ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    13.02.2014


    DİNSİZ EĞİTİMDEN DERHAL DÖNÜLMELİDİR

    Dünkü yazımın başlığı “Batı Kültürü İşkenceci Üretir” idi ve kedisinin öldüren üniversite öğrencisini yetiştiren eğitimin kökeninin batı kaynaklı olduğunu anlatmaya çalışmıştım.

    Yazım biraz ağır gelmiş.

    Ben de bu yazımda örnekler vereyim dedim.

    Üniversitelerde başörtülüleri üniversiteye sokmayanların eğitim kalitesi, dünya standartlarına göre en zirvedeler.

    Bu eğitimi engelleme suçunu anlı şanlı  Profesörlerimiz işledi.

    Bu suçu işleyenlerin arkasında avukatlıkta en üst seviyeye gelenler durdu.

    “Benden babalık gitti gayri, babalar babası Demirel'dir” diyen ve 1993 de vurularak öldürülen İnci babanın işaret ettiği durumumuzu hayal edin.

    Okula gönderdiğiniz çocuğunuzun etrafında dolaşan leş kargası gibi adamların uyuşturucu satanları eğitimsiz olsa da onlara tedarik edenler bir kaç dil bilen ve yukarılarda çok saygın olan okumuş insanlarımızdır.

    En fazla değer verdiğiniz köşe yazarı kimse, onu kimselerden sormayın.

    Övenler göklere çıkarır, yerenler yerin dibine batırır.

    Siz, o insanın ayrıldığı gazete ve patronu hakkında neler söylediğini okuyuverin ve kaç gazete gezmişse o kadar yüzünü görüverin.

    En ünlü artistlerimiz uyuşturucu partileri düzenlemekle suçlanıyor ve bir kısmı ceza da alıyor.

    Generaller hakkında düzenlenen iddianamedeki birbirleri hakkında kullandıkları kelimeler doğru ise siz düşünün durumumuzu.

    Eğer doğru değil de iddianameye yazılanlar uydurma ise, kumpas kurulmuşsa siz, düşünün adaleti ayakta tutmakla görevli kişilerin durumunu.

    Her on yılda darbe yapacak şekilde eğitilen Generallerimizi hatırlayın.

    Hastanın yüzündeki sivilceden lüzumsuz tahliller ve operasyonlarla devletten yüksek rakamlı paralar alan hastane sahipleri, organ mafyasına karışan doktorlarımız ki bir çoğunun Profesör olduğunu gazetelerden öğreniyoruz.

    Kadına şiddetin dik alasını Amsterdam’ın Dam meydanı çevresinde, Berlin’in göbeğinde nasıl işlendiğini tuzu kurularımız çok daha iyi bilir.

    Evrakta sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, irtikap gibi suçları eğitimsiz insanlar yapamaz.

    Baklava çalan, tavuk kaçıran ve kızartıp yiyen, marketten sigara aparan eğitimsiz insanlarımızın hepsinin bir yılda çaldığının bedelini eğitimli insanlarımız bir kalemde hortumla götürürler ve demokrasi kitabına da uydururlar.

    Polis sayısının devamlı artması,

    Her işyeri ve her sokağa bir kaç tane kamera yerleştirilmesi hayra alamet değil, gelen ve gelecek olan tehlikenin işaretidir.

    Biz, kamerayı her insanın içine iman esası olarak taktığımız zamanlarda hakkımızda yabancıların yazdıkları övgülerle bu gün tatmin olmaya çalışıyoruz.

    İçimizden gerçek güvenlik olan kamil imanı söküp aldılar, dışımıza güvenlik kamerası takıverdiler.

    En eğitimli insan, kameraların kontrol merkezine oturuveriyor ve beş dakikalığına kameraları devre dışı bırakıyor, işte o beş dakikada yapacağını yapıyor.

    Teknolojiye hakim insanlarımız, yatak odalarımıza, tuvaletlerimize ve oturma salonlarımıza gizli kamera ve böcek koymakla görevlendirilmiş durumda.

    Bütün bunların önlenmesi için kanunların sayısını artırmak, polisi çoğaltmak, her yere kamera takmak değildir.

    Tenimizin sağlığı için tabiat kanunlarına dönüldüğü, her şeyin organik olanının kullanılması gerektiğine işaret edildiği bu günlerde toplum vücudunun da tabiatı ve tabiat kanunlarını yaratan Allah’ın koyduğu kurallara dönmektir.