ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    17.04.2013


     

    “AYASOFYA DAVASI”

    “Ey İslam'ın nuru, Türklüğün gururu Ayasofya!

    Şerefelerinde fethin, Fatih'in şerefi,

    Işıl ışıl yanan muhteşem mabet!...

    Neden böyle bomboş, neden böyle bir hoşsun?

     

    Hani minarelerinden göklere yükselen,

    Ta…. maveradan gelen ezanlar?!...

    Hani o ilahi devir, ilahi nizamlar?!...

     

    Ayasofya ses vermiyor!

    Ayasofya bir hoş,

    Ayasofya bomboş!...

     

    Hani nerede?

    Şu muhteşem minberde,

    Binlerce erin binlerce gazinin baş koyduğu şu temiz yerde,

    Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?!...

     

    Ayasofya! Ayasofya!...Seni bu hale koyan kim?

    Seni çırılçıplak soyan kim?!...

     

    Hani, gönüllerden kubbelere,

    Kubbelerden gönüllere

    Gürül gürül akan , sineler yakan Kur'an sesleri?!...

    Kur'an sesleri dindirilmiş,

    Müslümanlar sindirilmiş!...

    Allah-Muhammed-Hülafa-i raşidin, bu dinin ulularının

    İsimleri kubbelerden yerlere indirilmiş!...

     

    Fethin, Fatih'in mabedinden kitab-ı mübini,

    Bu ulu dini kaldıran kim?

    Dinimize, imanımıza saldıran kim?

    Mabedimin göğsüne uzanan namahrem eli,

    Kimin elidir?!...

    Söyle Ayasofya, söyle.

    Seni puthane yapan hangi delidir?!...

     

    Elleri kurusun, dilleri kurusun!

    Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hale koyan kim?

    Seni çırılçıplak soyan kim?!...

     

    Ayasofya,

    Ey muhteşem mabet;

    Gel etme,

    Bizi terketme!...

    Bizler, Fatih'in torunları, yakında putları devirip,

    Yine seni camiye çevireceğiz...

     

    Dindaşlarımızla,

    Kanlı göz yaşlarımızla,”

    Abdest alarak secdelere kapanacağız,

    Tekbir ve tehlil sadaları boş kubbelerini yeniden dolduracak

    İkinci bir fetih olacak,

    Ezanlar bu fethin ilanını,

    Ozanlar destanını yazacaklar...

    Putperest Roma'ya yeni bir mezar kazacaklar,

    Sessiz ve öksüz minarelerinden yükselen ezan sesleri fezaları yeniden inletecek!

    Şerefelerin yine Allah'ın ve O'nun sevgili peygamberi Hz. Muhammed'in aşkına, şerefine ışıl ışıl yanacak;

    Bütün cihan Fatih Sultan Mehmed Han dirildi sanacak!...

    Bu olacak Ayasofya,

    Bu muhakkak olacak...

    İkinci bir fetih, yine bir ba'sü ba'delmevt...

    Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır,

    Ayasofya, belki yarından da yakın!...”

    Makale, merhum Osman Yüksel Serdengeçti’ ye aittir.

                  1952 yılında çıkarmakta olduğu Serdengeçti dergisinin  17. Sayısında “AYASOFYA” balığı altında yayınladığı bu makale önce 22.08.1952 tarih ve 5/17881 sayılı yazı ile Ankara C. Müddeiumum (Savcı) tarafından Garnizon komutanlığına ihbarda bulunulmuş. Komutanlık dava açılmasına emir vermiş. Ancak askeri mahkeme görevsizlik kararı alarak Ankara sorgu hakimliğine intikal etmiş. Mahkeme berat kararı vermiş ama Ankara C. M.U Hakkı Egesel 07.08.1953 yılında temyize göndermiş.

    Temyiz birinci ceza dairesi 14.10.1953 tarih 3141 esas 2768 kara 8/338 tebliğ sayılı ilamıyla berat kararını onamış.

    Serdengeçti de bu mahkeme safahatını 09.06.1959 ylında 67 yedi sayfalık “Ayasofya Davası” isimli  bir kitap halinde yayınlamış.

    O günden bu güne değişen bir şey yok.

    Ankara Garnizon komutanlığı bu makaleyi suç kabul ediyor ve dava açılmasını istiyor.

    Ankara cumhuriyet savcısı suç duyurusunda bulunuyor, mahkeme berat kararı alınca temyize gidiyor.

    Bu gün, Fatih camiini bombalama iddiasıyla generallerimiz tutuklanıyor.

    Dünyanın yedi bucağında, havada, karada, denizde İslam’ın adaletini yayabilecek kapasitede olan insanlarımız, hala kendi insanın kanatlarını yolma, hareketsiz hale getirme, ileri gidenin burnuna vurmakla, akıl ufuklarını kapatmakla meşgul.

    Mahkemenin belirlediği bilirkişi olan Profesör Doktor İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun raporu da çok önemli.

    Bir yerinde diyor ki, “Bu yazıda da olduğu gibi hür bir insanın din konusunda dahi içinden geleni olduğu gibi söylemesinde, yazmasında topluluk ve sosyal düzen için hiç bir zarar yoktur olamaz da.

    ...............Eğer dini duyguların coşkun belirtileri üzerine kanun eliyle baskılar yapacak olursak yurdun den ve düzeni daha iyi korunmuş olmaz.......”

    Günümüzde savcının iddianamesine dayanak olabilecek şekilde bilirkişi raporları yazanlar oluğu gibi, Hukuk fakültelerinde örnek bilirkişi raporu diye okutulabilecek rapor yazanlar da vardır.

    Her dönemim iyisi iyi, kötüsü kötüdür.

     

    İNSAN ONURUNU KORUMA DUASI

    Bu duayı hepimizin bilmesi gerekir.

    Bu duanın manasını bilerek okumamız gerekir.

    Manasını bilerek okuduğumuz bu duada istediğimiz şeyin gereğini yapmamız gerekir

    Malımızdan ve canımızdan önce insanlık onurumuzu korumamız gerekir.

    Bize bu onuru bizim gibi bir insanın vermesi mümkin değildir.

    Hem tenimiz, hem canımızla yaratılanların hepsinden daha mükemmel yaratan Rabbimiz, Ademoğullarını onurlandırmak için Meleklerin ve İblisin secde etmesini emretmiş.

    Melekler secde etmişler, İblis ise bu emre karşı gelerek ve de kibirlenerek kendi onurunu ayaklar altına alarak aşağıların aşağısını düşüvermiş.

    Bu olayı Rabbimiz bize gönderdiği kitaplarıyla haber vermiş ve en son indirdiği Kur’an’la da haber vererek Allah’ın emrine isyanın ve de kibirlenmeni insan onurunu da yok edeceğini haber vermiş.

    Bunu çok iyi bilen ve bize de örnek olanın sevgili peygamberimiz, namazın her rekatında Fatiha süresini okumamızı emretmiş.

    İşte biz, her gün beş vakit namazımızda kırk defa, “İyyake na’büdü/Biz ancak sana kulluk ederiz” diyoruz.

    Ama manasını bilmeden söylüyoruz.

    Manasını anlamaması için Bakanlıkça müfredat proğramları hazırlamışız.

    Kur’ani Kerimde geçen 250 nin üzerinde tekrarlanan “İbadet/Kulluk kelimesinin tamamında, kulluğun yalnız Allaha yapılması vurgulanır.

    Tokyo, Pekin, Tahran, Moskova, Ankara, Berlin, Londra, Washington ve dünyanın bütün başkentlerinde yapılan yanlışlara karşı yürüyen protestocuların sloganlarını ve pankartlardaki yazılarını toplasak, bir kabın içinde ezsek toplamının manası, bizim her gün kırk defa okuduğumuz “İyyake na’büdü” ye denk olmaz.

    Biz, insan onurunu korumak için en fazla kulun kula kul olmasını engelleme ayetini okuruz.

    Okuruz, kısa manasını da biliriz, günde beş vakitte kırk defa tekrarlamayı da ihmal etmeyiz ama yetkili makamlarda alınacak kararlarda Allah’ın koyduğu hükümlere aykırı olmasın endişesi aklımıza bile gelmezken, Teheccüd namazını bile geçirmemeye dikkat eden hukukçularımızın “Aman filanların kriterlerine aykırı olmasın” endişesi uykularımızı kaçırıp can sıkıntısından “bari Teheccüd kılayım” deme  durumunda kalıyoruz.

    Bize dayattıkları o kriterleri koyanlar ve bizi onlara bağlayanlar, dünyanın her tarafında Müslüman kanı akıtırlarken, Irak’ta bir yılda bir milyon Müslüman öldürerek rekora koşanlara yaranabilmek, direnenlerin direncini yok etmek ve katillerin işini kolaylaştırmak için “Bak bizim dinimiz uysallığı emrediyor” diyerekten kula kulluğun zilletini yaşayarak Müslüman kalmaya mı çalışıyoruz?