ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    07.03.2014


    HAKİMLERDEN DEĞİL HUKUKTAN ŞİKAYET

    Her hangi bir kanunun mecliste tartışıldığı saatte hükümeti ve muhalefeti dinleyiniz.

    Hükümet, çıkacak bu kanunun faydalarını anlatırken muhalefet zararlarını anlatırlar.

    İki veya üç tarafın hukukçu milletvekilleri kendi görüşleri doğrultusunda açıklamalar yaparlar, hatta hakaretler ederler.

    Sonunda bir parmak farkıyla kabul edilir.

    Bu arada gazetelerde ve televizyonlarda hukuk bilgisi olan ve olmayanlar da epeyce ahkam keserler.

    Dünyada hiç bir hakim tarafsız olamaz.

    Bu elinden gelmez. Gönlü kendi mezhebinin, meşrebinin, ideolojisinin kendisinde oluşturduğu doğruluk, haklılık anlayışının tarafında olacaktır.

    Cumhuriyet tarihimizin mahkemelerinin aldığı kararlar hakkında yazılan sağcı ve solcu kitaplardan öğreniyoruz ki hiç bir dönemde yazılı hukuka uygun hareket edilmemiş, hakimlerin sahip olduğu ideolojinin emrettiği şeyler gerçekleşmiş.

    İstiklal mahkemelerini sağcı birinden okursanız taraflı yazmış diyebilirsiniz.

    Siz o mahkemeleri solculuğuyla bilinen Uğur Mumcu’dan okuyuverin neler yapıldığını görün.

    Hukuka uygun olmadan başbakanın asıldığını bilmeyenimiz yok.

    Huzuru sağlamak için darbe yapan 12 mart ve 12 Eylül darbecilerinin idam ettiği gencecik insanların yürekler yakan davaları destanlaşmış durumda.

    Kanun maddeleri değişmediği halde aynı maddeyle müebbet hapis kararı veren hakimle yine aynı davayı aynı şahıslara aynı delillerle berat kararı veren üst mahkeme kararları bunun en somut delilidir.

    Ben, burada kararı veren hakimleri ve savcıları ayıplamıyorum.

    Sevmediği, inanmadığı, faydalı olmadığına inandığı, zararlı kabul ettiği bir maddeyle vatandaşlardan birine karar verme zorunluğu, baskısı altında kalmasını ve buna hakim ve savcıları mecbur bırakan sistemi ayıplıyorum.

    İslami bir sistemde Müslümanların davasına bakacak olan hakimde ilk önce aranan şart Müslüman olması.

    İkincisi, Yeterli Fıkıh/hukuk bilgisinin olması.

    Yani, uyguladığı hukuk, aynı zamanda hakimin iman esaslarından biri olmasıdır.

    Bu gün ve bundan önceki senelerde yönetimde bulunanlarla muhalefette olanların hepsi her hükümette hakimler ve savcıları taraflı bulmakta ve tenkit yapmakta.

    Hukuku öne çıkarmak yerine kendi ideolojisinde olup olmadığını öne çıkarmaya çalışıyorlar.

    Bu da adaletsizliği ortaya çıkarıyor.

    Karşısındaki şahsın inancına veya inançsızlığına bakıyor, muhalefet ettiği kanun maddesine bakmıyor.

    Hukuksuzluğumuzun ana sebeplerini araştırırken bir de buradan baksak.