ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    11.04.2013


    “BANA NE” DEMEYİN

    “Beni sokmayan yılan çok yaşasın” diyenler, bilsinler ki yılan, sokacak insan bulamazsa kendisine alkış tutanı da sokar.

    “Her koyun kendi bacağından asılır” deyip bacağından asılan koyunlara engel olmazsa sokaklar kokudan geçilmez olur.

    Elindeki şişede bulaşıcı mikrop taşıyan adama müdahale edilmezse hastalık herkese bulaşacak, hatta şişeyi taşıyan da hastalanacak demektir.

    Rabbimiz buyurur, “Öyle bir fitneden sakının ki (gelince) sizden yalnız zalimlere isabet etmez. İyi bilin ki Allah, azabı çetin olandır.” (Enfal süresi ayet 25)

    Bir fabrikada herkes görevini yaparsa bütün makineler çalışır.

    Elektrik sigortası atan fabrikada elektrik görevlisi görevini yerine getirmezse bütün makineler çalışmadığı gibi elektrikçi de karanlıkta kalır.

    Küçücük göz bebeği görevini yapmayınca bütün vücud rahatsız olur.

    Beyin işlemez olunca ayak nereye gideceğini bilmez.

    Yöneticiler, uyursa yönettikleri de uyur.

    Milletin dili durumunda olan yazar-çizerler sessiz kalırsa zalimler, hainler meydanı boş bulurlar.

    Zahidler, kabuklarına çekilirler, ele karışmaz, tavaya bulaşmaz duruma düşerlerse birileri gelir kendilerine karışır.

    Eğitimciler, görevi ihmal eder, öğrencinin hoşuna gidiyor diye onların istediği şekilde cahil bırakırsa onların eliyle oyuncak olur.

    Zalimin zulmüne engel olmaya gücü yettiği halde engel olmayanlar zalimin kırbacıyla öldürülürler.

    Peygamber efendimiz şöyle buyurmuş: “Allah'ın koyduğu sınırları koruyan, günahtan sakınanla, sını­rı aşıp, günaha girenlerin durumu, Kur'a ile gemide yer bulan topluluğun durumuna benzer. Bir kısmının kurası geminin üstüne bir kısmının kurası geminin altına düştü.

    Geminin altında olanlar, susadıkları vakit yukarı çıkıp (nehrin tatlı suyundan) içiyorlardı. Sonunda “niçin yukarı çıkıp yukarıdakilere eziyet verelim? Buradan bir delik açalım ve yukarıdakilere eziyet etmeyelim” de­diler.

    “Eğer, alttakiler kendi hallerine bırakılırsa hepsi helak olur. Eğer en­gel olurlarsa hepsi kurtulur.” (Buhari, Sahih, K. Şirket, bab 6)

    Şoförün sarhoş olmasının zararı yolculara da olacağından, sarhoşken otobüs sürdürmüyorlar. Halbuki sürse zararı altmış kişiye dokunur.

    Ama milyonlarca insanı devlet arabasına yükleyip götüren yönetici­ler ise, milyonlarca zarar verirler. Eğer yolcular müdahale etmezlerse “Ya­pan kendine yapar” derlerse devlet arabası ahlaken, iktisaden, siyaseten çökerse altında millet kalır.

    Ateizm, kominizin, faşizm, kapitalizm gibi kâfirlikten kaynaklanan bu pislik yollar, hastalıklar gibidir. Eğer engel olunmazsa herkese bulaşır. Filan devlette “kolera” hastalığı varmış bizi ilgilendirmez. Batı medeniyeti “Aids” diye isimlendirilen bir hastalık üretmiş bizi alakadar etmez diye­miyoruz.

    Kolera gibi, aids gibi bulaşıcı hastalıkların bol olduğu yerlerden gelenler gümrükte kontrolden geçiriliyor. İşte fitnede yeryüzünde hastalıkların ta­mamından daha tehlikeli, daha öldürücü ve yakıcıdır.

    “Fitne” Arap’ın dilinde altını ateşte eritip has altın ile karışık maddeyi birbirinden ayırmaya denir. Buradan hareketle insanı cehennem ateşine sokmaya sebep olan imansızlığa, imansızlık propagandasına, insanları dinden alıkoymaya, cennete perde olan dünya malı ve evladına da fitne denmiştir. Bakara 217 de fitne, “İslâm’a giden yolu kapatma” olarak açık­lanmıştır.

    İnsanları ateşe atarak yakmak isteyen kurum ve kuruluşlara karşı bütün gücümüzle mücadele edeceğiz.

    Ahmed b. Hanbel'in Müsned 4/192 de Adiy b. Umeyra'dan rivayet ettiği bir hadiste peygamber efendimiz “Allah bir grubun yaptıklarından dolayı toplumun hepsine azap etmez. Ancak o grubu yaptıklarını gördük­lerinde engellemeye güçleri yetiyorken engellemiyorlarsa Allah o gruba da, o topluma da azap eder.” buyurur.

    Herkes her an uyanık olmalı.

    Herkes gücü oranında kötülüklere engel olmalı.