ANA SAYFA



KİTAPLARIM




    GÜNÜN YAZISI



    KIŞ HAZIRLIĞI

    KIŞ HAZIRLIĞI

    06/12/2019/Cuma/Milligazete

    Mahmut Toptaş

    Tenimizin gıdası söz konusu olduğunda, hepimiz birbirimize yakın şeyler yaparız.

    Giyimde yünlüler, yiyimde kurular, ısınmada gaz, kömür, elektrik ve odunla ısınan yerlere göre herkes ısınma ihtiyacını karşılamada bir gayretin içine girer.

    Evin kaplanması, kapı ve pencerelerin hava geçiren yerlerinin kapatılması gibi hizmetleri yapmak için fazla bilgili olmaya gerek yok.

    Ayılar bile kış uykusuna dalmadan önce uyku boyunca tüketeceği gıdayı midesine ve sırtındaki yağ depolarına yığmayı biliyor.

    Kış mevsimi biraz gecikerek geldi.

    Hoş geldi sefalar getirdi.

    Gecelerin uzaması veya kısalmasında hiç aksama olmaz.

    Gecelerin uzun, gündüzlerin kısa olduğu,

    Gündüzlerin serin, gecelerin ayaz olduğu günlerdeyiz.

    Kaloriferlerin veya sobaların bizi sıcacık sardığı gecelerde, dostlarla beraber olmaya gayret edelim.

    Soğuk ve mikrop gelecek yerlerin kapatıldığı gibi, inkar ve günah kanallarını da kapatalım.

    Yaz boyu işlerin biraz daha fazla olması, tatiller nedeniyle dost ve yakınlardan uzak kalınması, iş seyahatleri sebebiyle sevdiklerimize hasret kalınması nedeniyle sıcacık dostluklara ihtiyacımız var bizim.

    Baba, anne, dede, ebe, kardeşler, çocuklar, anneanne, dayılar, teyzeler, amcalar/emmiler, halalarla birlikte olmanın yollarını arayalım.

    Bunlar bizim ruhumuzun gıdasıdırlar.

    Akşamları iş dönüşü cemaatle kılınan namazda tanıdık tanımadık yüzlerden aldığımız gıdaya ilave olarak, aile ve akrabalarla birlikteliğin, onların yüzlerine bakıp sözlerini dinlemenin insana verdiği ünsiyyet gıdasını, dünyanın hiçbir ruhsal rehabilitasyon merkezinde bulmamız mümkin değil.

    Dünyanın en fakir insanının çocuğunu zorla alınız ve yine dünyanın en lüks çocuk yetiştirme merkezine yerleştirseniz ve istediği şeyi hemen verseniz ve arkasından sorsanız “Ana kucağı, baba ocağı mı, yoksa dünyanın en lüks yurdu mu” deseniz.

    Cevabını “Evime gideceğiiiim” diye alırsınız.

     Kuş beyinli dediğimiz bülbülü “Altın kafese koymuşlar aaah vatanım’ demiş”

    Gecelerin uzun zamanlarında atalarımızın yaptığı gibi bir tefsir kitabı, bir hadis kitabı ve de bir fıkıh kitabı okuyarak inkar, ve günah mikroplarının kapıları kapattıdığımız gibi vakitlerimizi değerlendirelim.

    Bazı dostlarım bunu yapıyorlar ama onların da ihmal ettiği aileleridir.

    Kendileri sırayla evlerde bu dediğimi yapıyorlar ama aileleri yalnız çay hizmetin de oluyorlar.

    On arkadaş bu türden bir gayretin içinde iseler, hemen sırayla kitap okuma yaparken ailelerini de alsınlar, bir tarafta hanımlar, öbür tarafta beyler dini öğrenme konusunda birer kitap okusunlar.

    Okurken sırayla okusunlar. Hele aile içinde ise okumasını bilen en küçük yaştaki de okusun en büyük yaştaki de okusun.

    Sesler bile bize gıda verir.

    Yalnız ruhumuzun gıdası değil bunlar, kemiğimizden, iliğimizden, sinirlerimizden kanımızın her damlasına kadar olumlu yönde değişim olur.

    Fiziki hastalığınız var ve hastahanede yatıyorsunuz (Allah korusun)

    Babanız, “Yavruuum”

    Anneniz, “Kuzuuum”,

    Eşiniz, “Canııım”

    Çocuğunuz, “Babaaam veya anneeem”

    Arkadaşınız, “Dostuuum”…..dediklerinde o ciğerden eğlen söz, ruhunuzda ferahlık, gördüğünüz yüz, mutluluk rüzgarları estirdiği gibi, bedeni hastalığınızın olduğu yerde bile iyileşme hareketi başlar.

    Sevgili peygamberimiz:

    عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا.

    أَوَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى شَىْءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ أَفْشُوا السَّلاَمَ بَيْنَكُمْ ».

    İman etmeden cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmeden iman etmiş sayılmazsınız. Bu iman ve sevgiyi kazandıracak şeyi size öğreteyim mi? Buyurun Selamı yayın” buyurmuş.(Müslim, Sahih, K. İman, bab 24)

    Yine sevgili peygamberimiz:

    أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ قَالَ قَالَ النَّبِىُّ -صلى الله عليه وسلم- « إِنَّ مِنْ عِبَادِ اللَّهِ لأُنَاسًا مَا هُمْ بِأَنْبِيَاءَ وَلاَ شُهَدَاءَ يَغْبِطُهُمُ الأَنْبِيَاءُ وَالشُّهَدَاءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِمَكَانِهِمْ مِنَ اللَّهِ تَعَالَى ».

    قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ تُخْبِرُنَا مَنْ هُمْ. قَالَ « هُمْ قَوْمٌ تَحَابُّوا بِرُوحِ اللَّهِ عَلَى غَيْرِ أَرْحَامٍ بَيْنَهُمْ وَلاَ أَمْوَالٍ يَتَعَاطَوْنَهَا فَوَاللَّهِ إِنَّ وُجُوهَهُمْ لَنُورٌ وَإِنَّهُمْ عَلَى نُورٍ لاَ يَخَافُونَ إِذَا خَافَ النَّاسُ وَلاَ يَحْزَنُونَ إِذَا حَزِنَ النَّاسُ ». وَقَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ (أَلاَ إِنَّ أَوْلِيَاءَ اللَّهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

    “ Allah’ın kulları arasında öyleleri vardır ki, peygamberler ve şehitler kıyamet gününde onlara Allah’ın lütfettiği mekanı gıpta ederler (peygambere uyma konusundaki başarısını çok beğenirler)

    -       Onlar kim, bize haber ve ya rasülellah dediler.

    -       Onlar, aralarında akrabalık bağları olmadığı, mal alış-verişi bulunmadığı halde birbirlerini Kur’an-i Kerim vesilesiyle severler. Allah’a yemin olsun ki, onların yüzleri nurdur, onlar nur üzeredirler. İnsanlar korktuğu zaman onlar korkmazlar, insanlar üzüldüklerinde onlar üzülmezler” dedi ve şu ayeti okudu: “

    أَلَا إِنَّ أَوْلِيَاءَ اللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    “İyi bilin ki, Allah'ın velilerine korku yoktur. Onlar üzülmezler de.” Yunus üsresi ayet 10/62) (Ebu Davud, Sünen, K. İcare, bab 42, fi’r-Rehn)