ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    RUHSUZLAR


     RUHSUZLAR

    30/12/2020

    Mahmut Toptaş

    Ecelin, saniyesinin değiştirilemeyeceğine, rızkı olan bir tek buğday tanesinin de kesilemeyeceğine iman eden bir Müslüman, bu dünyada hiçbir kimseden korkmadığından en özgür insandır.

    Yaptığı her şeyde Allah’ın rızasını kazanma hedefi olan bir Müslüman, kimsenin beğenisine, aferinine, alkışına, oyuna bakmadığından işi doğru, güzel ve faydalı olur ve Rabbi severse, kullarına da sevdirir.

    Allah’a kul olmayan, kula kulluğu tercih edenlere de merhametle muamele eder ve gavurluk zindanından keyf alan ruhunun azadı için çalışır.

    Göklerin ve yerin otoritesi de, mülkiyeti de Allaha ait olduğundan, yeryüzü ve gökyüzüyle olan işlerinde yalnız Allah’ın koyduğu kriterleri esas aldığından, yaratılan her şeye hak ettiğini Allah rızası için vereceğinden, hiçbir devletin tahakkümü altına girmemiş olur.

    Ama, yaratıcı olarak Allah’ı kabul edip, yönetici olarak kabul etmeyen ve kendisini Firavun gibi Rab kabul eden çağdaş insanlarımız, eğitim nedeniyle ruhları katledildiğinden insanı ilahlaştırmayı sevimli hale getirdiler ama dünyayı yaşanmaz hale soktular.

    Küçük bir ülkede binlerce insan, para karşılığı vatan haini, uyuşturucu baronu, fuhuş taciri, mafya babası…olabiliyor.

    Rabbimiz bunları, Yani Müslüman olmayanları ölü kabul ediyor:

    وَمَا يَسْتَوِي الْأَعْمَى وَالْبَصِيرُ

    “Görenle görmeyen bir olmaz.

    وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُ

    Karanlıklarla aydınlık (bir olmaz)

    وَلَا الظِّلُّ وَلَا الْحَرُورُ

    Gölge (serinlik) ile sıcak (bir olmaz)

    وَمَا يَسْتَوِي الْأَحْيَاءُ وَلَا الْأَمْوَاتُ إِنَّ اللَّهَ يُسْمِعُ مَنْ يَشَاءُ وَمَا أَنْتَ بِمُسْمِعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ

    Dirilerle ölüler bir olmaz. Şüphesiz Allah dilediğine işittirir. Sen kabirdekilere işittiremezsin.” (Fatır süresi ayet 35/19-22)

    Canlılar ama ruhlarını katletmişler ruhu aktladilenlerin koydukları sistemin başına geçenler de katletmeye devam ediyorlar.

    Ve o ruhu katledilmiş insanların kriterlerini her şeyin üstünde gördüğümüz günden beri kendimize gelemedik, başımızı dik tutamadık, kendimizle ilgili kararlarımızı onlarınkine ters düşmesin derdine düştük.

    Kur’an-i kerimi çok iyi bilen Mehmet Akif Ersoy merhum, bunlar için “Dipdiri meyyit/yani Canlı cenaze” diyor:

    “Âtîyi karanlık görerek azmi bırakmak...

    Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.

    Dünyâda inanmam, hani, görsem de gözümle:

    Îmânı olan kimse gebermez bu ölümle.

    Ey dipdiri meyyit! “İki el bir baş içindir”

    Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

    His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

    Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.”

    Yukarıdaki ayette Rabbimiz, kafirleri “Emvat/Ölüler” e benzetmişti.

    Şehrin meydanında bir adam, satın aldığı odunlarla kendi etrafına kuyu gibi yukarıya doğru bir daire duvar örüyor. Polisler veya zabıtalar evya halk ne yaptığını sorduklarında “kendisini yakacağını söylüyor. Siz buna ne dersiniz. Canlı yayında televizyonda görenler ne der.

    Tüm kafirler için Rabbimiz:

    إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أُولَئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِ

    “Şüphesiz ehli kitap ve müşriklerden olan kâfirler, cehennem ateşinin içindedirler ve ebedî olarak orada kalıcıdırlar. İşte onlar yaratılanların en şerlisi/kötüsüdürler.” (Beyyine süresi ayet 98/6)

    Bunu ben söylemiyorum. Kafirlerin hepsine acn, ten, kal, kalıp, nefes, beyin, akıl veren Rabbimiz söylüyor. Buna rağmen adam kendisini sevgili hanımını, ciğerparesi çocuklarını cehenneme hazırlarsa buna ne denir?

    Ayette onların cehennemlik olduklarını söylüyor. Bir de yaratılmışların en şerli olduklarını söylüyor. Ahirete şeksiz, şüphesiz iman ediyoruz ama görmedik. Ama o kafirlerin en şerli olduklarını görüyoruz.

    Müslümanın ruhu, içinde taşıdığı İslam’la bu dünyada, yüz yüze geldi.

    Bazı yanlış yollara girse de nereye döneceğini bildi ve bildiği yere gruplar halinde dönmeye devam ediyorlar.

    Halkı Müslüman ülkelerde dünyaya gelen, ailesi ve devleti tarafından ruhu katledilenler de, Müslümanları görüp dinleyince içlerinde tarif edemedikleri bir hisle mıknatıslanmış gibi asıllarına dönüyorlar.

    Almanya’da Türkiye’den giden Müslümanların açtığı bir caminin imamlığını Müslüman olan ve Bilal adını alan bir Almanın yaptığını, Hollanda’da en hızlı Müslüman düşmanı parti başkanının yardımcısının Müslümanlık aleyhine kitap yazarken Müslüman olduğunu ve şimdi Hollandalıları kurtarmak için çalıştığını biliyorsunuz.

    Ruh katliamına uğrayan, Hristiyan Hitler Almanya’da, Hristiyan Lenin Rusya’da, Komünist Mao Çin’de öldürdüğü insan sayısı yüz milyonun üzerinde.

    Son on yılı düşünün.

    Çocukken İslam’a göre çok masum, gülümseyen bu çocukların önce anne ve babaları, aldıkları eğitim nedeniyle çocuklarının safiyetini bozuyorlar.

    Herkes aynı eğitimden geçince ruhu çalınmış bu insanlar, seçimle elebaşı seçiliyorlar ve hangi devletin elinde işine yarayacak bir şey bulurlarsa hemen katliama başlayıp soygunlarını yapıyorlar.

    Ayette bildirilen “Bunlar yaratılmışların en şerlileridir” haberini herkesin gözüne sokuyorlar.

    Aslanlar, karnı doyunca etrafındaki ceylanlara saldırmıyor.

    Ruhsuzlar, çocuk ruhunu kirlettiler.

    Yazıktır. Bu ruhu katledilmiş Zombilere, Mankurtlara, gavurlara acıyalım da canlarımızı ve mallarımızı Allah rızası için,  bunların ruhlarını tatmin edecek, aslına döndürecek, Kelime-i Tevhitle buluşturuverelim de biz de kendimizi kurtarmaya çalışalım.