ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    03.06.2014


    CEZA YASASI DEĞİL EĞİTİM YASASI

    İnsanı yaratan kimse, onun nasıl eğitileceğini en iyi bilen de odur.

    Ayağımızın altında çiğnediğimiz toprak, ciğerlerimize çekip kirli hava halinde çıkardığımız hava, içip kirleterek attığımız suyun birleşimi olan tabiatın böyle mükemmel bir insan yaratamayacağı bilimsel olarak da ispat edildiğine göre “her şeyi yaratan bir Allah vardır” inancı herkes tarafından kabul edilmiş durumda.

    Ancak, Allah’ın koyduğu tabiat kanunlarından memnun olduğu halde onları bile bozmaya çalışan insan, Rabbimin koyduğu Şeriat kanunları, çıkarlarını zedelediği için ona uyulmasını yasakladığı gibi uymayı isteyenleri de dünyadan yok ederek çıkarlarını korumaya çalışıyor.

    Bunu yaparken kendi çocuklarını bile canavarlaştırdığının ve cehennem odun yaptığının farkına varmıyor.

    1400 yıl önce Rabbimiz, insanlık ailesine rahmet olsun diye gönderdiği peygamberiyle indirdiği ayetlerinde ilk cümle “Rabbin adıyla oku” diyerek eğitime dikkatimizi çekmiş.

    Olmazsa olmazımız eğitim.

    Şeytani eğitim değil.

    Şeytanlaşmış ve insanları sömürerek semirmeyi hedeflemiş insanların koyduğu eğitim değil.

    Rahmani eğitim.

    İlk inen süre olan Fatiha süresiyle insanların asıl ahiretteki cezadan çekinmeleri gerektiğine dikkat çekmek için “Maliki yevmiddin/ (Hamd) ceza gününü sahibi Allah’adır” buyurmuş.

    İnsanların kula kul olmak için değil Allaha kul olmak için yaratıldığı ifade edilmiş.

    Mekke’de geçen 13 yıllık hayatında inen ayetlerde iyiyle-kötü, güzelle çirkin, hak ile batıl, eğri ile doğru, hayır ile şer belirlenmiş ve uyulması sağlanmış.

    Ceza yasasıyla ilgili ayetler Medine’ye hicretten sonra inmeye başlamış.

    Önce Kur’ana göre şekillenen bir toplum meydana getirmek için çalışılmış.

    Rahmani eğitimin her şekli yapılmasına rağmen nefsine uyup kötülük işleyenler her toplumda olabileceğine  de dikkat çekilmiş.

    Peygamber eğitiminden geçen Yakup aleyhisselamın çocukları, kardeşleri Yusuf’u yok etme işine girişmişlerdir.

    Yüzde doksan dokuzu suç işleyen bir toplumun eğitimle yüzde dokuza düşürülmesi, hatta yüzde bire indirilmesi esastır.

    Sıfırlamak hiç bir dönemde olmamıştır.

    Ashab-ı kiramın değeri oradan gelir.

    Kıyamete kadar gönül alemimizin yıldızı olmaya devam edeceklerdir.

    Bu günlerde suç oranlarının artmasına bakarak siyasilerimiz çareyi cezaları artırmakta görüyorlar.

    Doğru bir yol olmadığının delili, cezaların artırılması tartışmalarının devam ettiği günlerde de suçların durmadığıdır.

    Ceza yasalarını artırmak veya eksiltmekten vazgeçip derhal eğitim Yasalarına ağırlık verilmeli.

    Eğitimde okunacak kitapları seçerken en büyük olan, en çok tanınan, herkesten daha alim olan, verdiği bilgiler zaman aşımına uğramayan, peygamberleri, hikmet sahibi insanları, filozofları, şairleri, bilim adamlarını yaratanın kitabı birinci sıraya alınmalı ve her vatandaşın onu içeriğiyle birlikte bilmesi sağlanmalı.

    O kitabın yaşanma konusunda model olan, örnek olduğu bildirilen sevgili peygamberimizin hayatı her vatandaşımız tarafından bilinmeli.

    İmam-Hatip Liselerindeki dersler normal liselerin dersi olmalı.

    Her vatandaşımızın en az o kadar bilgisi olmalı.

    İmam-Hatiplerin dersleri yeniden Kur’an, Sünnet ve 1400 yıllık fıkıh hareketlerini enine boyuna araştıracak hale getirilmeli ve İlahiyatlar dünyayı İslami açıdan görecek ve o istikamette yönlendirecek eğitimciler yetiştirecek hale getirilmeli.

    Eğitimin etkisini görmek için 30 Mayıs Cuma gününü hatırlayın.

    Taksimde Gezicilerin talanı, Sultanahmet’te Anadolu Gençlik Derneğinin Fetih yürüyüşünü gözünüzün önüne getirin.

    Taksimde on binlerce polis görev yaparken Sultanahmet’te polis göze çarpmıyordu.

    Taksimde talan varken, Sultanahmet’te namaz, sevgi ve saygı vardı.

    İki tarafta bu ülkenin insanları.

    Fark, aldıkları eğitim gıdası.

    İkisi de aynı soyguncuların, sömürgenlerin koyduğu kurallara göre eğitim aldılar ama biri sömürgenlere karşı korunmanın tek yolunun yaratana sığınmak olduğunu bilmesi öbürünün, sol eliyle yumruk salladığı sömürgenler sağ eliyle hizmet ettiğinin farkına varmamasıdır.

    Onları da suçlamıyorum.

    Bizi bu hale getiren ve getirmeye de devam edenlere kızıyorum.

    Kızmak, havayı yumruklamak da  yeterli değil, iş yapmak gerekli.