ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    15.11.2013


    KERBELA ÜNİVERSİTESİ

    Evladı Rasül, kıyamete kadar haksızlara, zalimlere başkaldırma konusunda fiili fetva veren önderlerimizdir.

    Dille fetva vermek kolay olabilir.

    İnsan zoru görünce dille verdiği fetvadan dönebilir.

    Hatta dönekliği kahramanlık haline bile getirebilirler.

    Ama fiili fetva şehadetle de taçlanınca o fetva kıyamete kadar örnek ve önder olmaya devam eder.

    Zalim, zulmünü devam ettirirken ilim adamlarının susması doğru değil ama belki mazeret kabul edilebilir.

    Ama zalimin zulmüne fetva vermek o zulmün meşruiyet kazanmasını sağlar.

    İmam Ebu Hanife bu suçu işlemek ve tarih boyunca zalimlerin fetvacısı damgasını yemek yerine hakkın ve haklının yanında yer almıştır.

    Asıl başarı hak yolda yürümeye devam etmektir.

    Yoldan saptırmaya çalışanlara karşı direnmek ve o yolda ölmek en büyük başarıdır.

    Sapık yollardan cehenneme varmak başarı değildir.

    Hazreti Hüseyin ve taraftarları başarılı olmuşlardır.

    Hala dünyamızda haksızlıklara başkaldıranların gönüllerini harekete geçiren onlardır.

    Onları şehit edenlerin esamesi bile okunmamaktadır.

    Hazreti Hüseyin’i şehit eden üç bin kişilik ordunun komutanı Ömer Bin Sa’d’dır.

    Sa’d bin ebi Vakkas’ın oğludur.

    Sa’d bin ebi Vakkas, Hazreti Ali’nin en değerli arkadaşıdır.

    Ömer’le Hüseyin çocukluk arkadaşıdır.

    Şiilerin lanetle andıkları Ömer, bu Ömer’dir.

    Ömer bin Hattab’ı da pek sevmezler ama kızdıkları lanetledikleri Ömer, Hazreti Ömer değildir.

    Ömer bin Sa’d, Rey şehrine vali olarak atanır ama gitmeden önce Hüseyin’i öldürmesi istenir.

    Ömer, yakınlarıyla istişare ettiğinde hepsi bu isteği kabul etmemesini, Hüseyin’i öldürmemesini söylerler.

    Hatta Ömer’in hanımı,” Buralardan gidelim, diyar diyar dilenelim ama Hüseyin’i öldürme” der.

    Ömer, görevi kabul eder, göz yaşları içinde öldürme emrini verir.

    Sonra tarihe geçen şu şiirini söyler:

    “Çok istediğim Rey (Tahran ve bütün İran) valiliğini mi bırakayım,

    Yoksa Hüseyin’i öldürüp tarih boyu kötü mü anılayım.

    Onu öldürmede perdesiz cehennem var

    Ama İran valiliği ise gözümün nuru” (Nüveyri, Nihayet-ül ereb, fi fünunil edeb 20/266)

    Cennetlik insanın evinde doğan, onun eğitiminden geçen de yanlış yapabilir.

    İyi tanıdığınız insanın yanlışlarına sahip çıkamayın.

    Evladı rasül, ilimde ve zalimlere karşı direnişte öncü oldular.

    İmam Ebu Hanife’nin en önemli hocalarından biri Zeyd bin Ali’dir.

    Hazreti Hüseyin’in oğlu Ali’nin oğludur.

    İlim verdiği öğrencisi de onun yolundan yürümüştür.

    Hişam bin Ambdülmelik’ karşı Zeyd bin Ali başkaldırdığında İmam Ebu Hanife hem fetvasıyla hem mali yardımıyla Zeyd’in yanında yer almış, Emevi devlet başkanının verdiği devlet görevini kabul etmemiş ve bu yolda işkencelere tabi olmuş.

    “Dünyada kırbaç yemek, ahirette ceza çekmekten iyidir” demiş.

    Hur bin Yezid, güçlü kuvvetli bir komutan.

    Yezid adına Hazreti Hüseyin’in etrafını kuşatır ve hareket alanını daraltır.

    Ömer bin Sa’ad gelip onu öldürmeye kararlı olduğunu öğrenince Ömer’le konuşur, ikna edemeyince Hazreti Hüseyin’in tarafına geçer ve onunla beraber şehadet şerbetini içer.

    Yanlışın neresinden dönülürse kardır.

    Aslında Kerbela, ağlamak, kin bilemek, sızlanmak için değil o olayı bir medrese, evladı rasül Üniversitesi olarak görmek gerekir.

    Allah hak yolun yolcularının hepsinden razı olsun.