ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    14.05.2014


    TAŞLARIN DİLİ

    Tabiatta hangi şey daha çoksa, onun bize faydası da o kadar çok demektir.

    Bu Rabbimizin ayarıdır.

    Bize en fazla lazım olan nedir?

    Düşünün, bir daha düşünün..

    Fazla düşünmeye gerek yok. Bu düşünme zamanı içinde bizim en fazla kullandığımız, burnumuzdan ciğerlerimize çektiğimiz havadır.

    Bize en faydalı olan da havadır ve dünyayı kaplayan, dağlara, denizlere, çiçeklere, böcekler...fayda sağlayan hava.

    İkinci sırada su gelir ki dünyamızın dörtte üçü sularla kaplıdır.

    Sonra toprak, daha sonra da taşlar gelir.

    Yalçın kayalar hakkında çok şey söylenmiş de çakıl taşları çok az konu edilmiş.

    Halbuki bizi anlatanlardan biri de takıl taşlarıdır.

    İçimiz, Himalaya’dan daha yüksek, Lut gölünden daha alçak girinti ve çıkıntılarla dolu.

    İç dünyamız, sulardan daha yumuşak, granit parçası çakıl taşlarından daha serttir.

    Taş tarafımızı yumuşatmak, su tarafımızı sertleştirmek tabitat müdahele gibidir.

    Rabbimiz, İsrail oğullarını tanıtırken “Kalpleri taştan katı” der.

    Bu derece nesli ve ürünü bozmaya çalışan, bozulmayanların tamamını öldürse yüreği sızlamayanların taş kalplerini su gibi yumuşak kelimelerimiz etkileyemezse onların taş kalplerine bir şeyler kazımak için elmas gibi Müslüman kalbi de lazımdır.

    Bazı taşlara deniz ve göllerin suyu etki etmeyebilir ama denizlerden ve göllerden daha etkili bir damla gözyaşı nice taş yüreklileri su gibi yumuşatır.

    Cehennem ateşinin üstüne dünyanın bütün sularını dökseniz bir damla kadar tesir etmezken Allah için akan bir damla gözyaşı cehennemdeki ateşinizi de söndürebilir.

    Kabil’in eliyle atılan ve Habil’in ölmesine sebep olan da taştır.

    Hacer-i Esved de taştır.

    Kafirin mezar taşını görünce sevinenlerden olmayın.

    Onun taşlaşmış kalbini yumuşatıp Müslüman olmasını sağlayın ve Musalladan kalkarken cenaze namazını kıldığınız ve cennete gitmesi için dua ettiğiniz kardeşiniz olduğu için sevinin.

    Zalim Firavunun tacındaki kıymetli taşlar, zulmü, işkenceyi temsil ederken Süleyman aleyhisselamın yüzüğündeki taş, adaleti temsil ediyordu.

    “Ben, değişmem” demeyin.

    Nerede ve kiminle beraber olduğunuza dikkat edin.

    Mezar taşıyla anılanlardan değil, işiyle, eseriyle anılanlardan olalım.

    “Olmaz, imkansız..” gibi kelimeleri kullanmayın. Katı taşlardan ateş çıktığını görmek için çeliği taşa vuruverin.

    Vahşiden adam olmaz demeyin, sahte peygamber Müseyleme’yi harpte Hazreti Vahşi’inin öldürdüğünü hatırlayın.

    Deniz kenarındaki renkli çakıl taşları gibi rengarenk yaşayalım ama denizin gel-gitleriyle birbirini yiyen çakıl taşları gibi zamanın gel-gitleriyle birbirimizi yemeyelim.

    Çakıl taşlarının hepsinin hikayesi ayrı olduğu gibi bizim hikayelerimiz de ayrıdır ama aynı dünyada yaşıyoruz ve aynı hızla Yaratanımıza doğru gidiyoruz.

    İçimizdeki taşları cennet Yakutuna dönüştürmek için iman ve imanın çevrelediği helal mıntıkası içinde yaşamanın sıkıntılarına dayanmamız gerekir.

    İçimizde kabaran denizleri, Kevsere dönüştürmek için içimize midemize haram, dilimize yalan, kulağımıza iftira ve gıybet yaklaştırmayalım.