üzerinde ucu görünmekte.

    Yatağın öbür ucunda sabahı eder ve durumu arkadaşına sorar “Yemekte başıyın üzerinde kılıç yatakta kılıç nedir bu işkence?”

    Arkadaşı “Buna Demoklesin kılıcı derler” demiş.

    Türkiye’nin en güvenlikli yerlerinden biri olan İstanbul Harbiye Ordu Evinde Genel Kurmay Başkanının kahvesine zehir konulmadı mı?

    Bu haberi doğruluğu resmi kanallardan bildirildi ama bir Genel Kurmay Başkanımızın öğle yemeğini sefer tasıyla kendi evinden getirdiği gazetelerde haber olarak çokça yazıldı.

    Onun için ister fakir ister zenginlik hali olsun çalışmaya, helalinden kazanmaya, kimseye haksızlık yapmamaya, kimsenin namusuyla oynamamaya, helal rızkıyla oynamamaya dikkat ederek güvenlik alanı oluşturmamız gerekir.

    İstikbalin sınırını seksen yılla, yüz yılla sınırlamamak gerekir.

    Sonu gelmez senelerde cennet veya cehennemin olduğuna iman ederek cennetlik işler yaparsak şeker hastası olsak da tatlılardan uzak kalsak cennetteki tatlıları hayal ederek gönlümüzü tatlandırırız.

    Kolesterol hastası olsak yağlılar yasaklansa cennetin yiyecekleri ile kendimizi teselli ederiz.

    Ahirete inanmayanlar ne yapacak?

    Arzu ettiği her şey önünde ama haramdan kazanmış, hak sahipleri peşine düşmüş öldürmeyi planlıyorlar, yiyecekleri doktoru yasaklamış, edindiği koltuğun üzerinde demokrasi kılıcı asılı duru.

    İyi insanlarla beraber olmaya, haklının yanında yer almaya, haksızlara haddini bildirmeye, Müslümanca doğduğumuz bu dünyadan Müslümanca gitmeye gayret gösterelim.

    Rabbimizden yardım isteyelim.

    Görevimizi gücümüz oranında yaptıktan sonra “Allah var keder yok” diyelim ve yolumuza devam edelim.