ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    22.07.2014


    ZALİMLERE DE ACIYIN

    Bir eli kanlı öbür eli katranlı adamlar, öldürdüklerinin kanını akıtırlarken öldüremediklerinin hayatını karartmaya çalışırlar.

    Katran karası iftiralarıyla karartma operasyonu düzenlerler.

    Bütün bunları yaparlarken aslında kendi hayatlarını karartırlar.

    Bir hayat düşünün ki Firavun mantığına göre aklı çalışan biri sizi bulunduğunuz yerden alıyor, bir gemiyle Kudüs’e getiriyor, torbalarla para ve silah veriyor.

    Siz de orada yaşayanları yakıp yıkıp yok ediyorsunuz evini işgal ediyorsunuz.

    Elli yıl ailecek nöbetleşerek işgal ettiğiniz evi korumaya çalışıyorsunuz.

    Her duvarda otomatik silahınız var hatta tuvalette bile silah asılı durmak zorunda.

    Sizi oraya getiren ve her saat ve saniyenizi işkence etmeye mahkum kılan adam, arada bir ev bütçenizi destekliyor. Evinizi koruma teknolojisini ve masraflarını çekiyor ama sizin eğlenmeye ve gülmeye zamanınız yok.

    Kan ve katranla yatıp kalkıyorsunuz.

    İçinizin karanlığını dışta da sergiliyorsunuz.

    Yedi milyar insan, mikroptan korktuğu gibi sizden korkuyor ve siz bu korkuşları kendinize eğlence olarak almışsınız.

    İnsanlar cüzzamlıdan kaçar gibi sizden kaçıyor ve siz bundan keyif alır hale gelmişsiniz.

    Bundan daha kötü bir durum olur mu.

    Kazandığınızı zannettiğiniz için kaybettiğinizin farkına varmıyorsunuz.

    Hikayelerde yaşan dev gibi her gün can almadan yapamıyorsunuz.

    Modern evleriniz devin mağarasından beter şekilde düzenlenmiş.

    Çocuğunuzu da katil olarak eğitiyorsunuz.

    Cehenneme odun olma eğitimi veriyorsunuz.

    Cennet yoluna yönelenleri öldürmek üzere yetiştirilmişsiniz.

    Mideniz helal yemekten hoşlanmaz olmuş.

    Kusuyorsunuz ve kokusu dünyanın midesini bulandırıyor ve siz bundan zevk alıyorsunuz

    Önce ekmeğini sonra canını aldığınız çocukların feryadı müziğiniz olmuş.

    En iyi sanatçılarınız fırçalarıyla tuvale hamile kadın resmi çiziyor ve altına “Bir Kurşun İki Can” yazısı yazıyor.

    Bu resmi dünyaya göstererek sanatınızı sergilemekten kıvanç duyuyorsunuz.

    Şair ve müzisyenleriniz, kan kokulu şiirler yazıp besteleyip kanlı ve katranlı adamlara okuyorlar.

    Bu kanlı katiller hangi ırktan diye aklınızı zorlamayın.

    Herkes doğuştan İslam fıtratı üzere doğar diyor sevgili peygamberimiz. “Ancak ana ve babası onu ya Yahudi yapar, ya Hıristiyan yapar veya Mecusi yapar” diyerek mahalle baskısının evden başladığına dikkatimizi çeker.

    Bütün bunları yaptıran şey kafirlik mikrobudur.

    Nuh aleyhisselamın oğluna bulaşmış bu mikrop o da kafirler ordusuna katılmış.

    Lut aleyhisselamın hanımına bulaşmış o da kafirlerle beraber helak olmuş.

    70 li yıllarda halkın hakları için yola çıkan bir çok Sünni ailenin kafirleşmiş çocukları şimdilerde uluslararası güçlere para karşılığı cinayet işleyiveriyorlar.

    Rabbimiz, Lokman süresinde “En büyük zulüm şirktir” diyerek en tehlikeli mikroba dikkatimizi çekiyor.

    Öyle bir mikrop ki asıl etkisini cehennemde yandırarak gösteriyor.

    Rabbimiz Bakara süresinin 254 üncü ayetinde “Bütün kafirler zalimdirler” diye haber veriyor.

    Çocuğunu en kaliteli okullarda okutarak hem kendini hem çocuğunu cehenneme hazırlayan anne ve babadan daha zalim kim olabilir?

    Sevgili peygamberimiz: “Zalim kardeşine de mazlum kardeşine de yardım eyle” buyurunca ashabı “Ya rasülellah, mazluma yardımı anladık ama zalime nasıl yardım edelim?”

    Cevap “Zalimin elini üstünden tutarak” (Buhari, Sahih, K. Mezalim, Bab Ein ehake zalimen)

    Zalim, çevreye bulaştırdığı kan ve katranın binlerce tonunu kendi içinde taşıyor.

    Asıl bu zalime acıyalım ve önce elini kolunu bağlayıp önce kendine, sonra kimsenin malına, canına, namusuna, dinine, aklına zarar veremez hale getirelim sonra da  şirk mikrobunu Tevhidle temizleyelim.

    Mikrop yuvası Firavun sarayında yaşarken Tevhid ilacıyla temizlenen ve cennetlik olan Firavu’nun hanımı gibi zalim Ömer’i adil Ömer haline dönüştüren Tevhid inancını bütün dünyaya tanıtalım.