ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    09.02.2011


    “CAN ÇIKAR HUY ÇIKMAZ”

    Köyün resmi imamı anlatır, “1974 yılında Ecevit’le Erbakan hükümeti kurdular.

    Akşam haberlerinde radyodan hükümetin kurulduğu haberi verildi.

    İkinci gün sabah erkenden köy korucusu evime geldi ve “Muhtar acele seni çağırıyor” dedi.

    Öğle namazından sonra Muhtarın evine gittim.

    Muhtar bana “Camideki Kur’an dersine derhal son vereceksin. Yoksa karakolda tırnaklarını söktürürüm” dedi.

    Ben de ona, geçti o günler. Geçmişte yaptığınız işkenceleri hatırlayarak kendinizi avutacaksınız dedim” diyor.

    Muhtar, beş vakit namazını imamın ardında kılan bir CHP’li.

    “Can çıkar, huy çıkmaz”

    Lebenle/Anasütüyle gelen kefenle çıkar” diye atasözlerimiz vardır.

    Rabbimiz de yarattığı insanı bize tanıtırken, “De ki: "Herkes kendi yaratılışına göre hareket eder. O halde Rabbiniz, kimin doğru yolda olduğunu daha iyi bilir." Buyurmuş. (İsra süresi ayet 84)

    Sevgili peygamberimiz, “İnsanlar madenler gibidir” buyurmuş. (Buhari, Enbiya, 19)

    İnsanlığın her madene ihtiyacı olduğu gibi yaratılan her insanın bu dünyaya getirilişinde de birçok hikmetler vardır.

    Eğitim, insanda var olan cevheri parlatır veya köreltir.

    Altın madenini alıp çok değerli diye alüminyumun kullanıldığı yere koyulursa başarılı olunamaz.

    Filan zenginin oğlu daha iyi spor eğitimi alır diyerek işçi emeklisinin oğlu olan Halil Mutlu’nun yerine yarışmalara torpille katılırsa madalyasız döner.

    Âl-i Imran süresinin 191 inci ayetinde yerde ve gökte boş bir şey yaratılmadığı haber verilir.

    Gayesiz, hikmetsiz hiçbir şey yaratılmamıştır.

    İnsanoğluna yakışan, yaratılan her şeyi yaratılış doğrultusunda kullanmaktır.

    İnsan, Allaha kul olmak için yaratılmış.

    Ama Firavun gibi adamlar çıkmışlar ve “Hayır, Allahın dediklerine değil, benim dediklerime uyacaksınız” demişler ve insanı insana kul etmişler.

    Zeka pazarda satılmıyor ki bir kilo alıpta çocuğunuzun kafasına koyabilesiniz.

    Onun var olan aklını doğru eğitimle parlatacaksınız.

    Yapısına aykırı eğitim vermeyeceksiniz yoksa hem kendinizi hem çocuğunuzu yorarsınız.

    Yaratılışta olmayan bir şey eğitimle verilir mi verilmez mi tartışması çok eski zamanlardan beri devam edip geliyor.

    Miladi 1222 de vefat eden Şerişi, Makamatı Hariri’ye yazdığı şerhin yirmi birinci makame şerhinde akıllı, tecrübeli bir kral öldükten sonra yerine geçen kabiliyetsiz, beceriksiz oğlunun bir gün akıllı vezirlerle yaptığı tartışmada eğitimle fıtratın değiştirilebileceğini iddia eder ve filan gün yemekte bu iddiasını ispat edeceğini söyler.

    O gün akşam yemeğini yerlerken kedinin biri iki elinde iki mumla yemek masasını aydınlatmaktadır.

    Böylece yeni kral, eğitimle kedilerin bu hale geldiğini gösterir.

    Vezir ikinci yemekte de bu eğitimin geçerli olmadığını ispat edeceğini söyler ve o gün gelince yine yemek masasını kedi iki elinde iki mumla aydınlatırken vezir, yanında getirdiği fareyi salıverir.

    Kedi, elindeki mumları attığıyla farenin peşine düştüğü bir olur. Nerdeyse köşk bir yangınla kül olacak.

    Böylece kral hatasını anlar.

    *************************

    Dün televizyonlarda doğuştan CHP’li, nazik görünümlü, kibar konuşan Süheyl Batum’u, Zonguldak ADD’de yaptığı “Koca bir askeri yıktılar. Meğer kâğıttan kaplanmış. Biz bunu asker zannedermişiz. Meğer ABD içini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar.” Sözlerini “Yanlış anladınız” derken gördüm de yüreğim acıdı.