ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    07.05.2013


    “BARIŞIN” DEMEDİM AMA KARDEŞ YAPTIM

    1970 li yıllar.

    Ben, Karaman’da imamım.

    Gençlik sağ, sol diye ikiye ayrıldıktan sonra sağ da Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), Akıncılar, Yeniden Milli Mücadele Birliği gibi guruplara ayrılmış.

    Ben de camimin dışında bir şeyler yapmak istiyorum.

    Bir gurubun öğrencileriyle ilgilensem diğerleri beni karşılarına alacaklar.

    Faydamın sınırlarını kendim çizmiş olacağım.

    Ben de Mevlana’nın annesi Mümine hatunun medfun bulunduğu Aktekke camiinin karşısındaki kahvehaneyi medreseye çevirmeye karar verdim.

    Burası altı tane yolun kavşak noktası ve Karaman’ın tam merkezi.

    Lise, Ticaret lisesi, Sanat okulu, İmam-Hatip okulu öğrencilerinin geçiş yeri.

    Bir ayet bir hadis sohbetleri devam etmeye başladı.

    Otuzla elli arası değişen topluluk ve bu kalabalığı görüpte kulak müsafiri olarak ilim kırıntısından yararlanmak isteyen kahvehane müdavimleri.

    Çaylar benden olduğundan ikindi namazı sonrası  kahvehane sahibi de beni merasimler karşılar.

    Sağ-sol hiç bir gurubun aleyhine tek kelime edilmediği gibi edilmesine de izin vermem.

    Hiç bir gurubun liderini yıpratacak kelime söylenmezdi bu derslerde.

    Doğruyu öğretiyorum, yanlışı gündeme dahi getirmiyorum.

    Doğrular, benim doğrularım değildi.

    Benim aklımın doğruları ile bir Budist’in, Yahudi’nin, Hristiyan’ın, Komünistin doğruları eşit haklara sahiptir, ama hepimizi yaratanın doğrusu hepimizin doğrularından daha doğrudur inancını güçlendirmeye çalıştım.

    Doğrunun yerleştiği yerde yanlış barınamaz.

    Işığın olduğu yerde karanlığın kalamadığı gibi.

    Her guruptan öğrencinin rahatlıkla gelebildiği tek mekan orası.

    Buradan mezun olanlar, ileride çok önemli yerlere geldiklerinde birbirleriyle dostça ülkeye hizmet etmeye devam ettiler.

    Bunların hiç birine ben, “Barışın” demeden bunları kardeş yaptım.

    Bu derslerde ve daha sonraki derslerde bende bir gurup olamamaya özel dikkat ettim.

    Hucurat süresinin birinci ayetine uyarak kendimi Allah’ın ve rasülünün önüne geçirmemeye gayret ettim.

    Bir olayla karşılaştıklarında ayetin veya hadisin hatıra gelmesi, benim hatıra gelemem içim özel çalışmalarım oldu.

    Gözlüğün camı olayım dedim.

    Rabbimin yarattığı tabiatı seyretsin ama beni seyretmeye dalıpta tabiatın güzelliğinden mahrum kalmasınlar istedim.

    Evinizin camından dışarıyı seyrederken camı görmezsiniz. İsterseniz bu gün cama doğru yaklaşın ve dışarıya bakmadan önce camı görmeye çalışın.

    Camı gördüğünüz anda manzarayı göremezsiniz.

    Tarih boyunca Alimlerimizin görevi insanların Kur’ana ve sünnete yönelmesi olmuştur.

    Kendisini gösterenlerin bağlıları onda kalmıştır.

    Beni öne çıkarıpta Allah’ın kitabından rasülünün sünnetinden mahrum kalmasınlar istedim.

    Benim yaşım 23 olduğundan, onların yaşı da 14-18 yaş arası olduğundan ben, hala Mahmut Ağabey olarak anılırım.

    Yaşım 66 oldu. Hala 18-25 yaş arası öğrencilerle sohbetlere, bir ayet bir hadis derslerine devam ederken ayrı bir gurup olmamayı başardım. Rabbime hamdolsun.

    Devam edecek.