ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    15.04.2013


    SİLİVRİ SAVAŞLARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

    Avukatın oğlu da avukat olmuş.

    Oğul, yaşlı babanın bürosunu idare etmeye başlamış.

    Bir akşam evde büro hakkında rapor verirken havalı bir şekilde “Baba, senin on yıldır sürdürdüğün filan davayı sonlandırdım” deyince babası, “Oğlum, her davayı böyle çabuk sonlandırırsan sen ne yiyip içeceksin” der.

    Televizyonlarda Ergenekon ve Balyoz davalarının bazı cazgır avukatlarını ve Silivri’ye gaz savaşlarına katılanları her görüşümde bu fıkra aklıma gelir.

    Bu adamlar bu tutukluların tutukluluğundan fayda mı sağlıyorlar diye düşünürüm.

    Spor kulübü başkanı tutuklu ünlülerden birinin avukatı da televizyon televizyon dolaşıp herkese laf yetiştiriyor, başkanın tutukluluğu da devam ediyordu.

    Ne zaman avukat televizyonlara çıkmaz oldu ve sesini kesti, başkan tahliye oldu.

    1981 yılından beri İstanbul’da tanıdığım cazgır avukatların başarılı olmadığını, Savcı ve Hakimle çatışmanın davayı kaybetmeye sebep olduğunu, sessiz sedasız, basına görünmeden, yetkililere saygılarını sunaraktan, maddelerin en ince bendlerine kadar nüfuz eden avukatların da müvekkillerinin yüzünü güldürdüğünü gördüm.

    Marmara FM de yaptığım “Şifa Tefsiri” adıyla sekiz yılda Kur’an-i Kerimin tefsirini tamamlarken 28 Şubat’ın en hararetli günlerinde 12/01/2001 tarihli tefsir sohbetimde:

    “...Nerede olursanız olun, Allah Celle Celalühü’nün denetimi ve gözetimi altında olduğumuzu hatırımızdan çıkarmayalım.

    Türkiye’de yolsuzlukların temelinde böyle bir inancın olmadığı yatmaktadır.

    Türkiye’de yolsuzlukla gerçekten mücadele etmek isteyen iyi niyetli insanlar niye başarılı olamazlar? 

    Her şeyi kanunlarla halledeceklerine inanıyorlar da ondan.

    Her şeyi zabıta gücüyle, yani polis gücüyle, asker gücüyle halledeceklerine inanıyorlar da ondan.

    Bu yol yanlış.

    Eğitim yoluyla insanları yolsuz hareket edecek şekilde yetiştireceksin, sonrada onları yakalamak üzere o yetiştirdiğin insanlardan bir kısmını polis yapacaksın ve onların üzerine salacaksın. Birine kaç diyeceksin, Birine tut diyeceksin...” dedim

    Meğer bu sözler o günün İstanbul RTÜK görevlilerine göre suçmuş. T.C. Radyo Ve Televizyon Üst Kurulu İstanbul Bölge Müdür V. Cengiz Karakaşoğlu imzasıyla Ankara RTÜK merkezine, “3984 sayılı kanunun 4. madde (g) bendi “Toplumu şiddet, terör ve etnik ayırımcılığa sevk eden ve toplumda nefret duyguları oluşturacak yayınlara imkan verilmemesi” ile 4. madde (c) fıkrasında yer alan “Anayasanın Genel esaslar kısmında yer alan ilkelere, demokratik kurallara ve kişi haklarına” aykırı olduğu düşünülmektedir.

    Takdirlerine arz ederim.” Denilerek suç duyurusunda bulunulmuş.

    RTÜK üyeleri de savcılığa durumu bildirmişler.

    Mahkemeye giderken kimseye haber vermeden gittim.

    Altı ayrı duruşmaya yalnız gittim.

    Hiç bir dostuma haber vermedim.

    Günlük yazı yazdığım gazeteme haber vermedim.

    Bilirkişi raporuna dayanarak hakime hanım berat kararı verdi.

    Savcı da temyize göndermedi.

    Berat kararında bir kaç sene sonra ben bu olayı yarıdan fazlası avukat olan yirmi kadar arkadaşla, deniz kenarında bir havuzun başında gece sohbetinde konuşurken anlattım.

    Tanımadığım bir bey, “En iyisini yapmışsın. Avukat sayısı arttıkça, hakimin ceza verme hırsı da artar.” Dedi.

    Avukatlardan biri bana o konuşanı tanıttı, “Hocam bu bey, ülke çapında bilinen filan davaya bakan hakimdir” dedi.

    Halen faaliyette olan İslamcı sayılmayan Holdinglerden birinin hem avukatı hem de ortağı olan bir bey, Benim Cağaloğlu’nda, Cezeri Kasım Paşa Camiinin salonunda yaptığım Tefsir sohbetlerine devam ederken bir gün yine derse devam eden küçük esnaftan birinin benim yanımda avukata bir durumunu anlattı, avukatı olmasını istedi.

    Avukat, “Hakimler beni tanırlar, pahalı avukat olduğum için senin bu vergi usulsüzlüğünü bilinçli yaptığın kanaatine varırlar. Sen hiç avukat tutma, bana anlattığın gibi saf bir şekilde kendin anlat. Hakimler seni anlayacaktır ve berat edecektir” dedi ve dediği gibi de oldu.

    Bağcı dövmekten vazgeçip üzüm yesek herkes için daha iyi olacak