ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    02.04.2014


    DEMOKRASİ ADINA

    Ben, demokrasinin ülkemize ayak basmasından bir sene sonra dünyaya gelmişim.

    67 yıldır demokrat bir Türkiye’de yaşıyorum.

    Demokrasiye yürekten iman etmiş insanlardan bu güne kadar memnun olan tek insan görmedim.

    İktidarda ise memnun, muhalefete düşmüşse şikayetçi.

    İlk Milletvekili seçiminin 21 Temmuz 1946 da yapılması nedeniyle Demokrasi de ülkemize ithal edilmiş oldu.

    Demokrasiyi getiren İsmet İnönü olması nedeniyle Demokrasinin ne menem bir şey olduğunu anlatmak da ona düşmüş ve seçimi açık oy gizli sayımla gerçekleştirmiş.

    Bu seçimle CHP oyların yüzde 85 iyle 395 Milletvekili çıkarmış, DP yüzde 13 oyla 66 Milletvekili çıkarmış ve ilk defa bu seçimin Demokrasiye uymadığını söylemiş.

    Seçimlerin demokratik olmadığını hep kaybedenler söylemiştir.

    1950 de seçimi kazanan DP parti olunca CHP seçimlerin demokratik olmadığını mırıldanmaya başlamış, bakmış öbür seçimleri de kaybedince 1960 da demokrasi adına darbe yapılmış ve bilek güzüyle demokrasi ülkemize yeniden getirilmiş.

    Oyun çoğunu alan Demokrat parti demokrasi düşmanlığından yargılanmış ve Başbakanla iki bakanı idam edilerek demokrasiye yeniden kan verilmiş.

    Yapılan ilk seçimlerde İsmet İnönü kazanamayınca 12 Martta demokrasiye yeniden kan verilmiş.

    Bu sefer yaşlı insan kanı değil gencecik, gençliğinin baharında, gök ekin biçer gibi soldan delikanlıların kanı verilmiş.

    Yapılan ilk seçimde yine İsmet İnönü ve talebesi Ecevit kazanamayınca 1980 de 12 Eylül darbesiyle hem sağdan hem soldan genç insan kanıyla demokrasi yeniden kanlandırılmış.

    1969 seçimleriyle beraber yepyeni bir ses yükselmeye başlamış.

    Milli Görüş hareketi her yerde baharda çayırların, çiçeklerin yeşermesi gibi gelmeye başlayınca demokrasiyi kanla ayakta tutmaya çalışan ve kendini devlet kabul edenlerden, sayıları hiç bir aman binde biri bile bulmayanlardan biri, “Yüzde doksan dokuz alsalar yine de devleti onlara teslim etmeyiz. Ülkede demokrasi var” demiş ve demokrasinin tarifini yapmıştır.

    1970-1980 arasında binlerce üniversite genci demokrasi adına öldüler.

    Siyasiler, askerler ve hukukçular da onları demokrasi adına öldürdüler.

    Daha hatıralarımızda taptaze yaşayan ve hala bir çoğu olayın içinde olan Ergenekon ve Balyoz davalarında tutuklanan generaller demokrasi istiyorlar, onları içeri atan yetkililer de demokrasiyi koruma adına onları tutukladıklarını söylüyorlar.

    Barış Ve Demokrasi Partisi (BDP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve dağdaki Kara yılan ülkede demokrasi istiyor.

    Bu yolda kırk bin insanımız ölmüş. Göçler yaşanmış, analar ağlamış, ne hikmetse ağlayan da ağlatan da demokrasi istiyor.

    Asgari ücretten şikayet eden de, asgari ücreti bulamadığından şikayetçi olan da demokrasi duasında.

    Aradan yetmiş yıl geçmiş demokrasi bir türlü dikiş tutturamamış.

    Ecdadımız “Allah adına” demiş, dünyanın yarısını adaletle idare etmiş.

    Biz, kendi yavrularımızın kanıyla beslediğimiz demokrasi adına elimizdeki toprakların parçalanmasına zemin hazırlamakla meşgulüz.