ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    14.03.2013


    “DOĞACAKTIR SANA VA’DETTİĞİ GÜNLER HAKK’IN”

    Her türlü başarısızlığın bin türlü mazereti olur.

    Başarısız insanların mazretini dinlemem hiç.

    Bütün gücünü kullandıktan sonra hedefine varamayanlar başarısız değildirler.

    O, üzerine düşen görevi yerine getirmiştir.

    Bizden de istenen budur.

    İlkokulu bitiren milyonlarca insan İstiklal Marşını herkes ezberler.

    Ama zaman içinde iki kıtanın dışında kalanlar unutulurlar.

    Ancak bazı vaizlerimizle Din dersi öğretmenlerimiz unutmazlar.

    Çünkü onlar anlattıkları bir çok konuya İstiklal Marşından şahit getirirler.

    Hele hele “Allah” demenin yasak olduğu günlerde hocalarımız ve gayretli öğretmenlerimiz, İslam dinini İstiklal Marşı üzerinden anlatırlarmış.

    Okul müdürü, öğretmeni sorguladığında Marşı anlattığını söyleyerek kurtulurmuş.

    “Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl.”

    Mısraındaki “Hak” kelimesinin, Allah celle celalühünün güzel isimlerinden biri olduğunu, “Hukuk” kelimesinin “Hak” kelimesinden türediğini, Hukuku ancak Hak olan birinin koyabileceğini anlatırlardı.

    “Hâlik’ın nâ-mütenâhî adı var, en başı: Hak.

    Ne büyük şey kul için hakkın elinden tutmak.”

    Diyen Mehmet Akif Merhum, “Hak” kelimesinin esmaül husna’dan olduğunu söyledikten sonra Hakkın yanında olup haklıların elinden tutmamızı istiyor.

              Cenabı Hakkın koyduğu kurallara göre değil kendi kriterlerine göre dünyanın servetlerini soymaya çıkan terörrist devletler, ülkelerde can alıp kan akıtırken atom bombası gibi silahlarla gözleri korkuturken Mehmet Akif merhum:

    “Korkma,

    Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz;

    Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz.”

    Diyerek bombaların hepsi bir araya gelseler cehennemin kıvılcımı olamayacağına göre korkmamaız gerektiğini söylerken söz sanatında da zirveyi yakalamıştır

     Firavun’un yanına İslam’ı tebliğ için giden Hazreti Musa’ya Cenabı Allah’ın “Korkma, yüce olan sensin” dediği gibi, (Ta-Ha süresi ayet 68, Meleklerin, İbrahim aleyhisselama “Korkma, biz, Lud kavmine gönderildik” dedikleri gibi (Hud süresi ayet 70) yine meleklerin Lud aleyhisselama “Korkma ve üzülme, hanımın hariç biz, seni ve aileni koruyacağız” dediği gibi (Ankebut süresi ayet 33) Akif merhum da onları örnek alarak bize ve bizden sonrakilere moral veriyor.

         “Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;

           Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.”

    Kur’an-i Kerime “Köhne kitap” denildiği, ayetlerinin yürürlükten kaldırıldığı “üç buçuk soysuzun” sözünün öne çıkarıldığı bir dönemde haksızlığa tapmaktansa ölmeyi tercih ettiğini, Müslüman avcılarına zağarlık (avcı köpekliği) yapamayacağını haykırır.        

    “Üç buçuk soysuz değil, topyekun insanlık bir araya gelseler Allahın adaletine benzer adalet ortaya kyamayacaklarını anlatmak için

    “Beşerin adli masal, hak zıpırındır yalınız;

    Dövülen mahkemelerden kovulur, çünkü: Cılız!” der.

    Ülke işgal edilebilir, canlar alınıp kanlar akıtılabilir.

    Böyle bir durumda eğer gönüller işgal edilmemişse, gönlü yaratan Hakkın hakimiyeti gönül ülkesinde devam ediyorsa kurtuluş mümkindir.

              Mâdâm ki Hakk’ın bize va’dettiği haktır,

              Şark’ın ezelî fecrî yakındır, doğacaktır.”

     Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk'ın...

    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Her ne kadar Kazım Karabekir paşa, "İstiklâl harbimiz" isimli eserinin 1127. sayfasında "Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın" hitabı İstiklâlimize muvaffak olduktan donra da manasız olacaktır" dese de biz, bu mısraın da Nur süresinin 55 inci ayetnin manzum tercemesi gibi görüyoruz.

    Rabbimiz buyurur:

    “Allah, içinizden iman edip, salih ameller işle­yenlere şöyle va'detti: "Elbette biz onlardan önceki­leri nasıl halife kılmışsak, onları da halife kıla­cağız ve onlar için razı olduğu dinlerini (tatbik edecek­leri) mekana (ülkeye) yerleştireceğiz. Korkularının ar­dın­dan güvene değiştireceğiz. Bana ibadet ederler, bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. "Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta ken­dileridir.” (Nur süresi ayet 55)