ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    13.09.2013


    ÇOK DEĞERLİ İMAMLARIMIZA

    Gazete haberlerine baktığınızda öne çıkanlar ya adam öldürme olaylarıdır, ya tecavüz olaylarıdır.

    Tartışmalar genelde Amerika’yla Rusya’nın, Ortadoğu’da sidik yarışı üzerinedir.

    Toplantılar için yapılan lüks salonlarda en saygın diye takdim edilen insanların ekonomi üzerine verdiği en fazla elli kişinin dinlediği konferanslar verilir.

    İstatistikler, ihracat, ithalat, turist sayısı üzerinden duyurulur.

    Milli Eğitimde de okul sayısı, masa, sandalye, çanta, kaliteli baskılı kitaplar, verilecek tabletlerin milyonlarla ifade edilen sayısı, yani araç ve gereçler paraya dayalı olduğundan onların halli kolay olduğundan bunlar öne çıkarılıyor.

    Eğitim ise insanla olduğundan, eğitime nasıl yön verileceği konusunda özgün teklif gelmediğinden geçiştirilme tarafına gidiliyor ondan sonra da üretimin anarşistliğinden şikayet ediliyor.

    Benim tek ümidim imamlarımızdır.

    İmamlarımız şöyle bir silkiniverseler, camiye gelenler için bir eğitim programı yapsalar, gelmeyenler için de getirebilecek yollara başvursalar ve bu çalışmalarını beş yıl sürdürseler, beş yıl sonra Türkiye’nin çehresi değişir.

    Hükümet, ekonomiye verdiği desteğin yüzde birini değil, binde birini Diyanete verse yine durum olumlu yönde değişir.

    Bir zamanlar, Diyanet İşleri Eski Başkanı Sayın Mehmet Nuri  Yılmaz Beyefendinin  imzasıyla valiliklere yazdığı 02-06-2000 tarih ve B.02.1.DİB.0.12.00.01/239-633 sayılı yazısında  Cami dersleri için:

    a) Kur’anı Kerim ve Kur’an meali

    b) Temel dini bilgiler

    c) Hatem-ül Enbiya

    d) Seçme hadisler

    Adı altında cemaate haftada dört ders verilecekti.

    Müftüler tarafından kontrol edilecekti.

    O günlerde müftü efendiler, imamlarımızın bu dersleri verebilmeleri içim bir aylık dersler bile verdirtmişlerdi.

    İmamlarımız bu dersleri vermeye başlamışlardı.

    Ama ne olduysa oldu bu dersleri kaldıran bir yazı mı geldi, yoksa teftişler mi kaldırıldı bilmiyorum, bildiğim bir şey var o da derslerin verilmediğidir.

    Emir olsun olmasın hakkıyla görevini yapan imamlarımızın olduğunu bilerek yazıyorum ama çoğunluk görevini yapıyor desem de doğru olmaz.

    Çünkü telefonla bilgi aldığım imamlarımız, “Beş vakit namazda camiyi açtın mı görevini en iyi yapan imamsın” dediler.

    Dediler ama bu sorduklarımın bir kısmı görevinin dışında da çok iyi hizmetler yapan hocalarımızdır.

    Onlardan bazılarının camideki değerli hizmetlerini cami ve  imam ismi vermeden örnek olsun diye yazmıştım.

    İlahiyat mezunu imamlarımız, mutlaka en yakın okula giderek din dersine, ahlak dersine, seçmeli Kur’an dersine girebileceklerini bir dilekçe ile bildirsinler.

    Okulları ihmal etmeyiniz.

    Hapishanelere vaiz gidiyor diyerek orayı ihmal etmeyiniz. Bir yolunu bulunuz ve mahkumlara ders vermeyi sağlayınız.

    Şehrin valisi, kaymakamı, belediye başkanını mutlaka ziyaret ediniz ve onun da öğle namazlarını herkesin görebileceği merkez camide kılmasını teklif ediniz.

    Ezik olmayınız, ezici de olmayınız.

    Tabii halinizi bozmayınız.

    Çarşıda esnafı geziniz, ev, araba, fiyatlarını konuşmayınız, Tayyip-Kılıçdaroğlu kavgalarına girmeyiniz.

    Mutlaka önceden hazırladığınız bir ayeti, ahkamıyla, espriyle, hikayeyle, atasözüyle, şiirle açıklayarak anlatıp hoş bir zaman geçirtiniz ki bir saatliğine ekonomik bunalımından kurtulan bu adam sizi asker yolu bekleyen gelin gibi, yağmur bekleyen bozkır toprağı gibi tekrar beklesin.

    Faydasız bilgiden, faydasız konuşmadan sakınınız.