ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    12.11.2013


    İŞİMİZİ YAPALIM

     “Acaba filan ne dedi ki, feşmekan ne söyledi ki?” diyerek ömrümüz geçer giderde “Ben bu gün namazımda ne okudum ve bu okuduğumdan Rabbim babana ne türlü bir bilgi sunuyor diye düşünmeyiz.

    Sabah veya öğle namazında Fatiha süresinden sonra Nasr/İza cae nasrullahi süresini okuduk. İbadetimizi yerine getirdiğimizi zannettik. Halbuki her namaz ve her okuduğumuz ayetler bizi her an uyandırmak, dinç tutmak, Rabbin emrini yerine getirmek için her an hazır ol vaziyetinde bekletmek içindir.

    Nasr süresini okuyoruz:

    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adı ile.

    1- Allah'ın zaferi/yardımı ve fethi geldiğinde

    2- İnsanları, Allah'ın dinine topluca akın akın  gir­diğini gördü­ğünde,

    3- Rabbini hemen, hamd ile tesbih et ve ona is­tiğfar et. Şüphe­siz O tevbeleri kabul edendir.”

    Sevgili peygamberimizin vefatından üç ay önce Mina’da  nazil olan bu süre, en son nazil olan süre diye bilinir.

    “Allahın yardımı ve fethi geldiğinde” kimse Müslümanlara galip gelemez.

    Ama yağmurun yağması için ormanların, ekinlerin, kuşların, çiçeklerin olması ve boyun bükerek Rabbinden su istemesi Rabbimizin bir tabiat kanunu olduğu gibi, Rabbimizin yardımının gelmesi için de koyduğu kanunları vardır.

    “Ey iman edenler, eğer siz Allah'a yardım eder­seniz, O da size yardım eder ve ayakları­nızı sabit kılar.” (Muhammed süresi 7)

    Eğer biz, sahip olduğumuz maddi ve manevi imkanlarımızı kullanarak Allah’ın dinini ayakta tutarak kendimizi ayakta tutma eylemini gerçekleştirirsek Allah da bize yardım edeceğini vaat ediyor.

    “….Mü'minlere yardım etmek üze­rimize bir hak oldu.” (Rum süresi 47) diyor.

    Bizim kaybımız, yalnız düşmanın silahlarının fazla ve güçlü oluşundan değil, bizim biz olamayışımızdandır.

    İmansız Amerikan ve İngiliz ordusu hiç iman etmiyor ama galip geliyor? Denirse, yakan, yıkan, yok eden harbin kahredici kurallarına uyuyor.

    Düğün evine ateş ediyor, kırk altı insanı öldürüyor, eli kınalı beyaz gelinlikli taze gelinin gelin elbisesini kana boyuyor ve gerdeğe gidecek gelini kabre gönderiyor ve Bush “Kötüler cezasını buldu” diyor.

    Bush ismi Drakula gibi, Karındeşen Jak gbi, Kazıklı Voyvoda gibi tarihe mal oldu.

    Onun eğitiminden geçen Obama da ondan farksız çıktı ve öldürdükleri Afgan köylülerinin üzerine katil askerler emir komuta zinciriyle işediler.

    Aynı eğitimden geçen sürüler, aynı işleri yaparlar.

    İşte biz bunu yapamayız.

    Ebu gureyb hapishanesinde benim burada yazamayacağım alçak işleri Amerikan askerlerinin en iyi yetişmiş komutanları yapabiliyor.

    Biz, zalim olmaktansa mazlum olarak Allah’ın huzuruna varmayı yeğleyenlerdeniz.

    Biz, esirlerini soyup alçakça işler yapmaktan ve yaptırmaktansa soyulan olmayı tercih edenlerdeniz.

    Şu anda bütün dünyanın insaflı insanları soyanları lanetliyor, soyulanlara acıyor.

    Biz, ülkelerin ekmeğini ellerinden alan bir millet olmaktansa ekmeği alınan olmayı daha üstün sayanlardanız.

    Biz, işkenceci olmaktansa işkence edilen olarak Rabbin huzuruna varanlardan olmayı isteriz.

    Aslında biz, ne zalim ne de mazlum olmak isteriz. Biz, Allah’ın adaletini bütün dünyaya dağıtmak isteriz.

    Bunu da başaracağımıza inanıyoruz.

    Batılı yazarların yazdığı kadarıyla bütün dünyada yükselen değerin İslam olduğunu düşman kuvvetlerden öğreniyoruz. Rabbimiz de onların akın akın İslâm’a gireceğini bu sürede haber veriyor:

     1- Allah'ın yardımı ve fethi geldiğinde

    2- İnsanları, Allah'ın dinine topluca akın akın  gir­diğini gördü­ğünde,

    3- Rabbini hemen, hamd ile tesbih et ve ona is­tiğfar et. Şüphe­siz O tevbeleri kabul edendir.”

    Bu süre sevgili peygamberimizi anlatıyor denebilir. O zaman buyurun ve şu ayeti okuyun:

    “Muhakkak biz peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında da, şahitlerin şahitlik ya­pacağı (kıyamet) gününde de yardım edeceğiz.” (Mü’min 51)

    İman edenlere iki dünyada da yardım vaat ediliyor.

    Fakirken, hakirken, hasta iken, borçlu iken Allaha hamd edip, af talebinde bulunduğumuz gibi, iyi günlerde, zaferin ve fethin gerçekleştiği günlerde, bolluk zamanlarında da yine Allaha hamd edeceğiz, af talebinde bulunacağız.

    Rüzgarlara bile hükmeden Süleyman aleyhisselam gibi (Neml 40) Yusuf aleyhisselam gibi (Yusuf 101) devletlere hükmederken de şükrümüze devam edeceğiz.