ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    16.05.2013


    NASIL BİR EĞİTİM BU!?

    Devlet, nasıl bir eğitim veriyorsa eğitim verdiği her insana hain gözüyle bakıyor.

    Bu söylediğime Mecliste gurubu bulunan parti başkanlarının birbirleri hakkında söylediklerini delil olarak göstermeyeceğim.

    Partidirler, öyle düşünmeseler de oy için söyleyebilirler.

    Meclis kürsüsünde birbirlerine sövenlerin Meclis lokantasında karşılıklı içki içtikleri eskiden beri söylenegelir.

    Amerikancıların Moskovacılara, Moskovacıların Amerikancılara söyledikleri delil olmaz. Çünkü her ikisinin de vatansever olduğu test edilmiştir.

    Daha önce bahsettiğim bir kitabı yeniden hatırlatmak isterim.

    Kitabın adı: “TÜRKİYE’DE ANARŞİ VE TERÖRÜN SEBEPLERİ VE HEDEFLERİ”

    Yazar: yazarın adı yok.

    Ancak kitabın adı yazıldıktan sonra o sayfanın altına not düşülmüş.

    Notta, “12 Nisan 1985 günü Yükseköğretim Kurulu merkez binasında verilen konferans” yazısı var.

    Konferansı kimin verdiği yazılı değil ama Prof. Dr. İhsan Doğramacı, Yükseköğretim Kurulu Başkanı olarak yazdığı ÖNSÖZ de konferansı “İlgili makamlar” ın verdiğini ve uygun görenin de Başbakanlık olduğunu yazmaktadır.

    Kitap 186 sayfadır.

    Avrupa’da ve Türkiye’de faaliyet gösteren bütün cemaatlerin isimleri var bu kitapta.

    Sol adına kurulan bütün kuruluşların adları da var.

    Tarikatçısından Şeriatçısına, Komünistinden sosyalistine, sağcısından solcusuna kadar hepsinin kurduğu örgütlerin adı zararlı örgütler arasında geçmekte.

    O günlerde Avrupa’ya giden her Diyanet görevlisinin eline bu kitaptan bir tane verilir, yalnız verilmekle kalmaz, bir Albay tarafından dört derste kitap özet olarak anlatılır ve Avrupa’daki İslami faaliyet yürüten cemaatlerden, cemiyetlerden ve diğerlerinden uzak durulması istenirdi.

    Bana da o kitaptan verildi ve ben üzerime düşeni doğru bir şekilde yaptım.

    İsterseniz ne yaptığımı yarın anlatayım.

    Diyanet görevlileri tarafından gönderilen raporlar nedeniyle Türkiye’de haklarında dava açılan çok değerli hocalar olmuş bazıları ceza bile almışlardır.

    Eski Tekirdağ Müftüsü Ali Arslan hoca, Avrupa’da Milli Görüşün Fetva Komisyonu başkanı olduğu günlerde İslami hizmetlerinden dolayı hakkında diyanet görevlisinin yazdığı şikayet dilekçesi nedeniyle bir yıl hapis yatmış altı ay da sürgün cezası yemiştir.

    Yetmedi, MİT’de görev almış elemanlardan bir kaç tanesi, Türk Devletine sığınan, Özgür Suriye Ordusu kurucularından Albay Mustafa Harmuş’u mülteci kampından alarak yüz bin dolar karşılığında Beşşar Esed’e teslim etmekten yargılanıyor.

    Genelkurmay başkanı dahil bir çok general, YÖK başkanı ve hukukçular suç işlediği iddiasıyla Silivri cezaevinde yatmaktalar.

    Dünyanın en eğitimli insanlarının yattığı hapishane bizde.

    Sipariş usulüyle cinayet işleyiverecek kurumlar oluşmuş.

    Üniversite öğrencileri protesto işçisi olmuşlar hatta “Nöbetçi protesto ekibi” bile kurulmuş.

    Kimi, neden, nasıl protesto edeceklerini bilmeye gerek yok.

    Sloganları ve pankartları ellerine tutuşturuverdin mi gerekeni yapıyorlar. Yumurtalar da onlardan.

    Devletin bir biriminin yakaladığını öbür birimden biri gelip kaçırıveriyor.

    “Halkımız sağlam” diyorsak bunda hiç şüphe yok ama okumuşlarımız onları da bozuyor.

    Yapılan bir ankette “Hortumcu olmak ister misin” sorusuna çoğunluk “Hayır” diyor ama “Hortumcunun kızını oğluna alır mısın veya kızını oğluna verir misin” sorusuna “Evet” diyor.

    Fakire bir tabak yemek vermeyen restoran sahibi, Mercedes’le gelen hortumcudan para almıyor.

    Bize bir şeyler değil, çok şeyler olmuş ve olmaya devam ediyor.

    Eskiden bankanın önünden geçmeyen imamlarımız bankadan faizle kredi alıyorlar.

    Faiz almayan ve alınması konusunda fetva vermeyenin ardından gülen insan sayısı çoğalmaya başladı.

    On yıl önce Almanya’da krediyle ev alanlar, almayanlara hava atıyorlardı.

    Bu sene bir kaç defa gidip gelişim esnasında kredi almayanlar, alanlarla dalga geçiyorlar.

    Otuz yıllığına krediyle ev alanlar, parasızlıktan babasının cenazesi için gelemiyorlar, kanserli babasına “Baba, otuz yıl dayan sonra ben seni tedavi ettiririm” diyorlar.

    Baba, uçak parası gönderirsen torunlarını görebilirsin” diyorlar.

    400 bin Euro’ya satın aldığı evi 100 bin Euro’ya alacak adam bulamıyor.

    Bu beladan kurtulanlar, faize fetva veren hocalara bile “Benim aklım ermez. Rabbim faizi haram kılmış ben almam” diyenlerdir.

    76  milyonluk nüfusumuzun 20 milyon çocuğunun henüz bozulması tamamlanmadan tedbir almalı.

    Tertemiz çocuklarımızı kirleten eğitim kir ve mikroplardan arındırılmalı.

    Allah’ın yarattığı can ve ten, Allah’ın koyduğu kurallara göre kullanılmalı, bakımı da ona göre yapılmalı.