ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    06.08.2013


    İFTİRADAN SAKININ

    İftira, aslı astarı olmayan şeyleri kin beslediği kişinin üzerine atarak onu yıpratmaya çalışmanın adıdır.

    Hangi suçları onun üzerine atıyorsa aslında iftiracının karanlık dünyasında en kötü şey o iftira ettiği suçtur.

    İftiracı onu işlemeyi çok istemiş olabilir.

    Alacağı cezaları gözünde büyüterek korkusundan işlemekten vazgeçip o kurduğu kötü tezgahı bir başkasının üzerine atıvererek onun itibarını alaşağı etmek, üzmek veya ağır cezalarla cezalandırılmasını sağlamak ister.

    Firavun’un laf yayıcıları, bu günkü deyimle basın tetikçileri, Musa ve Harun aleyhisselamlar için "Bu iki sihirbaz sizi sihirleriyle yurdunuzdan çı­kar­mak ve en güzel örnek yolunuzu yok etmek istiyorlar." Dediler” (Ta-Ha süresi ayet 63)

    Halbuki Firavun, Musa aleyhisselamın karşısına kendi sihirbazlarını çıkarmıştı.

    Ama Musa aleyhisselamı sihirbazlıkla suçluyor.

    Firavun, Musa aleyhisselamı yok etmek, sürüp çıkarmak istiyordu ama iftira edip “Musa bizi sürüp çıkarmak istiyor” diye iftira atıyor.

    Fuhuş yapan erkek ve kadınlar, iffetli erkek ve kadınları gördüklerinde ilk akıllarına gelen kendi yaptıklarını onlara atma isteğiymiş.

    “Oooohooo o varya ooo, onun neler yaptığını bana sor” diyerek kendi yükünden kurtulmak istermiş amakurtulamazmış

    Rabbimiz buyurur: “İf­tira eden muhakkak helâk ol­muştur" (Ta-Ha süresi ayet 61)

    Bir zamanlar Mekke’nin en güvenilen adamı ilan ettikleri sevgili peygamberimizin etkisini azaltmak ve tamamen yok etmek için ona “Deli” deyiverdiler.

    Başarılı oldular mı? Hayır.

    Sevgili peygamberimize hiç insaf etmeden her türlü düşmanlığı sergileyen Ebucehil hakkında sevgili peygamberimiz ve arkadaşları Ebucehil hakkında iftiraya başvurmamışlar.

    Kendi doğru bildiklerini yayarak başarılı olmuşlar.

    Medine’de ise Sevgili peygamberimizi evinden vurmak istemişler ve iftiraya yönelmişler.

    Rabbimiz ise “Bu iftira sizin için hayırlıdır” demiş.

    Buyurun Nur süresinden okuyun:

    11- Şüphesiz (Aişe'ye) iftira ile gelenler sizden bir topluluktur. Siz onu (iftirayı) sizin için bir şer sanmayın. Tam aksine, o sizin için hayırlıdır. On­lar­dan herkese günahtan kazandığı vardır. On­lardan iftiranın en büyüğünü idare edene de büyük azab vardır.

    12- Onu (iftirayı) işittiğinizde, mü'min erkekler ve mü'min ka­dınlar hüsnü zanda bulunup: "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

    13- Buna (iftiraya) dört şahit getirmeleri gerek­mez miydi? Eğer dört şahit geti­remezlerse, onlar Allah katında yalancıların ta ken­dileridir­ler.

    14- Eğer dünyada ve âhirette size Allah'ın lütfu ve rahmeti ol­ma­saydı, içine dal­dığınız bu (iftira) ne­deniyle size büyük bir azap doku­nurdu.

    15- Hani siz, onu (iftirayı birbinizden) dillerinizle alıvermiştiniz ve onun hakkında hiç bir bilginiz ol­madan ağızlarınızla söylemiş­tiniz. Onu (iftirayı) ba­sit bir şey zan­nettiniz. Halbuki o (iftira) Allah ka­tında çok büyüktür.

    16- Onu (iftirayı) işittiğinizde "Bunu söylemek bize yakışmaz, (Rabbimiz) seni tenzih ederiz. Bu büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?”

    “İftira” kelimesi “Firye” kelimesinden türemiş.

    “Firye” de deveyi kesmek derisini parça parça kesmek manasına gelirmiş.

    İftira da kişinin kimliğini, şahsiyetini parçalamak için yapılır.

    Hiç bir zaman, hiç bir kimseye iftira etmeyelim.

    Mahkeme kararıyla onansa bile dikkatli olalım.

    Yusuf aleyhisselam hakim kararıyla hapiste yatıp çıktıktan sonra suçsuzluğunu iftira eden kadın söyledi.

    Hakimler, önüne konulan delillere göre karar verirler.

    Atalarımız “İki kişi dinden olursa biri candan olur” demişler.

    Başka zamanlarda “İnil hükmü illa lillah/Hüküm yalnız Allah’a aittir ayetini okuyanlar, dikkat edin.