ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    15.05.2014


     

    ÇARESİZLİK ÇEMBERİNDEN ÇIKINIZ

    Herkes ettiğini bulur.

    Ya bu dünyada bulur veya öbür dünyada bulur.

    Hiç bir şey karşılıksız kalmaz.

    Ettiğiniz ve ektiğiniz iyi ise iyilik bulacaksınız, kötülük edip kötü şeyler ekmişseniz onu bulacaksınız.

    Rabbimiz, Zilzal süresinde  kim zerre kadar iyilik yaparsa karşılığını görecektir, kim zerre kadar kötülük yaparsa o da karşılığını görecektir” buyurmuş.

    Nefes almamız bile kaderdir amma biz, temiz yerde temiz nefes almakla görevliyiz, uyuşturucuyla nefesimizi kirletmemiz yasaklanmıştır.

    Onun için irademizi iyi şeylerde, iyi yollarda, iyi işlerde kullanmakla görevliyiz.

    İyiliğin ölçüsü de Rabbimizin Kitabı, peygamberimizin Sünnetidir.

    Yoksa günümüz insanı iyilik yapmak için Irak’ta bir buçuk milyon insan öldürebiliyor.

    Fakirleştirilmiş ülkelerde ekonomik dengeyi sağlamak için nüfus azaltmak için “Tek dişi kalmış cavar” ın medeniyeti fazla nüfusu öldürüveriyor.

    Aç bıraktığı insanların karnını doyurması için Paris, Londra, Berlin, Washington...sokaklarında kendini satma ruhsatı veriyor ve bize de bunun özgürlük olduğunu dayatabiliyor.

    Kur’an ve Sünnette olmayan ibadetler bile çok iyi niyetlerle konulmasına rağmen Sevgili peygamberimiz tarafından “Bid’at” olarak bildirilmiş ve bu bidatin sapıklık olduğunu söylemiş.

    Yunus aleyhisselam bir peygamberdir.

    Kavminin inkarda ısrarına kızınca çare olarak oradan ayrılmayı tercih etmiş ve bulunduğu bölgeyi terk etmiş.

    Rabbimiz, sevgili peygamberimizi yönlendirirken “Sabret, balık sahibi Yunus gibi olma” diyordu. (Kalem süresi ayet 38)

    Hadid süresinin 28 inci ayetinde rahiplerin kendi uydurdukları ruhbanlığın kabul edilmeyeceğini haber verir Rabbimiz.

    Kendisine nasıl kulluk yapacağımızı kendisi belirler ve biz ona göre hareket ederiz.

    Biz, kendi kafamıza göre hareket edersek bu gün uyuşturucu tacirlerine otuz yıl hapis cezası veren kanunlar çıkarırız, bir gün gelir engel olamadığımızı, kanun koyucularının bile uyuşturucu kullanmaya başladığını anladığımızda Koffe Shoplarda alınmasına satılmasına içilmesine izin veren kanunlar da çıkarırız.

    Kulluğumuzu Yaratanımızın kurallarına göre yapacağız.

    Bir kısım mücahitlerimiz, bu günlerde kabuğuna çekilmiş, çaresizlik çemberinin içinde kendinden bile uzaklaşmış durumda.

    Bu durumunu savunacak kendince mantıklı gerekçeleri de söylüyor.

    Ama söylediklerine bakıyorum hep başkalarını suçlamaya yönelik.

    Müteaahit olan arkadaşlarını suçluyor, siyasettekilerin iş yapmadıklarını söylüyor, köşeyi dönenlerin dönekliğini anlatıyor.

    Şu anda dünyanın her tarafında bir milyar insan yemeğini yemekle meşgul.

    Kimi köpek eti yiyor, kimi domuz eti yiyor, kimi çekirge kavuruyor, kimi hamam böceği haşlaması yiyor, kimi kuru fasulye...

    Onların sofrasına bakarak biz, yemek yemeyi bırakmıyoruz ve karnımızı doyuruyoruz.

    Helalinden bir kuru ekmeğimiz de olsa kimseye bakarak kızıp o yarım ekmeği yemeyi terk etmiyoruz.

    Biz, önce kendimizden sorumluyuz, sonra gücümüzün sınırı nereye kadar uzanıyorsa oraya kadar olan insanlara doğruları hal ve dilimizle anlatmakla görevliyiz.

     Rabbimiz, Fecr süresinde “Gir kullarımın arasına gir cennetime” buyurmuş.

    Asıl olan halk içinde halvettir.

    Halkın içinde yaşarken her adım ve her nefesi Allah’ın isteği doğrultusunda kullanmak halvet halidir.

    Seherde Hak ile halvet halinde olduktan sonra onun mektubu olan Kuranı okuyup halk arasında neyi nasıl yapacağı talimatını aldıktan sonra halkın içine karışmaktır.

    Halvet: Halkla ülfet ederken hakkın kurallarını uygulamak ve Halkın içinde Hakla beraber olmaktır.

    Mücahitler, “çaresiz değilsiniz, çare sizsiniz.” Çaresizlik çemberinden çıkınız. Müslümanın iktidar olmasını İslam’ın  iktidarı olduğu yanlışından Müslümanları kurtarınız.