ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    ŞARON’UN DÖNMESİ ÜMİDİ


    Dünkü gazetelerde eski terör çetesi lideri Ariel Şaron Ocak 2006 tarihinde geçirdiği beyin kanamasından bu ayna bitkisel hayat sürdürürken kendine geldiği ve söylenenleri anladığı haberi vardı.

    14 yaşında siyon terör örgütüne giren, 1953 yılında bir Filistin köyünü basan ve “Hepsini öldürün” emri veren, altmış Müslüman’ı öldüren, 16 eylül 1982 yılında Beyrut’un güneyinde Sabra, Şatilla ve Burc el-Beracine kamplarında kalan Filistin’li mültecilere baskın düzenleyip 991 mülteci Müslüman’ı öldüren, Başbakan olduğu 2001 den bu yana dört bine yakın sivil halkı öldüren, 22/03/2004 Pazartesi günü sabah namazını camide kıldıktan sonra 05.30 sıralarında Filistin’in Gazze kentinin Sabra Mahallesi’nde İsrail askeri helikopterinin attığı üç füze ile şehit edilen Hamas lideri Şeyh Ahmet Yasin’in ve yedi arkadaşının şehadetine sebep olmuştu.

    Ariel Şaron, terör örgütü lideri olarak her yerde aranırken, “biz örgüt olmaktan çıktık devlet olduk” dedikten sonra aranmaktan kurtulan bu adam, saygısızlıkta o kadar ileri gitti ki, kendisine saygılar sunmak için Kudüs’e gelen Türkiye Dışişleri Bakanı sayın Abdullah Gül ile Yahudi soykırım müzesini ziyaret ederken, işgalci İsrail askerleri Beyti Lahye’de sekiz Filistinli çiftçiyi ve çocuklarını öldürmüştü.

    01/02/2005 günü İsrail genel kurmay başkanı Türkiye’de iken tam görüşme saatlerinde yine bir Filistinli çocuğu öldürdüler.

    Yani “Sizi takmadığımızı anlayın gayri” demişti.

    Filistinlilerin mallarına el koyduğu yetmemiş gibi bir de rüşvete bulaşmıştı.

    05/01/2006 tarihli gazetelerde Ariel Şaron’un Avusturya’lı Martin Shlaff’tan üç milyon dolar rüşvet aldığı yazılıydı.

    Katil terörist o kadar ileri gitti ki, işin farkında olan samimi Yahudiler, Amerika’da Şaron’un yaptıklarını tel’in mitingleri düzenliyorlardı.

    Kendisi de attığı okların kendi başına düşeceğini hesap ettiğinden, Ajansların haberine göre Şaron hükümeti, şehrin sokaklarında her elli metre arayla “İlk Yardım Kutusu” yerleştirmeye karar vermişti.

    Bitkisel hayata girdiğinde ben de 27/02/2006 tarihli Milligazete’deki makalemde “Allah, Şaron’a uzun ömürler versin.

    Hastalığından kurtulsun, doktorların tedavisi faydalı olsun ve bu gidip gelişler sonunda aklını başına alsın ve Müslüman olsun.

    Allah ona hidayet nasip etsin.

    Tevbe kapılarının açık olduğunu bildiğinden Kur’anın tanıttığı Rahman ve Rahim olan Allaha yönelsin ve yaptıklarına tevbe etsin.

    Diliyle tevbe ederken o güne kadar Filistin’de, Lübnan’da öldürdüğü on binlerce masum Müslüman’ın varislerini bulsun, bir dilenci gibi kapılarında özür dilesin.

    Öldürdüğü Müslümanların diyetini ödesin, ondan sonra Birleşmiş Milletlere varıp Genel Kurul toplantısında Şehadet kelimesi getirerek Müslüman olduğunu bütün dünyaya anlatsın.

    Biz, rahmet peygamberi, sevgili peygamberimizin, Allahın aslanı, efendimizin amcası, Hz. Hamza’yı şehid eden Vahşi’yi af ettiğini biliyoruz.

    Afveden, afvetmeyi seven Rabbimizin, şirk hariç dilerse bütün günahları afvedeceğini Kur’anından öğrendik ve iman ettik.. (Nisa 116)

    Buhari’nin sahihinde rivayet edilen hadislerde 99 insanı öldüren birinin tevbe edince afvedildiğini, Günahkâr bir kadının susuz köpeğe su vermesi nedeniyle afvedildiğini öğrendik. (Müslim, selâm hadis 2244, 2245)

    Eğer Şaron’a iman nasip olmayacaksa Allah’tan uzun ömürler dilerim.

    Kur’anın ifadesiyle Erzel-il ömüre kavuşmasını dilerim.

    Ağlattığı her annenin ağladığı kadar ağlayıp inlemesini,

    Anasız-babasız kalan her çocuk kadar yalnız kalmasını,

    Yangınlarda yaktığı her insanın yangınını iç dünyasında tatmasını,

    Attığı her bombanın gürültüsünü beyninde duymasını, beynini parçaladığı insan sayısınca beyninin kendi doktorları tarafından parçalanmasını dilerim.

    Şaron, iniltiler içinde uzun ömür yaşasın da diğer zalimlere ibret olsun.” Demiştim.

    Rabbimiz, “Bu zalimlere, bu (âhiret) azabından önce de azap vardır. Ancak on¬ların birçoğu bilmez¬ler. Buyurmuş. (Tur süresi ayet 47)

    “Belki dönerler diye, onlara büyük azaptan önce, küçük azabı tattıracağız.Yalnız ahirette mi azap edilecek?” (Secde süresi ayet 21)

    Not: Bu ayetin açıklamasını “Şifa tefsiri” nden bir okuyuverin. İsteme telefonu (0212) 5111085 Cantaş yayınevi.