ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    09.09.2013


    GEZİ PARKI OLAYLARININ FAYDASI

    Severek evlendikleri için iyi geçiniyorlar, bu da bizi mutlu ediyor.

    Aşırı solculuğu, çevresini daraltıyor ama “Bize ne kendi hayatı” deyip geçiştiriyoruz.

    Namaz niyaz Hak getire, hiç bir şey yok. Kendisi gibi bir kaç kişiyle haftada bir araya gelerek ruhi tatminsizliklerini doyuruyorlar.

    Halkın cahilliğinden dem vurduklarından kendilerini halktan soyutlamışlar ve kitaplarındaki halkı seviyorlar.

    Onların halkı ya Meksika’nın demircileri veya Polonya’nın kömürcüleri.

    Türkiye’nin fakirlerinin haklarını korurlar ama onlarla bir araya gelmeye dayanamazlar.

    Etraf şehirlerdeki solcu ve ulusalcı etkinliklere katılarak rahatlar.

    Bir kaç gün bizimle de çok iyi olur.

    Çevrede etkinlik olmazsa hırçınlaşmaya başlar.

    Şehir halkına kızar.

    Kızgınlığını biz tadarız, halkın hiç haberi olmaz.

    Bir Pazar günü kızımla bizim eve geldiler.

    Kapıdan girerken yüzünde güller açmış gibi etrafa gülücükler saçıyor.

    Ailenin içinde birbirimize baktık, hiç bir anlam veremedik.

    Arada bir hastalarından telefon geldiğinde sanki sözle tedavi edermiş gibi tatlı kelimelerle yol gösteriyor.

    Yemekler yendi, çaylar içildi, o güne kadar hiç görülmeyen bir ortam oldu ve evin içinde mutluluk rüzgarları esti.

    Kızıma kaş göz işaretiyle “Ne oldu” diyorum, o da yine kaş göz işaretiyle “bekle” diyor.

    İkindi ezanı yaklaşınca ben kalktım, damat ta kalktı.

    “Herhalde kapıya kadar geçirecek” diye içimden geçirdim, ama o kapıyı dıştan örttü ve benimle yola devam etti.

    “Hayırdır inşaalah” dedim ve camiye girdik, namazı kıldık, camiden çıkarken bizim damat, cemaatin hepsinin ellerini sıktı ve beraber eve geldik.

    Kızıma “Ne oldu buna” dedim.

    Kızım, “Kendisi anlatsın” dedi.

    Bizim solcu damat, İslamcı olmuş.

    Namaza başlamış, halkın içine karışmanın tadına varmış.

    Cuma namazlarında halk harekatına katılıyormuş.

    Cuma namazında otuz milyonluk halk harekatının sonunda ne bir araç yakılıyormuş, ne bir polis taşlanıyormuş, ne yollar kapatılıyormuş, ne halk otobüsünü halkçıyım diyenler yakıyormuş.

    O anlattıkça ben, kıldığım beş vakit namazın ve Cuma namazının sosyal yönünü anlamaya başladım.

    “Peki, bu değişimin kıvılcımı nedir” dedim.

    -       “Gezi parkı olayları” dedi.

    Biz, Tıp Fakültesinde iken tanımadığımız halkın haklarını savunurken bu tür taşkınlıklar yapmazdık.

    Halkın otobüsünü halk adına yakıp halkın bir kısmını yakıp bir kısmını yayan yürütmezdik.

    Halkın dükkanlarının camlarını indirmezdik.

    Bize engel olmayan polisle çatışmazdık.

    Bu olay, hak arama olayı değil” dedim ve oradan ayrıldım.

    Bir kaç gün düşündüm, hastahanede hastalarına bizden daha nazik davranan İslamcı arkadaşlara yakınlaştım ve çizgimi değiştirdim” dedi.