ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    14.01.2014


    HAKKIN HİZMETİNDE 41 YIL
    İyi, güzel, hayırlı ve faydalı bilgi ve haberlerin yayılması için yıllarca meydanların en yüksek yeri, camilerin minber ve kürsileri kullanılırken çağımızda gazeteler, televizyonlar, internetler kullanılmaya devam ediyor.
    Bu hayırlı hizmete Milli Gazetemiz 12 Ocak 1973 yılında “Bismillah” deyip başladı.
    Yalnız bilgi ve doğru haber taşıyıcısı olmakla kalmadı şu anda yayın yapan her gazete, televizyon, internet sitesinde haber yapan, köşe yazısı yazan, yöneten insanların yetişmesine sebep oldu.
    41 yılın her gününde Hakkın ve haklının yanında yer aldı.
    Hakkın yanında Batılın karşısında olduğu için “Hak geldi batıl yok oldu” İsra süresinin 81 inci ayeti, gazetenin amblemi olmuştur.
    İslam’ın tarafı olmuştur.
    Dedi-kodu üretmedi, yalan-dolan üretilenleri temiz beyinlere taşımadı.
    Batılı bertaraf etmek için uğraşırken nezaketten ayrılmadı.
    Türk siyasetinde kendisine muhalif olanlara bile hakaret etmemeye dikkat etti.
    Diğer gazeteler, işadamlarının tetiği olarak iş görürken bu gazete hiç bir zaman bir işadamının gazetesi olmamıştır.
    Tetik olarak değil etik olarak görüldü.
    En iyi tetik çeken gazeteciler elit gazeteci oldular.
    Hükümetleri yıkmayı başardılar ama bir tek hükümet kuramadılar.
    Bu gazete, üç Başbakan, bir Cumhurbaşkanı çıkardı.
    Ne hükümetin yanındadır ne de muhalefetin.
    Milli gazete yalnız ve yalnız Hakkın, gerçeğin, doğrunun yanında olmuştur ama her yazdığı doğru olduğu halde her doğruyu yazma konusunda zamanı  ve halkın algısını hesap ederek Hakka zarar gelmemesi için yazmadığı da olmuştur.
    “Gazete yazıyorsa yalandır” yerine “Milli Gazete yazıyorsa doğrudur” kanaatini yerleştirdi.
    Kimseyi lekeleyecek, lekeli izi bırakacak haber veya makale yayınlanmadığından “Tekzip” yazısı pek görülmez bu gazetede.
    Dinimizin, vatanımızın, Müslüman milletimizin zararına olacak haberleri yayınlamaz ve Kur’an’ın “Onlara emniyet veya korkuya ait bir haber geldiğinde onu yayı­yorlar. Eğer o haberi rasüle ve on­lardan olan emir sahiplerine götür­selerdi, onla­rın için­den o haberden mana çıkaracak olanlar onu bi­lirdi. Eğer Allah'ın lütfu ve rahmeti olma­saydı çok azınız müstesna siz şeytana uyardınız.” (Nisa süresi ayet 83) tavsiyesine uyarak işin ehli olan ve o konuda karar verme makamında olanlara haber verir. Onlar yayınlanmasının daha faydalı olacağına karar verirlerse yayınlanır.
     “Ey iman edenler, eğer bir fasık size bir haberle gelirse onu araştı­rın ki, bilmeden bir top­luma sata­şırsınız da, sonra yaptığı­nıza pişman olursu­nuz.” (Hucurat süresi yet 6) ayetine uyarak araştırmadan her gelen haberi yayınlamaz. Çünkü haber yapılan kişilerin şahsiyetine yalan haberle çamur atmak değil, gölge dahi düşürülmesine razı olmaz.
    Çalışanlar, kendilerini basın işçisi gibi görmek yerine bir ailenin fertleri gibi görürler.
    Yalnız çalışanlar değil okurlar da kendilerini gazete ailesinden sayarlar.
    Konferans için gittiğim şehirlerde konferanstan sonra “Hocam, ben Milli Gazete okuruyum, otelde değilde bizim evde yatarsanız beni memnun edersiniz” diyecek kadar kendilerini gazete ailesinden sayarlar.
    Ailenin sayısını artırarak daha nice yıllarda buluşmak üzere Allaha emanet olunuz.