ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    22.05.2014


    MİKROPLARA KARŞI SEFERBERLİK

    Tenimiz için sağlık asıldır.

    Canımız için İman asıldır.

    Doğan her çocuk sıhhatli doğar-İstisnaları hariç- ve bizim hatalarımızla hastalandırılır.

    Doğan her çocuk istisnasız İslam fıtratı üzerine doğar.

    Çevrenin etkisiyle sıhhat ve iman ya korunur veya ten hastalandırılır, can ise inkarcı olarak yetiştirilir.

    Biz, hem tenimizin sıhhatini korumakla görevliyiz, hem imanımızı korumakla görevliyiz.

    Hastahanelerde doktor ve hemşirelerimiz, doğan çocuğun mikroplara av olmaması ve hastalanmaması için gerekli her türlü tedbiri alırlar ama inkar mikrobuna karşı hiç bir tedbiri hastahaneler almaz, yöneticilerin aklından bile geçmez.

    Halbuki sevgili peygamberimiz, torunu Hasan (Allah ondan razı olsun) dünyayı teşrif ettiğinde onun kulağına ezan okumuştu.

    En büyük olanın Allah olduğunu, Allahtan başka yaratan, yaşatan ve yönetenin olmadığını, Muhammedin (sallallahü aleyhi ve sellem) onun rasülü olduğunu inkara karşı aşı olarak okumuştu.

    Turistik ilçelerimizden birinde hastane imamlığına atanan arkadaşa görevini sordum, “ölmek üzere olanlardan isteyen olursa Yasin okumak, kelime-i şehadet telkini ve cenazesinin kaldırılması işi” olduğunu söyledi. (Ebu Davud, Sünen hadis no 5105)

    Çocuklar, Yunanlı Hipokrat üzerine yemin eden doktorların elinde doğuyor, batı eğitim kanunlarına göre okuyor, İsviçre medeni hukukuna göre evleniyor, İtalyan ceza yasasına göre cezalandırılıyor, Alman usul hukukuna göre yargılanıyor, İslam’a uyduğu zannedilen şekilde defnediliyor.

    İmanlı ve sağlıklı çocuklarımızın olması için tertemiz eşlerin nikahla birleşmeleri, yedikleri, içtikleri, giydikleri ve barındıkları şeylerde haram hiç bir şeyin olmaması gerekir.

    Ana rahmine düşen maddede haram olmadığı gibi, ana rahminde iken aldığı gıdada da haram olmamalı.

    Anne ve babadan duyduğu ses dalgalarında anne ve babayı rahatsız edecek mırıltılar, dırıltılar bulunmadığı gibi çocuğu da rahatsız etmemeli.

    Kur’an nağmeleriyle kuşatılmış bir havada dünyaya gelmeli ve onun hayata yansıyan yaşamı solumalı çocuk.

    Çocuğumuza zehirli gıdalar vermediğimiz den daha fazla zehirli inkar fikirlerinden uzak tutmaya çalışılmalı.

    Bedeni zehirleyen mikropların zararı sınırlıdır.

    Geçici bir zaman için zarar verir ama inkar mikrobu, bu dünyada iffetsiz, şerefsiz, karakteriz, sömürgen bir hayata sevk eder ahirette ise sonsuz senelerde cehennem ateşine atar.

    “Ben, gavurluğu da okurum ama etkilenmem” diyenler, ben “B.k çukuruna girerim ama kirlenmem, ben esrar partisinde otururum ama sarhoş olmam” diyen gibidir.

    Verem dispanserine gidip de “Bana biraz verem mikrobu verir misin” dediğiniz oldu mu hiç.

    Evinize bir şişe AİDS mikrobunu çocuklarınıza onu tanıtmak için ecza dolabına koyduğunuz oldu mu?

    İşte inkar mikrobu saçan kitaplar, konuşmalar, sohbetler de öyledir.

    Soma’daki maden faciasında gördük ki, zehirli gazların içinde üç saat kalan insanın ağzında oksijen tüpü olsa bile vücudunun aldığı zehirli gazla insan zehirleniyormuş.

    Havadaki kirlenmeden daha fazladır hayatımızdan aldığımız zehirler.

    Okullardan, dairelerden, sokaklardan, televizyonlardan, gazetelerden...görerek, duyarak aldığımız zehirler, burnumuzdan ve ağzımızdan aldığımız zehirlerden daha tehlikeli.

    Her asırda bu tür tehlikeler çoğaldığında Rabbimiz peygamberlerini göndererek inkar fırtınalarının saçtığı mikropları temizliyorlardı.

    Rabbimiz sevgili peygamberimizi niçin gönderdiğini açıklarken:

            “And olsun, Allah, daha önce apaçık bir sa­pıklık içinde olan mü'minlere, aralarından Allah'ın ayetlerini okuyan, onları temizle­yen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir rasül göndermekle iyi­likte bulunmuştur.” (Al-i Imran süresi ayet 164)

    Kıyamete kadar peygamber gelmeyeceğine göre, “alimler, peygamberlerin varisi olduğuna göre her Müslüman bildiğini etrafındakilere öğretmekle yükümlüdür.

    Haydin, hep beraber seferberlik ilan edelim ve en büyük düşmanımız olan inkarcılığa karşı mücadele verelim.