ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    17.01.2014


    HER ŞEYİN İYİ TARAFINA BAKIN

    27-30 Aralık 2013 tarihlerinde Hamburg’da sayıları 50-75 arası değişen gençlerimize üç günlü eğitim çalışması yaparken, çalışmaları gerektiği, hayali endişelere gönül dünyalarında yer vermemeleri gerektiğini anlatırken insanların en fazla endişe duyduğu ekonomik olayı anlattıktan sonra Hud süresinin 11 inci ayetinde Kıpırdayan her canlının rızkının Allaha ait olduğunu söyleyince gençlerden biri “Bu söylediğine inanıyoruz ama gözle görülen, elle tutulan bir örnek verirsen daha iyi anlarız” dedi.

    Ben de onlara karada, denizde, havada yaşayan trilyonlarca canlıyı hatırlayın demeyeceğim. Soruyu sorana “Evli misin?” dedim başıyla evli olduğunu cevap verince çocuk doğmadan bir gün önce hanımın göğüslerinde süt yok idi, çocuk doğunca ananın memelerine süt geliverdi.

    Hastahanedesiniz, buyursunlar bütün doktorlar bir araya gelsinler ve çocuk doğmadan önce o sütü getirebilirlerse getirsinler.

    Öyle bir gıda ki, hiç bir gıda onun yerini tutamıyor.

    Ve çocuğun günü, haftası ve ayına göre ihtiyacı olan veriliyor.

    Sen, ben, anne, hastahane doktorları vermediğine göre veren Allah’tır.

    Biz, bu dünyada üzerimize düşen görevimizi yapacağız.

    Aylardan Mayıs ayı, ben ilkokula gidiyorum.

    Ekin tarlamızda buğdayların boyu göbeğimize geliyor.

    Buğday, boyu, evini ve koyuya çeken yeşilliğiyle yüz güldürüyor.

    İki gün sonra dolu yağdığını ve ekinlerin tamamına zarar verdiğini duyunca babamla beraber gittik.

    Buğdayların boyunları bükülüvermiş.

    Ben bilmem ama bu aydan sonra yeniden ekilip boy vermesi mümkin değil. Böylesinin görülmediğini söyleyen babam “Hasbünallah ve ni’mel vekil” dedi. Manasını o da bilmiyordu ben de bilmiyordum.

    Sonradan öğrendim ki manası “Allah bize yeter. O ne güzel vekil” imiş.

    O sene Allah, bize babamın bir ömür boyu görmediğini gösterdi ve beli bükülen buğdayların bükülen yerlerinden yeniden süygün verdi.

    Buğdayın boyu kısa oldu, samanı az çıktı ama evini eskisinden iyi oldu.

    Doluyu, karı, fırtınayı, selleri, depremleri, kuraklıkları gözünüzün önüne getirerek moralinizi bozmayın.

    Ön tedbirleri almamaktan korkun.

    Tembellikten, miskinlikten korkun.

    Kafirden korkmayın, Allahtan korkun ve ona karşı gelerek kafire karşı zayıf düşmekten korkun.

    Sevgili peygamberimiz aşırı borç nedeniyle kendini bırakıveren ve camiden çıkmayan Ebu Ümame’ye şunları öğretmiş: “Allah’ım, üzüntüden, kederden, acizlikten, tembellikten, korkudan, cimrilikten, borcun beni yenmesinden ve insanların beni kahretmesinden sana sığınırım.”

    Bunların hepsinden uzak duracağız.

    “Allah var keder yok” diyeceğiz.

    Çalışacağız, ihtiyaç sahiplerine dağıtacağız.