ANA SAYFA



KİTAPLARIM




    GÜNÜN YAZISI



    MEVLANA’DA VATAN SEVGİSİ

     MEVLANA’DA VATAN SEVGİSİ

    13/12/2018/Çrşmb/Milligazete

    Yaşayan her canlı, vatanını sever.

    Kuşlar yuvalarını, hayvanlar sığınaklarını, insanlar vatanlarını severler.

    Hatta “Bülbülü altın kafese koymuşlar ah vatanım demiş” diye bir atasözümüz bile vardır.

    “Vatanım, doğduğum yer değil, doyduğum yerdir” diyenler de doğduğu yerin hasretini çekerler.

    Biz, ve bütün insanlar, dini ne olursa olsun doğduğu, büyüdüğü yerden ayrılınca anlar vatan sevgisini.

    Sevgili peygamberimiz, doğup büyüdüğü Mekke’de kendisine ve ashabına yapılan baskıların dozu artınca, hatta Mekke parlamentosunun onu öldürme kararı alınca, Rabbimiz de ona hicret izni verince Medine’ye hicret esnasında Cuhfe denilen yerde kendisine şu ayet indirilir:

    إِنَّ الَّذِي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْآَنَ لَرَادُّكَ إِلَى مَعَادٍ قُلْ رَبِّي أَعْلَمُ مَنْ جَاءَ بِالْهُدَى وَمَنْ هُوَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

    “Şüphesiz sana Kur'an'ı farz kılan, seni dönüş yerine (Mek­ke'ye) el­bette dön­dürecektir. De ki "Hi­dâyetle geleni de, apaçık bir dalalette olanı da Rabbim daha iyi bilir.” (Kasas süresi ayet 28(85)

    Bilal’i Habeşi (Allah ondan arzı olsun) Şam taraflarında iken hep Mekke ve çevresindeki dikenleri bile özlediğini anlatan şiirler söylemiştir.

    Bizim bu dünyadaki vatanımız, üzerinde Allah’ın emri ve yasaklarına riayet ederek özgürce yaşayabildiğimiz topraklardır. Onun için sevgili peygamberimiz Mekke’den Medine’ye hicret etmiştir.

    Musa aleyhisselamın ümmetinden ve bizim de kardeşlerimiz olan Müslümanların bir kısmının vatanlarına dönmek için savaştıklarını haber verir Rabbimiz:

    أَلَمْ تَرَ إِلَى الْمَلَإِ مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ مِنْ بَعْدِ مُوسَى إِذْ قَالُوا لِنَبِيٍّ لَهُمُ ابْعَثْ لَنَا مَلِكًا نُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ إِنْ كُتِ بَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ أَلَّا تُقَاتِلُوا قَالُوا وَمَا لَنَا أَلَّا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَقَدْ أُخْرِجْنَا مِنْ دِيَارِنَا وَأَبْنَائِنَا فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ تَوَلَّوْا إِلَّا قَلِيلًا مِنْهُمْ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِالظَّالِمِينَ (246)

    246- Musa'dan sonra İsrail oğul­la­rının ileri ge­lenlerini görmedin mi? Hani onlar nebile­rinden bi­rine "Bize bir melik (komutan) gön­der de Al­lah yo­lunda sa­va­şalım" demişlerdi. O da: "Size harp farz kılındı­ğında, ya harp etmezseniz" dedi. Onlar "Biz Al­lah yolunda niçin harp etme­ye­lim. Biz yurtlarımız­dan ve çocuk­larımızdan çı­karıldık" dedi­ler. Harp kendilerine farz kılınınca da az bir kısmı dışındaki­ler, yüz çe­virdiler. Allah, zalimleri bilir.” (Bakara süresi ayet 2/246)

    Ama biz bu dünyada muhacir durumundayız ve asıl vatanımız cennettir.

    Adem aleyhisselam ile Havva anamız oradan indirildiler ve Rabbimiz de bize ve her birimize:

    ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً (28)

    28- Sen Rabbinden hoş­nut, Rabbin de senden hoşnut olarak Rabbine dön.” (Fecr süresi ayet 89/28)

    Ve bize de geldiğinde:

    الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ

    “Onlara bir musibet geldiğinde, "Biz Allah'a aidiz ve elbette O’na dö­neceğiz’ derler.” Buyurarak son yolculukta ne diyeceğimizi öğretiyor. (Bakara süresi ayet 2/156)

    Biz de Rabbimizin:

    سَابِقُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ آَمَنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ ذَلِكَ فَضْلُ اللَّهِ يُؤْتِيهِ مَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ

    “Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği gök ile yer genişliği gibi olan, Allah'a ve peygam­berlerine iman edenlere hazırlanan, Cennete doğru ya­rış ya­pınız. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bir lütufdur. Al­lah büyük lütuf sa­hibidir.” (Hadid süresi ayet 57/21, Al-i Imran süresi ayet 3/133)

    Emrine uyarak asli vatanımıza kavuşmak için bu dünyada koşarak ameli salihimizi yerine getirelim.

    Oyalanmayalım, çünkü son durağımızı Rabbimiz haber verir:

    وَأَنَّ إِلَى رَبِّكَ الْمُنْتَهَى

    “Son varış yeri Rabbinedir.” (Necm süresi ayet 53/42)

    Sevgili peygamberimiz, Abdullah bin Ömer’in omuzundan tutar ve

    عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا ، قَالَ : أَخَذَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم بِمَنْكِبِي فَقَالَ كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ ، أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ ، وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَقُولُ إِذَا أَمْسَيْتَ فَلاَ تَنْتَظِرِ الصَّبَاحَ ، وَإِذَا أَصْبَحْتَ فَلاَ تَنْتَظِرِ الْمَسَاءَ وَخُذْ مِنْ صِحَّتِكَ لِمَرَضِكَ وَمِنْ حَيَاتِكَ لِمَوْتِكَ.

    “Bu dünyada sanki gurbetteki garipmiş gibi veya yolcu gibi ol”demiş.

    Abdullah bu hadisi sanki şerh eder gibi hadisi dinleyene ve bize “Akşam olduğunda sabahı beklemeden görevini yap, sabah olunca da akşamı bekleme. Sağlıklı iken hastalığına, hayatta iken ölümüne hazırlık yap” diyor. (Buhari, Sahih, K. Rikak, bab 3)

     

    Yani Allaha karşı görevlerini yarına değil akşama bile bırakma.

    حديث (حُبُّ الْوَطَنِ مِنْ الإِيمَانِ

    “Vatan sevgisi “mandandır” kibarı kelamımızın aslının hadis olduğunu hiç söyleyen yoktur.

    Çünkü hepimizin fıtratına bu koyulmuş. Fıtratımızda vardır.

    Hadis kritikçilerinden Aliyyül kari ile Sehavi, manasının doğru olduğunu, yani İslam aykırı olmadığını söylerler. (Sehavi, Mekasıdi hasene 1/297

    Mevlana da Mesnevisinde:

    14639- “Bunun gibi (vatanı sevmek imandandır.) hadisi  doğrudur ama efendi, önce iyice vatanı tanı!...”

    14621- “Vatan sevgisinden dem vurma. Çünkü asli ve ebedi vatan  oradadır, burada değil...”

    14622- “Eğer vatan istiyorsan nehrin o tarafına geç. Bu sahih hadisi yanlış okuma!”

    3925- “ Eğer bu Dünyâda sâkin oluşum, benim için  firâk olmasaydı ( innâ  ileyhi râciûn) denilmezdi.”

    3926- “ Râci’: Ayrılmış olduğu şehre dönen,  zamânın tefrîkından sonra vahdet cânibine gelen kimsedir.”

    11461- “Buhâra, yârimin meskeni ve  şahımın şehridir. Benim  vatanım orası...  Âşıkk indinde (Hubbül vatan)ın manası da budur.”

    Bila’i Habeşinin ölüm döşeğinde hanımıyla aralarında geçen konuşmanın bir kısmında şöyle diyor:

    11187- “Zevcesi dedi  ki: Ey güzel tabiatlı; ayrılık zamanı. Bilâl de dedi ki: Hayır... Hayır... Vuslat  zamanı...”

    11188- “Zevcesi dedi ki:  Bu gece gurbete gidiyorsun, hısım ve akrabanın gözlerinden gâip olacaksın.”

    11189- “Bilal dedi ki: Hayır... Hayır.. Belki bu gece rûhum, gurbetten asıl vatana kavuşuyor.”

    Not: Mesnevilerin rakamları, Tahir’ül Mevlevi’nin şerhinin rakamlarıdır.