ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    10.03.2014


    PUSU, PUSLU HAVALARDA KURULUR

    Adam, yedi iklim dört bucağı dolaşmış mutluluk sarayının anahtarını aramış.

    Siyasilerden bir çokları çıkmış “Anahtarlar bende, biri evin anahtarı öbürü arabanın anahtarı. Seçimden sonra vereceğim” demiş, iki tarafta umduğunu bulamamış.

    Tatminsiz ruhların bazısı, doğuya Çin’e kadar gitmiş kendini tatmin edecek insan aramış, bulduğunu da zannetmiş ama bulduğu adamın kendini bile tatmin etmediğini anlamış.

    Bazı insanlar, batıya yönelmiş ve sorunlarına tatminkar cevaplar aramış, bir dokunmuş bin aaaah işitmiş.

    Çaresizden çare beklemekle geçti insanların bir çoğunun ömrü.

    Rabbimiz buyurur: “Ayetlerimizi onlara, ufuklarda ve kendi canla­rında (içle­rinde) göste­receğiz ki, onun (Kur'ân'ın) hak olduğu onlara apa­çık belli ol­sun. Rabbinin her şeye şahit olduğu yetmez mi?” (Fussılet süresi ayet 53)

    Kişi, kendi içine sefer yapsaydı, kendini dinleseydi, göz ve gönül ufuklarında dolaşsaydı, çaresizlerin  çaresinden medet ummakla ömrünü geçirmeseydi, doğuda ve batıdaki önder kabul ettiklerini yaratanın vahyine kulak verselerdi tatmin olurlar aradıkları mutluluğu kendi içlerinde bulurlardı.

    Kişinin kendisinin “Ben iyiyim” demesi yeterli değil.

    Mutluluğunu ve tatmin olduğunu sözüyle, özüyle, tavırlarıyla ispat gerekir.

    İspat konusunda kendisinin yaptığına  inanmış olması da yeterli değil, çevrenin algılaması da önemli.

    Adam, çevresine zarar vermekten mutlu hale gelmişse bununki iş değil.

    Halkına işkence etmekten zevk alan bir teşkilat, işkence ettikleri tarafından hem sevilmesine hem sevilmemesine şaşabilir.

    İki buçuk aydır aynı konuyu konuşursunuz. Sonuca varabildiniz mi?

    “Ben vardım” diyenler, bu gün karşılaştığınız bir adama “Neler oluyor, bu neyin nesi?” diye neden sordunuz?

    Kimse neyin ne olduğunu bilebilmiş değil.

    Rivayetler muhtelif.

    Asıl kaynakların bile yaptıklarını neden yaptıkları konusunda kesin bir kanaate sahip değiller.

    Onun için televizyon, gazete, ve diğer sosyal paylaşım siteleriyle vakit kurşunlamaktan kurtulun.

    Vakit katili olmayın.

    Rabbimiz, zamanın değerini bildirmek için “Velasri” süresini indirmiş.

    Zamanınızın her saniyesini, bu saniyeleri yaratanın kitabı Kur’an’a göre ayarlayınız.

    “Onlar ki, iman ederler ve kalpleri Allah'ın zikri ile tatmin olur. İyi bilin ki kalpler, ancak Allah'ın zik­riyle tatmin olur.” (Ra’d süresi ayet 28)

    Kavga ortamı değil huzur ve barış ortamı oluşturulmadıkça çatışma kültürü hakim olur bütün laklaklarımıza.

    Dumanlı havalarda kurtlar dolaşır kanımızda.

    Puslu havalarda pusu kurar korkaklar.

    Mesela bu gün bu saatten itibaren ve yarın  ve yarından sonra her karşılaştığınız insana “Filan ne demiş duydun mu?” diye soracağınıza “Rabbimiz ne buyurmuş” desek ve bir ayeti sohbet konusu yapsak nasıl olur?

    Bir deneyelim.

    Baharda açan dikenlerden değil, çiçeklerden bahsedelim.

    Karamsar insanların laflarını değil, umut aşılayan hadisleri yayalım.

    Buyurun, Fussılet süresinin 53 üncü ayetinin tefsirini “Şifa Tefsiri’ nden bir okuyuverin.