ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    İLAHİ HAVAMIZI, GAVUR NEFESLERİ KİRLETEMEZ


    İLAHİ  HAVAMIZI, GAVUR NEFESLERİ KİRLETEMEZ

    19/11/2019/Salı/Milligazete

    İstanbul dışına konferans için çıktığımda, “Eeee hocam, ne var ne yok İstanbul’da? Diye sorarlar.

    “İstanbul hava alanından bu şehre gelinceye kadar havanın hep sisli olduğunu gördüm.

    Her yerde hava aynı idi.

    Şehirler, Rakımlarına göre derece farkı gösterse de bu ülkede üç aşağı beş yukarı aynı hava eser.

    İstanbul’da on beş milyonun on dört buçuk milyonu Kur’an-i Kerime iman eder ve onun için canından geçmeyi göze alır ama bazıları Şeriata karşıdır.

    Kabahati, Şeriata karşı olanlarda aramayın.

    Her Cuma namazı ve bayram namazları için gelen bu insanlara Şeriatı tanıtamamışız.

    Birileri kapkara bir karikatür çizmiş ve altına da “Şeriat” yazmış ve o adamlar o karikatürdeki şeriata karşılar.

    Ben de, o kafirlerin tarif ettiği şeriata karşıyım.

    “Şeriata karşıyım” diyenle ben beraberim.

    Bu sözü söyleyenler, Kur’an’ın ve Sünnetin tarif ettiği Şeriata karşı değiller.

    İçlerindeki karayı karikatür kelimeleriyle bize sürenler, her ne kadar manevi havamızı kirletmek, zehirlemek, insanların iman boğazını sıkmak için kara kalplerinde marsık yakarak kirli havalarını, en modern vantilatörlerle havamıza enjekte etseler de, gavurun işkembesinden çıkan karanlık havalar, zehirli düşünceler, insanımızın kalbinde esen İlahi havaları bulandırsa da zehirleyemez, kirletemez, devamlı olamaz.

    Çünkü zehirli inkar fırtınaları, ölümlü insanların ürettiğidir, İlahi havalar ise, Kalbimizi, kanımızı, tenimizi, canımızı yaratan ve milyarlarca hücremizi besleyen Hay ve Baki olan Allah celle celalühün kelamı olan Ayetlerin hayata yansıyan havasıdır.

    Karl Marx öldü. Komünist Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yıkıldı. Binlerce komünist delikanlımız şu anda bulunduğu il, ilçe ve köyde Müslümanca yaşamaya devam ediyor.

    Yetmiş yılda yetmiş milyon insanın ölümüne sebep oldu ve devrildi gitti.

    Sıra kapitalist gavurlarda.

    Hükümetin veya muhalefetin bize yalan yanlış ulaşan haberleri üzerine konuşursak günahsız kalkamayız bu sohbetten.

    Gelin, bu sohbetimizi şu ayetler üzerinden sürdürelim:

    وَكَأَيِّنْ مِنْ نَبِيٍّ قَاتَلَ مَعَهُ رِبِّيُّونَ كَثِيرٌ فَمَا وَهَنُوا لِمَا أَصَابَهُمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَمَا ضَعُفُوا وَمَا اسْتَكَانُوا وَاللَّهُ يُحِبُّ الصَّابِرِينَ (146)

    146 Nice nebilerin yanında birçok Rıbbiyyûn (Rabbe kul olan alimler) savaştılar da, Allah yolunda kendilerine isabet edenden dolayı ne gevşediler, ne yıldılar, ne de boyun eğdiler. Allah sabredenleri sever.

    وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلَّا أَنْ قَالُوا رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ (147)

    147 Onların dedikleri ancak şu idi: "Ey Rabbimiz, bizim günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı sabit kıl, kâfir topluluğa karşı bize yardım et.”

    فَآَتَاهُمُ اللَّهُ ثَوَابَ الدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ الْآَخِرَةِ وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ (148)

    148 Nihayet, Allah onlara dünya nimetini ve âhiret sevabının güzelliğini verdi. Allah iyilik yapanları sever.

     (Al-i Imran süresi ayet 3/146-148)

    Gelin, yaptıklarımızdaki eksik ve yanlışlarımıza,

    Yapmamız gerektiği halde bilerek ve bilmeyerek yapmadıklarımıza tevbe edelim, af talebinde bulunalım ve hemen eksiklerimizi tamamlamaya çalışalım.

    İsraftan kaçınalım.

    Nefes israfından kaçınalım. Her nefesimiz tarlada, bağda, bahçede, karakolda kışlada, fabrikada, yolda, masa başında, evde her hal ve harekette Allah için olmasına dikkat edelim.

    Zamanı kurşunlamaktan sakınalım.

    Sohbette sonra “Asr” süresi okuyup dağılacağız. Evinize varınca Ankara’dakileri övmek veya sövmek verine “Asr” süresinin anlamını okuyalım, en değerli sermayemiz olan ömrümüzün bir saniyesini boşa geçirmemeye dikkat edelim” anlamında tatlı bir sohbet kaynattık.