ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    SAVRULDUK AMA SARSILMADIK


     SAVRULDUK AMA SARSILMADIK

    05/03/2020

    Mahmut Toptaş

    Sağa savrulduk, sola savrulduk ama çekirdeğin özünü kaybettirmedik.

    Yakın zamana kadar televizyon ve basın dilinde orta doğudan haber verirken “Lübnan’da sağcı Hıristiyanlarla solcu Müslümanlar çatıştı” derlerdi.

    Türkiye’nin yüzde doksan sekizi Müslüman olduğu halde Müslümanların sağcısı ve solcusundan bahsederlerdi.

    Müslüman, yalnız Müslümandır. Cısı veya cusu yoktur.

    Türk filmlerinde mafya kendi aralarında İstanbul’u bölüşürler ve hiç biri diğerinin sınırlarını aşmaz.

    O kadar doğru ve dürüst davranırlar ki aralarında doğruluğun ölçüsü, caddenin karşısından soygun yapmamak onun yiğitliğine sayılırdı.

    Yaptıkları soygunlar, çalıp-çırpmalar, dövmeler, yaralamalar, öldürmeler ayıp değildi.

    Mafya idiler ama onların da sağcısı ve solcusu vardı.

    Sağa sola savrulduk ama özümüzü kaybetmedik.

    Türkiye’deki bütün sivil toplum kuruluşları bir araya gelmişler ve birlik beraberlik mesajı vermişler.

    Bu görüntü, özümüzün bozulmadığını gösterir.

    Şöyle düşünün, Sonbahar gelmiş, sıcaklar meydanı soğuklara bırakmış.

    Yapraklar ve çekirdekler, “Bir de ben yük olmayayım” diye rüzgar atına binmiş ve uzak diyarlara gitmişler.

    Çekirdekler ve tohumlar, bazen kuzey rüzgarlarıyla güneye, batıdan doğuya, doğudan batıya, güneyden kuzeye fırtına önünde sürüklenmiş, Allah’ın takdir ettiği yere konunca neslini yine devam ettirmiş.

    Sağ rüzgarların veya sol rüzgarların savurduğu tohumlar gibi bizim neslimiz, merkezi kaybetmişti ama bu savrulmalar  onların özüne dokunamadığı gibi yeşerip meyve vereceği yerler bulmasına sebep oluvermiş.

    Rabbimiz buyurur:

    وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوَى وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

    “…iyilik ve takvada yardımlaşınız, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayınız. Allah’tan sakının, Allah'ın cezası şiddetlidir.” (Maide süresi ayet 5/2)

    Bu savrulmalarda hiç birimiz diğerini ayıplamadan dünyanın neresinde olursa olsun günde beş vakitte, bazıları Cuma namazında, bazıları bayramdan bayrama, bazıları yalnız cenaze namazlarında birlik ve beraberlikten ayrılmamak için Kıbleye dönerek doğu, batı, kuzey ve güneydeki kardeşleriyle yüz yüze gelerek birlikteliğini göstermeye devam ettiler.

    Bazı gerçekleri anlamada geç kaldık ama, dinimizin düşmanları bizim anlayamadığımızı kendileri doğrudan, açık açık dinimize, saldırdığını, dini taşıyan canımızı almaya gelince anladık.

    Yani bıçağın tene girdiğini, bıçağın ucu kemiğe dayanınca anladık.

    Amerika’ya sağcı, Rusya’ya solcu devlet demişlerdi.

    Onlara güvenenlere de sağcı ve solcu denilmişti.

    Ama mafya usulü çalıştıklarını Suriye’de kendi aralarında bölüştükten sonra çizdikleri sınırı geçmemeyi dürüstlük sayarak, her ikisi de sağcı Müslüman, solcu Müslüman ayırımı yapmadan yalnız Müslüman olduğu için öldürmeye devam ederlerken, her ikisinin hem Suriyeli Müslümanları hem bizi öldürme konusunda tüm düşmanlarımıza yardım ettiklerinde anladık.

    Anladık ki, “Bir musibet, bin nasihatten evla imiş”