ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    10.08.2010


    BU GÜN HEPİMİZ SEFERBER OLALIM

    Bundan 1430 yıl önce Hicretin ikinci yılında Şaban ayının onunda Rabbimiz, sevgili peygamberimize ve onun şahsında kıyamete kadar gelecek bütün müminlere “Ey iman edenler, oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Al¬lah'tan sakı¬nasınız diye size de farz kalındı.” Emriyle oruç ibadeti başlamış. (Bakara süresi ayet 183)

    Güneş doğup battığı sürece, Ramazan ayı insanlara rahmet yağdırmak için geldiği sürece Müslümanlar oruçlarını tutmaya devam edecekler.

    Belirli zamanlarda bu milleti dinden imandan uzaklaştırmak için yapılan çalışmalardan olmak üzere ramazan ayında okullarda sabahları derse girmeden önce okulun önünde toplandıklarında herkese su verip içirdikleri, içmeyenin yüzüne tükürüldüğü, içenlerin de yine oruca devam ettiği günler gelip geçti ama oruç tutulmaya devam ediyor.

    Hatta son yirmi beş yıldır her sene yapılan araştırmalarda halkın yüzde seksen beş veya doksanının oruç tuttuğu ortaya çıktı.

    Gazinoların, Pavyonların, Meyhanelerin kapısında “Ramazan nedeniyle kapalıyız” yazıları asılmaya başlandı.

    Bir ara gazetelere de genelev patronunun “Bunları kim kandırıyor, oruç tutuyorlar zarar ediyoruz” dediği haber oldu.

    Hani bahar gelince bir ay arayla sahilden yaylaya kadar bütün dağlar, ovalar, dereler, tepeler, yamaçlar yemyeşil otlar ve çayırlarla bezenir ya işte bu milletin bağrına da İslam’ın cemresi düşünce evlerde, dairelerde, kışlalarda, karakollarda, üniversitelerde, tarlalarda, harmanlarda, ormanlarda yaşayan insanlarımızın da İslam’ın baharı çiçek açıverdi.

    Türkiye’nin en etkili ve yetkili kişi ve kurumları bir araya gelseler, aylardan bir ayı seçip o ayın birinci günü oruç tutulacağına karar verseler, bu karara başta kendileri olmak üzere bu millet uymaz ama bin dört yüz otuz yıl öncesinden gelen emir, bizim kanımızı, kalbimizi, canımızı, tenimizi yaratan, yaşatan ve yöneten tarafından verildiği için mazereti olmayan bütün Müslümanlar tutmaya devam ediyorlar.

    Çarşamba günü akşamı iftar sofrasında Türk kayın baba ile Kürt damat veya Kürt kayın baba ile Türk damat aynı sofrada çorbaya kaşık uzatmadan önce ikisi de birlikte ezana kulak verecekler.

    Biz, kulak verecek yeri kaybettiğimiz için bizi parçalamak isteyenler ayrı adresler gösteriyorlar.

    Bu gün, bu yazıyı okuyan herkes, mutlaka geçen sene oruç tutmadığını bildiği birini ikna edip yarın oruç tutmasını sağlasın.

    Ev komşunuz, daire arkadaşınız, dükkan komşunuz, SMS arkadaşınız, Twitter dostunuz, şirket ortağınız veya müşteriniz…her ne ise eğer oruç tutmuyorsa bir şekilde temas kurup yarın oruç tutmasını sağlayınız.

    Eğer, sizin öncülüğünüzle oruç tutan biri olursa onun tuttuğu orucun sevabı hiç eksiltilmeden size de verilecektir.

    Rabbimiz, “Kim güzel bir şeye aracılık yaparsa, aracı olan için de (sevaptan) hisse var¬dır. Kim de kötü bir şeye aracılık yaparsa, onun için de (günahtan) hisse vardır. Allah her şeye kadir ve razik'dır.” (Nisa süresi ayet 85)

    Başkası oruç tutuyor sevabının aynısı size de veriliyor.

    O sevapların size bu dünyada kazandıracağı şeylerin başında birlik ve beraberlik olduğu gibi şeytanlaşmış insanların araya girmesini de engellemektir.

    Dış düşmanlar adına bu ülkede hizmet edenlere bakınız, yüzde doksan dokuzu İslam dininden uzaklaştırılmış ve bu ülke insanlarına yabancılaştırılmış insanlardır.

    Öyle ise biz, bizi biz yapan dinimize, imanımıza, Kur’anımıza sımsıkı sarılalım.

    Ramazan ayını da en iyi şekilde değerlendirelim.