ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    07.11.2013


    ŞEHVET KURBANI OLMAYALIM

    “Canım çekti” deriz ya işte Arapçada buna “Şehvet” deniyor.

    “İştah” kelimesi de “Şehvet” kelimesinden türemiştir.

    Ama Türkçe’ de “Şehvet” kelimesi cahiller dilinde biraz kirlenmiştir.

    Son günlerde “Sözün şehvetine kapıldı”, “Makamın şehvetine kapıldı” gibi sözlerle, “şehvete, şöhrete, servete esir olanlar” denirken hep şehvet kötü gösterilir.

    Eğer şehvet/can çekmesi olmasa kimse tarlayı sürmez, sofraya tatlı yemekler gelmezdi, kimse besicilik yapmaz, et sofrayı süslemezdi.

    Şehvetimizi/can çekmesini yaratan Allah’tır.

    Buyurun ayeti kerimeyi okuyun:

    “Kadınlara, oğul­lara, tonlarca altın ve gü­müşe, süslü atlara, en'ama (deve, sığır, koyun ve keçiye), ekine karşı şehvet sevgisi beslemek, insana süslendi. Bunlar dünya hayatının ni­metleri­dirler. Dönüş yeri­nin en güzeli Allah katındadır.” (Al-i Imran süresi ayet 14)

    Temmuz sıcağında oruç tutanın öğle üzeri soğuk suyu görünce canının çekmesi gibi karşı cinsi canımızın çekmesi,

    Süleyman aleyhisselam gibi mala sahip olma isteği,

    Hazreti Ali’nin Düldülü gibi otomobillere, uçaklara sahip olma isteği yasak da değildir, haram da değildir.

    Bütün mesele bu isteklerimizi Şeriatın koyduğu kurallara göre elde etmede veya etmemede.

    Yusuf aleyhisselam, dünya güzeli kadının isteğini kabul etmeyerek Babası Yakub aleyhiselamın Rabbinden getirdiği şeriata uyarak sabretti ve Mısır’a sultan oldu.

    O haram yolu seçen kadın ise Sultan karısı iken nefsinin esiri oldu.

    Saltanatın ayağı bütün salıncaklardan daha sallantılıdır.

    Karşı cinse içimiz gitse, yanıp tutuşsak, bundan rahatsız olup şehvetimizi öldürmek yerine onu tatmin etmek için Nikah yolunu seçerek orta yolda yürüyecek ve nikahtan başka yollara girmeyeceğiz.

    Şehvetimizi kontrol altında tutacağız.

    Biz, onun atı değil, o bizim atımız olacak.

    Harama adım attığınız anda anlayın ki ipler onun eline geçmiştir, uçuruma doğru gidiyorsunuz.

    Şehvet ateşinizi haramlarla doyurmaya çalışmak, yangına benzin sıkmak gibidir.

    Faizi devamlı yükselten bir Başbakan’ı, onun liseden arkadaşı olan bir Hoca efendi tenkit ettiğinde, “Hocam, haramı o kadar artıracağım ki halk onun zararlı olduğunu görsün de sizin okuduğunuz ayetleri anlasın” diye cevap verdiğinde hoca efendinin onun ağzını kapatan bir cevabı var ki burada söylenmez.

    Mala olan şehvetimizi Süleyman aleyhisselamın yoluyla elde etmenin yollarını arayacağız, Karun yolundan gitmeyeceğiz.

    Karun’un kazandığı haram malın içinde, kaza okuyla vurulduğunu haber verir Kur’an.

    Kazandığımız malda haksız yere kimsenin kan damlası, alın teri karışmamalı.

    Kazandığımızı kullanırken akrabamız, komşumuz, arkadaşımız açlık sınırında bir hayat yaşamamalı.

    Allah’ın  yolunda yürürken onu engellemek isteyenler “Gel bu davadan vazgeç, seni kral yapalım, en güzel kadınlarla evlendirelim, en zenginimiz yapalım” dediklerinde “Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz, ben bu davadan vazgeçemem” diyen sevgili peygamberimizi örnek almalı, Firavunu değil.

    Yarışmalarda kupayı, kemeri elde etme arzusuyla canını dişine takarak çalışmalı ama rakibe dirsek, tekme vurmamalı.

    Şöhretimiz, birilerinin omuzuna basarak, onu yerlere batırarak olmamalı.

    Ama şunu bilelim ki, bu dünyada meşru yollardan kazandığımız helal servet, şöhret ve şehvetlerin hepsi, bizi cennete kavuşturduğunda göreceğiz ki oranın can çeken güzellikleri yanında bizim bu dünyada can attığımız şeyler, rüyada hamamcı olmak gibi bir şeydir.