ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    17.04.2009


    ENGELLERİ KALDIRALIM

    Biri çıkıyor “Bana göre” diyor ve gündem kuyusuna bir taş atıyor. Elli akıllı o taşı çıkarmak için uğraşıyor.

    Biz, insanları kendi fikir ve görüşlerimize çağırmayacağız.

    Onların da insan olduğunu, bizden daha isabetli kararlar alabileceklerini, fikir üretebileceklerini bileceğiz.

    Ama bütün akılları yaratan Allah’tan daha isabetli hüküm koyamayacaklarını da bileceğiz.

    Çocuğumuza biz, kendi gözümüzü veremiyoruz. Allah ona iki göz veriyor. Kendi gözümüzü veremediğimiz çocuğumuza kendi görüşümüzü de vermeyelim.

    Ona göz veren Allah (c.c) görüşte vermiştir. Rum suresinin 30/30 da ifade edildiği gibi bizi yaratan Allah (c.c) ın fıtratımıza verdiği din bizi yönlendirsin.

    Bizim görüşlerimiz, bizim gördüklerimiz, duyduklarımız, tattıklarımız, tuttuklarımız ve diğer zaman mekan ve şartların etkisi altında oluşanlardır.

    Çocuklarımızın zamanı, mekanı, şartları ve bakışı, bakış yaşı bizimkinden farklıdır.

    Durduğumuz yere göre görülen değişir ama o gördüğünü değerlendiren değerler sistemi değişmeyen bir sistem olmalıdır.

    Dereden baksak da, tepeden baksak da, gördüklerimiz değişse de İslami bakış açımız değişmemeli.

    Eğer bakış açısını Allahın kurallarına göre değil de insanlara göre ayarlarsak güçlü gördüğümüz her insana göre görüşümüz değişir ve biz, bukalemun gibi değişken biri oluveririz.

    Her insanın parmak çizgileri diğerinden ayrı olduğu gibi, ruhi çizgileri de apayrıdır.

    Anlayışta, söyleyişte, yazışta, okuyuşta görüşte (v.s.) ki ayrılıklar ruh çizgilerinin ayrılığı kadar fazladır.

    Ressama yön veren, tabiat veya iç dünyasıdır. Tabiat ve iç dünyasının aslına sadık kaldığı oranda yücelir. Ondan uzaklaştığı oranda alçalır. Ama her ressam kendi gönlüne yansıyanı yansıtır ve böylece çeşitlilik meydana gelir.

    İnsanlardaki bu farklılığı bilen alimlerimiz “İnsan adedince Allah’a giden yol vardır. Ancak bütün yollar Rasülüllah’dan geçmelidir” demişler.

    Yani her insanın kendine özgü bir dünyası vardır. Ancak bu dünya Kur’anın çizdiği alan içinde kurulursa kişi mutlu olur.

    Şarap içenle şerbet içenin yürüyüşü görüşü, davranışı değişik oluyor. Müslüman insan, şarap içerse gönül gözünde de kafadaki gözünde de perdelenme meydana gelir.

    Viranelerde yaşayan baykuşun dünyada en sevmediği yerler gül bahçeleriymiş. Karga “En güzel yavru benimki” dermiş. Karasinek gül kokusundan kaçarmış.

    Kula kul olanlar, beynini başkalarının emirlerine çanak şeklinde hazırlayanlar, Allah’ın ayetlerinden yüz çevirirlermiş.

    Rabbimiz Kur’anı kerimde kafirlerin yüz çevirmelerini haber veren ayetlerin hemen ardından yeryüzü ayetlerini hatırlatır.

    “Mü’minler her sözü duyarlar en güzeline uyarlar.” (Zümer suresi 17) iyiyle kötüyü, hayırla şerri, akla karayı, imanla inkarı yan yana görmezsek ayırt edemeyiz.

    Her çağda güçlü yazarlar ve hatipler gelmişler, toplumu etkilemişler, tarih kitaplarında yerlerini almışlar.

    Hala bizi etkileyen cümleleri de var. Ancak ilk cümlesinden son cümlesine kadar her cümlesi her çağda doğruluğu test edilmiş bir yazar, hatip veya filozof yok.

    Çağları ve çağdaşları yaratan Rabbimizin kelâmı olan Kur’anı Kerim ise sanki bu gün bizim şartlarımız için inmiş gibi tazeliğini koruyor.

    Güzel düşünceler kelebekler gibi bir zaman insanlık ailesinin ufkunda uçmuşlar sonra ölmüşler veya çiçekler gibi gönül dünyamızda fikir çiçekleri açmış, insanlık ailesine güzel kokular salmış ve solmuş.

    Kötü düşüncelerde bulaşıcı hastalık taşıyan sam yelleri gibi esmiş bir çok insanın hastalanmasına, hasta insanların harplerine sebep olmuş ve yok olup gitmiş.

    Aynı fabrikanın yaptığı aynı marka fotoğraf makinelerinin özellikleri hep aynı olmasına rağmen altı milyar insanın beş duyusundan girenlerin insan üzerindeki etkisi altı milyar farklıdır.

    Herkesin gördüğü, duyduğu, tattığı, tuttuğu, kokladığından öğrendikleri ona ayrı bir görüş verir ama o görüş yalnız onu bağlar.

    Bizim beş duyumuzu veren Allahın ayetleri altı milyar insanı bağlar.

    Onun için biz, kendi görüşümüzü değil, Allahın ayetlerini sunalım insanlık ailesine.

    Kendimize ait fikirlerde değişiklik veya aynı fikri ifadede değişiklik biz insanlar için normaldir. Unutmak bize ait özelliklerdir.

    Allah’ın ayetleri ise baştan sona kadar, harfleri, kelimeleri, cümleleri v e sureleriyle birbirine uyumlu ve her çağda geçerlidir.

    Tabiat kanunları Hz. Adem döneminde var idi, bu gün dahi o tabiat kanunları bize uygun olduğu gibi Rabbin Kur’andaki kanunları da bin yıl sonra gelecek insanların hayatına da tabiat kanunları gibi uygun olacaktır.

    Biz, görüşlerimizle perde oluşturup Allahla kul arasına girmek yerine Allah ile insan arasındaki engelleri kaldıralım.