ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    17.06.2014


     

    KORKU İMPARATORLUĞUNUN ESİRLERİ

    Bundan tam kırk yıl önce İngilizceden tercüme edilmiş bir kitap okumuştum.

    Kitabın adı eğer yanılmıyorsam  “Toplumda Kitle Hareketleri ve Gerçek İnanç Adamı” idi.

    Gövdesine kurt giren çınar ağacı gibi yüreğine korku giren toplumların davranışlarını anlatıyor ve Hitler Almanya’sında Yahudilerin yakılarak, işkence edilerek nasıl öldürüldüklerini bir laboratuvar olarak gözler önüne seriyor.

    Almanya’nın bir ilinde, elli bin Yahudi, elli kadar Alman askeri tarafından öldürülüyorlar.

    Korku psikolojisi iliklere kadar işlediğinden Yahudiler hiç bir şey yapamıyorlar. Elli bin adam bir anda hamle yapsalar, askerler makinalı tüfeklerle tarasalar mermileri tükenir bini ölse de kırk dokuz bini elli askeri öldürüp kaçabileceği halde korkudan dizlerin bağı çözülür, kötü ihtimallerin hepsi önlerinde set oluşturur ve hepsi yakılacağı zamanı beklermiş.

    Taraflara göre rakamlar değişse de milyonun üzerinde olduğu konusunda herkes ittifak etmiş durumda.

    Değişen bir şey yok.

    Elli yıldır Haçlılardan dayak yiyoruz.

    Siyasilerimizden kanaat önderlerine kadar korku imparatorluğunun esareti altında yaşamayı tabii hal olarak kabul etmişiz.

    Neyi ekip neyi biçeceğimize onlar karar veriyor.

    Sanayide neyi yapıp neyi yapamayacağımıza yine onlar karar veriyor.

    Hangi ülkeyle küsüp küsmeyeceğimize karar veriyorlar.

    Kiminle alış-veriş yapacağımızı belirliyorlar.

    En önemlisi Anayasa ve kanunlarımızın hiç birinin onların yasalarına aykırı olmayacağı konusunda bize kanun çıkarttılar.

    “Ben Afganistan’da Müslüman öldüreceğim, asker gönder” dediğinde gönderiyoruz.

    Irak’ta bir buçuk milyonun üzerinde Müslüman öldürülürken kara, hava ve deniz yollarımızı açtık.

    Yüz elli yıldır “Zamanı değil” teranesiyle avutuluyoruz.

    Korkaklığımızın üstüne “İhtiyat” perdesi çekmişiz.

    Pısırıklığımızın üzerine  “Tedbir” şemsiyesi çekmişiz.

    Tembelliğin adını “Teenni” koymuşuz.

    Servete saldırırken panter kesilenlerimiz, Haçlının dine saldırısı karşısında “Temkin” duvarının ardına sığınır oldu.

    Irak’ta düğün evini bombalayan, kınalı gelinimizi muradına ermeden gelinliğini kanla boyayanlara karşı ölen damadın kardeşi direnişe geçtiğinde bizler, “Bu katiller sürüsü on beş bin kilometre uzakta ne arar” diye sormadık ama o direnen delikanlıya önce “Terörist” damgası vurduktan sonra dünyayı ona zindan ettik.

    Halbuki Rabbimiz: “Onlara (müminlere), insanlar: "Şüphesiz düşmanınız olan in­sanlar, sizin için kuv­vetle­rini topladılar. Onlardan korkunuz" dedi de, bu onların imanını artırdı ve onlar: "Al­lah bize yeter o ne güzel ve­kildir" dediler.” (Al-i Imran süresi ayet 173)

    “Mü'minler, düşman birliklerini gördüklerinde "İşte Allah ve Rasülü'nün va'­dettiği budur. Allah ve Rasülü doğru söyler" dedi­ler. Bu on­ların ancak iman ve  tes­limiyetini artırdı.” Diye Müslümanın nasıl olacağını haber veriyor. (Ahzab süresi ayet 33)