ANA SAYFA



KİTAPLARIM




    GÜNÜN YAZISI




     BİZİ BİRLEŞTİRECEK FORMÜL

    19/04/2019/Cuma/Milligazete

    Bugün ve hemen, son iki ay içinde gönlünü kırdığınız herkese telefon ederek gönül serinleten sözler söyleyin.

    Sözlü, yazılı, el-kol işaretli, onur kırıcı, aşağılayıcı sözlerin karşıtı olan, gönül açan, yaraları saran, görünmez, gönüller arası köprü kuran cümlelerle sevgi ve saygılarınızı, gelin çiçeği gibi sunun.

    Çiçekler solar ama sözler, çekirdekler gibidirler.

    Bu gün etkili olmazsa düştüğü gönülde yeni sene çiçek açar veya elli yıl sonra da açabilir.

    İşte bu. Bütün dünyalıların istediği bu manzara....

    Bunu bu güne kadar hiç bir kurum sağlayamadı sağlayamaz da.

    Çünkü dünyalık hırsı gönül gözünü kör ettiği insanlar kendi tarafındakilerin karşı tarafla bir araya gelmesini istemezler.

    Çatışmadan çıkar sağlayanlar bizi parçalarlar.

    O sistem bize iki yüzlü davranmıyor. Önce parti kuracaksın diyor.

    “Parti” kelimesinin manasını biliyor. Esnafımız da sattığı malları parti parti gönderirken parçalıyor.

    Her sene bayram namazı vaazlarımda, bayram namazına beş dakika kala, yani cemaatin yüzde doksan dokuzunun camiye girdiği bir zamanda sesimi biraz yükselterek, yüksek sesin içine biraz rahmet, biraz muhabbet, biraz şefkat kokusu sıkarak: “Cemaat, dikkat ediniz ve hepiniz bana bakınız” dedikten sonra “Şimdi sağa bakınız” diyorum çoğunluğu bakıyor.
    “Şimdi sola bakınız” diyorum biraz daha fazlası bakıyor.
    “Önünüzde oturanlara bakınız. Tanıdıklarınız var, tanımadıklarınız var. 

    Tanıdıklarınızdan sizin partiden olanlar var, olmayanlar var.

    Sizin mezhepten olanlar var olmayanlar var

    Sizin cemaatten olanlar var olmayanlar var.

    Sizinle yaşıt olanlar var olmayanlar var.
    …….. 

    Sizi bir araya getiren üzerinde bu gün önce düşünün, sonra bayram münasebetiyle bir araya geldiğiniz insanlarla bu birlikteliği hiçbir kurum veya kuruluşun sağlayamadığını, hatta ayrılıklara, çatışmalara, kırmalara, kırılmalara sebep olduğunu birlikte hatırlayın” anlamında her sene konuşmamı yapıp bitiriyorum.

    Bu gün, hemen telefonunuzu hayırlı bir işte kullanınız.
    Son iki ay içinde kalbini kırdığınız insanlara telefon açınız ve teferruata girmeden, geçmişi gündeme getirmeden hal-hatır sorunuz.
    Ve hiçbir zaman karamsarlığa düşmeyiniz.
    Güneş doğuyor, rüzgar esiyor, yağmur yağıyor, toprak bereketini dekor içinde sunmaya devam ediyor.

    Bütün bunların yönetimini Rabbimiz, kimsenin tekeline vermemiş.
    Havayı da alınıp-satılacak şekilde yaratsaydı, petrolden, altından, elmastan daha pahalı olurdu.

    Hava savaşları olurdu.

    Havanın, güneşin herkese aynı şekilde sunulmasına arğmen birileri çıkıyor ve hava atmak için harp ve darplar çıkarıp dünyanın düzenini bozuyor.

    Biz de, düzen sağlayacağız diyenlerden birilerini tutarak birbirimizi kırarak ayrılıklara ve aykırılıklara sebep oluyoruz.
    Kainatın/evrenin düzenini kim kurduysa, tabiat kanunlarını kim koyduysa, bizim düzenimizi de sağlayacak olan O’dur.
    Seçim, İslam dininde var. Sevgili peygamberimizin vefatından sonra Mü’minlerin emiri olarak Hazreti Ebubekir, seçimle başa geçmiştir.
    Ancak kim seçilirse seçilsin, başkanın ve dünya başkanlarının, ve sekiz milyar insanın, trilyonlarca canlının ve cansızın kanunlarını koyanın insanlar için koyduğu kurallara uymasını sağlamakla yükümlüdür.

    “Biz, Allah’ı bu işe karıştırmayız” diyenlerin kafasını Avrupalı, Amerikalı siyasiler karıştırdığından ve onların karıştırmasına alıştıklarından, onların koyduğu kanunlara uyup insanlığı huzursuz ettiklerinden ve huzursuzluk gıdaları haline geldiğinden, onlara da kızmadan İslami havayı estirebilirsek herkesin mayası iyiye, güzele yönelmeye hazırdır.

    O Allah celle celalüh, 365 gün, yirmi dört saatin, her 1440 dakikasında, her dakikanın, her saniyesinde, her saniyenin her salisesinde…. Bizim bile sayısını bilemediğimiz, ama tenimizde taşıdığımız hücrelerin bile havasını, suyunu, gıdasını verenin ahkam/kanunlarına uyarsak hakiki düzeni, camide sağladığımız gibi, hep birlikte sağlarız.
    Yoksa biz, daha bir çok yıllarda adam peşinde kendimizi yormaya, en yakın akrabalarımızı bile kırmaya devam ederiz.

    Onun bir tek emri, bayram, Cuma beş vakit namazlarımızda hepimizi bir araya getiriyor.

    Ramazan’da iftar vakti milyonlarca Müslümanımız aynı anda orucunu açıyor.

    Bu birlik ve beraberliği hiç bir güç bu güne kadar sağlayamadığı gibi bu günden sonraki da sağlayamaz.

    Öyle ise benim dinime, vatanıma, can’ıma kastedenlerin kurallarını derhal terk edip yaratanımıza itaata geçelim de esaretten kurtulalım.