ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    03.07.2014


    AYDINLIK GÜNLERE YÜRÜYORUZ

    Gökyüzünde yağmur, yeryüzünde çamur olmayınca teknelerde de hamur oluşmamış.

    Toprak ekin vermiyor, koyun kuzu, keçi oğlak doğurmuyor.

    Dereler kurumuş, yaralar azmış, çocuklar gıdasız kalmış.

    Nüfus artmış, yerle gök birlikte cimrilik yarışına başlamış.

    Geçim sıkıntısı her kafadan ses getirmeye başlamış.

    Bunu fırsat bilen düşmanlar, üzerlerine çullanmış.

    İçten hastalıklar ve hastalıklı dostlar saldırırken dıştan düşmanlar saldırmış.

    Böyle bir durumda kalanlar ne yapabilirler?

    Oturduğumuz erden ahkam kesmeye gerek yok. Yaşanmış bir hayat var.

    Orta Asya’da hayat süren Türklerin başına gelmiş bu söylediklerim.

    “Kavimler Göçü” meydana gelmiş.

    Batıya doğru yol alırlarken zaruretler onlara tekeri icat ettirmiş.

    Ağırlıklarını tekerle kolay taşımışlar.

    Ve batıya doğru göç yolunda Müslümanlarla karşılaşmışlar.

    Müslüman olmuşlar ve İslam bayrağını Viyana’dan Yeni Delhi’ye kadar dalgalandırmışlar.

    Kara hanlılardan Osmanlılara kadar batıda Alpaslan, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz, Kanuni, Doğuda Timur, Babür Şahlar...

    Bu gün Doğu Türkistan’da, Çeçenistan’da, Afganistan’da, Karabağ’da, Filistin’de, Mısır’da, Libya’da, Suriye’de, Irak’ta, Myanmar’da Guantanamo’da bir daralma, sıkıştırma, baskı, ambargo, katliam varsa bütün bunlar, Müslümanların doğum sancılardır.

    Adamın biri Hazreti Ali’ye sorar: “Gökler yay olsa, yeryüzü yayın teli/kirişi olsa, afetler ok olsa, insanlar nişan olsa, atan da Allah olsa, şimdi insanlar nereye kaçarlar?” der.

    Hazreti Ali cevap verir, “Allah’a kaçsınlar” (Timur’un Tüzüğü/Tüzükat-ı Timur, 2010, İnsan Yayınları, sayfa 26)

    Bütün yollar dünya kafirler tarafından kesilse, cennet yolu eşkıyası, cehennem davetçisi inkarcılar, dört koldan saldırsa, Müslümanın bir anlığına bile gönlüne ümitsizlik gelememelidir. Allah var, keder yok diyerek yoluna devam etmelidir.

    “Ümit kokulu haberleri, Hazreti Ali’den, Timur’dan, geçmiş tarihten değil, çağımızdan ver” diyenlere gözümüzün önünde her gün her saat değil her saniyede umut kokuları saçan Rabbimizin bilgisi içinde meydana gelen olayları gözden geçiriverin.

    Daha düne kadar ülkelerin harimi namusunu çiğneyerek ülke içinde soyguncu askerleriyle Müslüman öldüren ülkeler, evlerinden çıkamaz olduğu gibi, soyup soğana çevirdiği insanların kendi sokaklarında gezişini perdeli camların arkasında korkak ve titrek yüreklerle seyrediyorlar.

    Mankurtlaştırdığı ülke yöneticilerine “Başının çaresine bak, sana yardım için asker gönderemiyorum, Mücahitlerden korkuyorum” diyor.

    Dünya ülkelerinin yarısından fazlasına ticaret ve seyahat kastıyla gitmeyin diye halkına uyarıda bulunuyorlar.

    Yaptıkları kötülükler, kendi başlarına dökülmeye başladı.

    Dünyanın dört bucağında ticaret yapan Müslümanlarımız olduğu gibi, yedi iklim dört bucakta “Eğitim böyle olur” diyen eğitimcilerimiz var.

    Rabbimiz buyurur: “De ki: "Ey kendilerini israf eden kullarım, Al­lah'ın rahmetin­den ümit kes­me­yin. Şüphesiz Allah, bütün günahları afveder. Muhakkak O bağışla­yan­dır, mer­ha­met edendir.” (Zümer süresi ayet 53)

     "Rabbimin rahme­tinden, sapıklar­dan başkası ümit kes­mez" dedi. (Hıcr süresi ayet 56)

    Bütün çağların sahibi olan Allah, bu çağda Müslümanların yükselmesini murat etmişse kimse bunu durduramaz.