ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    22.09.2013


    MERHUM ERBAKAN NEDEN MUMLA ARANIYOR?

    Ergenekon sanıkları ve dışardaki taraftarları bağırıyorlar: “Osman Yıldım gibi, Tuncay Güney gibi iki taraflı çalışan iki tarafı da yanıltan yalancıların şahitliğiyle bizi tutukluyorsunuz” diyorlar.

    Biz de onlara “ Siz İslam’ı istiyorsunuz. İslam’da yalancılığı sabit olanların şahitliği kabul edilmez” desek acaba bu sanık ve sanık taraftarları ne derler...

    “Öyle miiii, isteğimiz İslam’a uygun muuuu... öyle ise biz bunların yalancı şahitliğini kabul ediyoruz ve müebbet hapis cezasını da yatarız yeter ki İslam’a göre olmasın” mı derler mi acaba.

    “Delillerde şüpheler var. Cd ler, bilgisayar çıktıları, bilgisayardaki dosyayalardı kimler tarafından koyulduğu şüpheli. Bütün bu şüphelerle biz cezalandırılıyoruz” diyenlere Sevgili peygamberimiz, "Gücünüz yettiğince cezaları şüphelerle kaldırın. İmamın (devlet başkanının, hâkimin)  affederek hata etmesi, ceza vererek hata etmesinden hayırlıdır" (Tirmizi, Sünen, hudud 2. hadis, no: 1424)  buyurmuş, buyurun siz hangisini istersiniz, siz bu savunmalarınızla İslam’ı istiyorsunuz” desek acaba ne derler bilmiyorum.

    “Bilmiyorum” diyorum ama Silivri ve Sincan ceza evlerinin karanlık koridorlarında çok çektirdikleri Sayın Necmeddin Erbakan merhumu mumla aradıklarını basından öğreniyorum.

    Muhterem Erbakan hocanın değeri İslam’a olan bağlılığından gelirdi.

    Ünlü bir futbolcumuz televizyonda katıldığı bir programda yöneticinin sorularını cevaplarken “Eşcinseller hakkında ne dersiniz?”  sorusuna “Kendi tercihidir saygı duyarım” diye cevap veriyor.

    Yönetici, “Oğlunuz bir erkekle eve gelse ve sevgilisi olduğunu söylese ne dersiniz?”

    -        Aman Allah korusun” diyor.

    Gayri Müslim vatandaşlarımızdan Yahudi, Rum, Ermeni, Süryani vatandaşlarımız, eğitim, can ve mal güvenliği konusunda bin yıl hiç bir sorunumuz olmadığını şimdi 1900 lü yılların gerisinde olduklarını her yazı ve konuşmalarında anlatmalarına rağmen bunlara “Bu hakları size veren İslamdı, yine aynı İslami düzene geçmeyi ister misiniz?” dense acaba “Hayır, biz öldürülmeye, eğitim kurumlarımızın kapatılmasına, mallarımıza varlık vergisi adı altında el konulmasına ani baskınlarla mallarımızın talan edilmesine razıyız” derler mi?

    Hazreti Ömer, açlıktan deve çalıp çocuklarına yediren adamı afvetmiş.

    Günümüz hukuku, açlıktan baklava çalan çocuğa yirmi yıl hapis cezasının verildiğini dillere destan yaptı.

    Hazineyi hortumlayarak Türkiye’deki bütün hırsızların bir yılda çaldığını bir kalemde götürenlerin saygın insan olduğunu görenler İslam konusunda neler düşünür acaba..

    Güvenlik kameralarına bakarak kuyumcuyu soyan, “yakalanırsam yatar çıkarım, yakalanmazsam kurtulurum” diyen hırsızları gören kuyumcu, Emniyet binası kurşunlanan kuruma nasıl gitsin ve yardım istesin.

    Ama Türkiye’mizde hala dükkanının eşyasını kaldırımda bırakıp giden kasabalarımız var.

    Köyünde hırsızlık olmayan köy ve kasabaların neden böyle olduklarını hiç bir araştırmacı gazeteci ele almadı.

    Nedeni üzerinde bir kafa yormada fayda var.