ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    06.06.2013


    BİBER GAZINA DAYANIRIZ AMA GAVUR GAZINA GELMEYİZ

    Köyde yaşayan delikanlıların çoğunluğu babalarının partisine girerler.

    Şehirdekilerin çoğunluğu ise babalarının yanında arkadaşlarının da etkisi altında kalırlar.

    Okulda iken arkadaş etkisi baba etkisinin önüne geçer.

    Parti tutarlar, derneklere, cemiyetlere girerler.

    İllegal örgütlere arkadaş hatırına girerler.

    Girince de orada kalırlar.

    Bir tane suç işlemişlerse örgütten çıkma imkanını elinden alırlar.

    Çıktığı takdirde işlediği suçları belgeleriyle beraber polise teslim edileceğinin tehdidini hep hissederler.

    Bu günlerde tanımadığı insanlarla  Facebook’tan, Twitter’den arkadaşlıklar yapılmakta.

    Akla gelebilen her konuda, tanımadığı kişi ile temasa geçmekte.

    Erkekle temasta olduğunu zanneden aslında bir kadınla ilişkisini devam ettiriyor olabilir.

    Aksi de olur.

    Dost zannettiğiyle temastadır ama aslında o dost değil düşmandır.

    Düşman olarak algıladığıyla temasa devam eder ama bilemez ki o dosttur.

    Yüzler ve gözler kişinin iç yüzünü söylerler.

    Yüz yüze gelmeden yapılan temaslarda yanılmalar çok fazla olur.

    Aslında kelimelerin de yüzü vardır ama onu anlamak biraz daha zordur.

    “Kişinin kimliği dilinin altındadır” atasözümüz bunu ifade eder.

    Türkiye’de eğitim dünyanın hiç bir yerinde olmayan bir eğitimdir.

    Batıdaki eğitimi alan bir delikanlı kendi tarihiyle, coğrafyasıyla, değerleriyle uyumlu yanlış bir eğitim alır ama yanlış kendi içinde uyumlu.

    Türkiye’deki eğitim, oğulu babaya, kızı anaya, öğrenciyi geçmişine düşman eden bir eğitim.

    Onun için Taksim’de birikenler de kendi aralarında bir birlik oluşturamadılar.

    Biri yıkıp yakmaktan yana, öbürü “yapmayın etmeyin” demeden yana.

    Çoğunluk camiye saygıdan yana ama bir kaç tanesi camiyi ahır yapan dedesinin yaptığı gibi fırsattan istifade camide kafayı çekmeden yana.

    Bizim insanımız sosyal olaylarda ne kadar Gavur Gazına gelseler de dini konularda gaza gelmezler.

    Tuğçe Kazaz’ımız bile bir kaç aylığına Hristiyan olur ama derhal geri gelir ve Aysha dergisinin Haziran 2013 sayısına neden tekrar Müslüman olduğunu anlatır.

    Darbeci Generallerden biri oğlunu evlendirecek, gündüz vakti yaveri benim arkadaşıma gelir ve gece geç vakitte evden alıp Generalin evinde oğlunun dini nikahını kıymasını rica eder ve arkadaşım da gidip nikahı kıyar.

    Hani o günlerde darbeyi Amerikalılar yaptırdı haberleri vardı.

    Haber doğruysa bile darbeye gücü yetenlerin dinin emirlerini engellemeye gücünün yetmediğini görüyoruz.

    Turist gittiği Avrupa’da işçi olabilmek için Hristiyan olan, papazlık mektebine gidip Katolik papazı çıkan ve papazı olduğu kilisede iki yıl papazlık yaptıktan sonra rahibelerden birini Müslüman edip evlenen, kiliseden ayrıldıktan sonra çok büyük bir şirket kuran ve geliriyle camilere destek veren bir vatandaşımızdan daha önce bahsetmiştim.

    Bütün bu gavur gazları, bizde “İSLÂM BAHARI” ndan başka bir şey getiremez.