ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    06.03.2013


    VAHDET/BİRLİK

    Gerçek vahdet, Ehad’a inananlar arasında olur.

    Bir olan Allah’a iman edenlerde birlik meydana gelir.

    Yerde deniz, gökte yıldız, dalda çiçek, elde çocuk, dağda taş, havada kuş ayrı görünseler de kusursuz bir tabloyu oluştururlarken çokların birliğini gösterdiği gibi, renkleri, ırkları, bölgeleri, kıtaları, kabiliyetleri, dilleri ayrı insanların Tevhid’de birleşmeleri de birbirine kurşunla bağlanmış tuğlaların bir saray oluşturması gibi İslam toplumunu meydana getirirler.

    Ağaç bin olsa da orman bir olur.

    Çiçek yüz olsa da dal bir olur.

    Altı bin küsur ayet bir tek kitabın kelamıdır.

    Bin bir çiçekle bir bahar olur.

    Hepimiz, Allah tarafından uzatılmış sağlam bir ipe sarılmışız,

    Dışımızı onun tek güneşi aydınlattığı gibi, içimizi onun eşsiz nuru aydınlatıyor.

    Bir tek Allah’ın kullarıyız,

    Bir babanın çocuklarıyız,

    Hazreti Muhammedin ümmetiyiz.

    Allah’ın vahyine göre bal yapan arıyla, kartalın,

    Hamsiyle balinanın,

    Karıncayla filin davranış farkı, ayrılığın değil ahengin işareti olduğu gibi,

    Mekke’den, Sydney’den, Senegal’den, Londra’dan, Tokyo’dan, İstanbul’dan, Berlin’den.... dünyanın her bir yerinden cennete doğru koşan Müslümanların mekan farkı, koşma şeklindeki çeşitlilik ayrılığı, aykırılığı değil birliği, beraberliği ifade eder.

    Milyarlarca yıldızın her biri kendine takdir edilen yörüngesinde dönerken birliği oluşturur.

    Birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, kenetlenen saflarımızı, düşmanın planı, hilesi, taktiği bozamaz.

    Bizi, ancak bizden olanların benliklerinden kaynayan kıskançlık, hased, çekememezlik bozar.

    Bu hastalıklar, bizi değil Yusuf aleyhisselam gibi birini bile kuyuya attırır.

    Üç veya hiç tanrıya inananlar, ya servet, ya şehvet, ya da şöhret putunun önünde toplanırlar.

    Leş etrafında toplananlar gibi işleri bir olsa da dişleri ve kalpleri paramparçadır.

    Bizim dillerimiz, aynı nağmeyi terennüm eden sazın telleri gibidir.

    Ayrı ayrı olsa da aynı şehadeti söyleriz.

    Bizim siyah, sarı, beyaz ellerimiz, arşı alayı taşıyan melekler gibi,

    Aynı kubbeyi taşıyan direkler gibi,

    Ayrı ayrı olsa da aynı İslam binasına omuz vererek kulluk görevimizi yerine getirirken vahdeti sağlarız.

    Organlarımız ayrı olsa da, her birinin görevi ayrı olsa da aynı insana hizmet ettiği gibi,

    Biz, ayrı ülkelerde, ayrı dillerle, ayrı kapasitelerle, ayrı kabiliyetlerle aynı İslam’a hizmet ederiz.

    Leş etrafında birleşenler, topla tüfekle tenlerimizi, vatanlarımızı ayırsalar da gönüllerimizi parçalayamazlar.

    Allahın kelamıyla tatmin olan gönüller,

    Tenini parçalayanlara bile bakınca güler,

    Ve “Keşke Rabbimin beni afvettiğini ve bana cenneti ikram ettiğini bilselerdi” der.