ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    15.07.2013


    ASLINDA HEPİMİZ ŞARTLANDIRILMIŞIZ

    İki yüz kadar çalar saati, saat beşe ayarlasanız ve çok hızlı uçaklarla iki yüz devletin başkentine ulaştırsanız, saat beşe gelince hepsi birden çalmaya başlar.

    Strateji uzmanlarımız, bunun bilinçli olarak hareket ettiklerini Londra’da Scodlant Yard’da kurulduğunu anlatırken bir başka strateji uzmanımız da C.I.A tarafından ayarlandığını söyleyebilir.

    Eskisi gibi K.G.B yi karıştıran pek kalmadı.

    Her ülkenin Savcıları organize suç örgütü suçlamasıyla dava açabilir saatler ve kurucularına.

    Strateji uzmanlarımız, kendi görüşlerini kuvvetlendirmek için iki yüz yerde aynı saniyede çalmaları, organize olduğunu söyler ama saatlerin canı yok ki.

    Aslında hepimiz kuruluyoruz.

    Süvari birliğinde atların yem zamanı geldiğinde yem borusu çalınınca dağınık olan atların hepsi yem yenen yere anında gelirler.

    İspanya’da kızılı gören boğalar kızıla saldırırlar.

    Dünyadaki bütün insanlar, ister Müslüman olsun, ister kafir olsun hiç fark etmez, hepsi eğitim yoluyla kurulurlar ve hiç farkına varmadan zamanı ve zemini oluşunca diğerlerinden habersiz harekete geçerler.

    Dünyanın öbür ucundaki adı sanı bilinmeyen fakir bir ülkede elmas madeni bulunsa, leş görmüş akbaba gibi bütün batılı ülkeler oraya saldırırlar.

    Sidney’de bir Müslüman Ramazan hilalini gördüğünde o gece oruca başladığı gibi Sidney’in nerede olduğunu bilmeyen Sivas’lı bir Müslüman da hilali görünce oruca başlar.

    Aslında hepimiz şartlandırılıyoruz.

    Esrarı görünce üzerine atlayan Amerikalı, aslında aldığı eğitimin gereğini yerine getirir.

    Bush, cumhurbaşkanı iken yeğenlerini her akşam babası karakoldan alıp evine götürdüğünü, ailenin uyuşturucu bağımlısı olduğunu gazeteler yazardı.

    Dünyanın her tarafında uyuşturucu baronlarının rotasının Amerika olduğunu herkes biliyor.

    Sarışın mavi gözlü, tiyatro artisti bir bayanın zenginler mahallesindeki lisede çocuğunun uyuşturucu bağımlısı olduğunu, Amerikan tıbbının faydalı olamadığını, Türkiye’ye hicret ederek burada oğlunu tedavi ettiğini, ikisinin de Müslüman olduğunu,  Kur’ani Kerimi anlayacak kadar Arapça da öğrendiklerini daha önce yazmıştım.

    Aslında hepimiz kuruluyoruz.

    Ama şuurlu bir Müslüman, kendisini yaratanın kitabına göre kurulmasını ve ona göre hareket emesini ister.

    Mesela beş vakitte Ezan okunmadan önce genlerini harekete geçtiğini, abdest almaya başladığını ezanla beraber caimye gittiğini veya bulunduğu yerde namaz kıldığını görüyoruz.

    Bu bir şartlanmadır ama insanı aşağılayan şartlanma değil, yücelten bir şartlanmadır.

    Kendisi gibi bile olmayan olamayan bir insan veya insanların emir ve komutasına göre hayatını düzenlemeye çalışanlara salında çağdaş köleler denir.

    İstanbul şehrinde hiç bir güç, parti, dernek, vakıf, kurum, kuruluş, on beş milyonu aynı anda sofraya oturtamaz ve aynı anda “Allahü Ekber” komutuyla kaşığı ağza götürtemez.

    Buyurun, bütün hayatımızı helallara göre ayarlayan, kimsenin namusuna, malına, yeraltı ve yerüstü servetlerine saldırmama eğitiminden geçmemizi isteyen İslam dinine göre mi şartlandırılalım, yoksa “Vurgun vuranın, yumurta çalanın” mantığıyla hareket eden, ordularıyla ülkeleri soyan, sömürgenlerin eğitimine göre mi şartlandırılalım?