ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    06.05.2014


    ÖLÜ KUŞ UÇAMAZ

    Havada nazlı nazlı uçan kuşu yakalayıp tartsak kaç kilo ve gram gelmişse aynı kuşun ölüsü de o kadar kilo ve gramdır.

    Aynı ayak ve kanatla ölü kuş uçamaz.

    Canlı kuşun farkı, o görmediğimiz canı taşımasıdır.

    Dünyada en büyük bülbülün ağırlığı 25 grammış.

    Göç esnasında yırtıcı kuşlara yem olmamak için üç bin metre yüksekten uçarmış.

    Ama ölünce bütün kuşlar uçamazmış.

    Ölünce kaybettiği şey ne ki?

    1983 yılında kendini Bolu beyi zanneden bir Tuğgeneral beni sorgulamak için gözümün içine baka baka yanındaki astsubaya “Bunu Tugaya getirin” emri üzerine alındığımda üç ayrı arabayla götürdüler Tugaya.

    Komutanın emrini beklerken yanımda beni yalnız bırakmayan üsteğmenle uzun sohbet esnasında üsteğmen “Ruh denen şeyin bu güne kadar görülmediğini, onun için varlığını kabul etmeyenlerin olduğunu ve  kendisinin de kabul etmediğini” söyleyince, “Evli misin? Dedim, “Evet evliyim” dedi.

    “Severek evlendiniz?” değil mi.   “Evet”

    “Neyini sevdin?

    “Yüzünü, özünü, gözünü, kaşını...sevdim ve evlendim” dedi.

    Severek evlendiğin o değerli eşinin bir akşam dönüşünde kalpten ölüverdiğini görsen ne yaparsın?” “Eee defnederiz” dedi.

    “Niçin defnediyorsun? Kaş, göz, yüz, saçlar, ten yerinde duruyor. Sen bir asker olarak bir bölük düşmandan korkmazken çok sevdiğin eşinin yanına yatmaktan korkarsın neden? Çünkü bizi birbirimize bağlayan ruh uçup gitti.

    Ölü kuş gibi oldu.

    Ölü kuş uçamadığı gibi kafesteki kuş da uçamaz.

    Ten var, kanat var, can var ama özgürlük yok.

    Üsteğmenle geçen üç saatlik zaman sonunda “ver elini” dedim uzattı ve tokalaşırken bu Cumadan başlayarak bütün Cuma namazlarını kılacağına dair söz verdi.

    “Bülbülü altın kafese koymuşlar aaaah vatanım demiş”  atasözü aslında bize çok şey söyler.

    Eğitim yoluyla kafeslenen dünya insanı, okulun binası, oyun sahaları, bahçesi, masa ve koltuklarıyla en üst düzeyde olsa da fark etmez, aldıkları eğitim onları kendileri gibi bir kaç adamın koyduğu kısır kuralları öğrenmek, uygulamak, uygulamayanları cezalandırmak için eğitim alırlar ve böylece yiyemedikleri altın kafesi, kokmuş gıdaları bulunmaz nimet kabul ederler ve yaratanlarının hiç bir kuralına iltifat etmeden efendilerinin klu olarak cehennemi boylarlar.

    Azmi ve iradesi ölmüş insanlar da ölü kuş gibidirler

    Ten ve canımızı yaratan Rabbimizden başka hiç kimseye kulluk yapmama azmini bırakmayacağız.

    Bu azmimizi günde beş vakit namazımızda kırk defa okuduğumuz “İyyake na’büdü/Ancak sana kulluk ederiz” ayetini tekrarlayarak kuvvetlendireceğiz.

    Makam, rütbe, servet ve şehvet tuzaklarına düşmemeye dikkat edeceğiz.

    Maddi gücümüz bülbül kadar küçük olsa da davamız dünyaya sığmayacak kadar büyüktür.