ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    03.01.2011


    DİLE YASAK KONAMAZ

    Zalim zorba bir adam kalksa da “Bütün insanların parmak çizgilerini silip benim parmak çizgilerime uyduracaksınız” dese buna bütün insanlar karşı çıkarlar mı?

    Ben “Evet” diyemem.

    Duruma göre fikir değiştiren, karaya ak, aka kara diyen bunca insanı gördükten sonra “evet” demek mümkin değil.

    Kanaati henüz değiştirilmemiş insanlar, topluca parmak çizgilerinin değiştirilmesine karşı çıktılar kabul edin.

    Yedi milyar insan, zencinin derisini yüzüp, ters yüz edip beyazlaştırmaya da karşı çıkarlar.

    Yani Rabbimin yarattığının en iyi olduğuna ve değiştirmenin insana ve insanlığa zarar vereceğine inanırlar.

    Rabbimiz, Rum süresinin 20-25 inci ayetlerinde göklerin, yeryüzünün, Ademin ve eşinin, uykunun, yağmurun, şimşeğin, yıldırımın…hepsinin Allah tarafından yaratıldığını ve bunların hepsinin Allahın varlığına ve birliğine delil olduğunu haber verirken 22 inci ayette “Dillerinizin ve renklerinizin ayrılı da Allahın ayetlerindendir” buyurur.

    Ses tellerimizin ayrılığı, karakterlerimizin farklılığı, renklerimizin ton farkı, kabiliyetimiz, karakterimiz, sevgimiz, nefretimiz, hırsımız, cesaretimiz, korkumuz, aklımız, fikrimiz, parmak çizgimiz.. Bunların hepsi Allahın yaratmasıdır.

    Aklı yaratmak insanın elinde olsa herkes kendi çocuğundan önce kendisine Himalaya dağı kadar akıl yükleyecek sonra da altında kalıp ezilecek.

    Bu kadar farklı yaratılan insanların bu kadar ayrı düşünmesi de insanın ve insanlığın hayrınadır.

    Yeter ki ayrılıklar ve aykırılıklar çatışmaya dönüşmeden önce akıllarımızı yaratanın gönderdiği terazi olan Kur’ana müracaat edip doğrunun tespiti yapılsın.

    Elinize bir sandalye alsanız ve bunun kilosunu 550 milletvekiline sorsanız, gramıyla beraber söylediklerinde 550 görüş ortaya çıkar.

    Hangisinin ki doğru?

    Hiç biri.

    Peki, oylamayla doğru bulunabilir mi?

    Hayır, terazinin olduğu yerde bir şeyin kilosunun belirlenmesi için oylama olmaz.

    Eşler arasında bile anlaşmazlık kendi aralarında çözülemiyorsa “Hakem” usulüne müracaat edilmesini emreden Rabbimiz, (Nisa süresi ayet 35) bütün ihtilafların, ayrılık ve aykırılıkların Allahın kitabına ve Rasülünün sünnetine göre çözülmesini emreder.

    Hucurat süresinde ırkların ve kabilelerin Allah tarafından yaratıldığını, Rum süresinde, dillerin de Allahın ayeti olduğunu haber verdiğine göre bu ayrılıklarımızın bize faydası olduğunu da haber vermiş oluyor.

    Yeter ki biz, bütün insanları kendi çizgimize değil, parmak çizgilerimizi, ses tellerimizi, şahsiyetimizi, şekillerimizi yaratanın çizgisine çağıralım.

    Tolumun ihtiyacını karşılamada, yüklerimizi omuzlamada, sorumluluklarımızı paylaşmada farklı yaratılışımızın faydası vardır.

    Doğuştan verilen bu özelliklerimizle ölçülmeyeceğiz kıyamet gününde.

    Yani, Türk, Kürt, Alman, Hind oluşumuzla değil, bu özelliklerimizle ürettiğimiz değerlerden mükafat veya ceza göreceğiz.

    O Allah, biz insanları konuşan bir peygamber olan Adem’in neslinden çoğaltarak yeryüzüne yaymış ve medeni bir hayatla başlatmış insanlık tarihini. (“Şifa Tefsiri” inden Bakara süresinin 31 inci ayetinin tefsirine bak)

    Mimari eserde binlerce yılın etkileri görüldüğü gibi nesir veya şiirde de binlerce yılın etkisi görülebilir.

    Mimaride kulübeden saraya kadar yükselindiği gibi dilde de az kelimelerden yüz binlerce kelimeye geçilir.

    Mimari eserden bazen düşen bir tuğla gibi bazı kelimeler de o dilden düşer ve eski yerine koyan biri çıkmazsa yok olur gider.

    Parmak çizgilerimizi kazıyıp filanın çizgisine benzetmek mümkin olmadığı gibi binlerce yılda meydana gelen dillerde öyle kolay kolay yok olmazlar.

    Bir toplumu birbirine bağlayan görünmez bağdır dil.

    Dil, kişinin özünün söz halinde dışa çıkması ve kendini diğer insanlara tanıtma kartıdır.

    Özümüz, Allahın boyasıyla boyanırsa sözümüzün çeşitliliği, rengimizi farklılığı, ırklarımızın çokluğu fazilet/değer, ameli salih üretimine katkıda bulunur. (Allahın boyası için bak Bakara 138)

    Benliğimizi kaybedip Belçika modelinden, Amerika modelinden, İspanyol modelinden kendimize benlik kazandırmaya başlarsak kimliği kaybeden adam durumuna düşer ve birbirimize düşman oluruz.

    Her dilden, her renkten, her ırktan, her dinden insanı bir arada tutan ve bin yıllık temiz deneyime de sahip olan İslam modelinden ayrılalı, yüz yılda yüz binlerce insanımızın katledilmesinden ibret almadık hala bizi parçalayanları model almaya ve bu yolda ölmeye ve öldürmeye çalışanlarımız var.

    İnsan rengini yüzerek değiştirmeye çalışanlar, ses tellerini, parmak çizgilerini, dilleri değiştirmeye çalışanlar, önce kendilerini yorarlar, sonra karşılarındakini bozarlar ve bozana da bozulana da zarar verirler.