ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    25.01.2011




    BAŞ KALDIRI DUASI (1)

    Bazı insanlarımız vardır, kendisi sağlam Müslüman’dır.

    Dinini çok sever de dininin ne dediğini bilmez.

    Gazete ve televizyonlardan etkilenerek, yüksek okuldaki guruplaşmalardan etkilenerek kendine bir isim bulur ve dünyayı o açıdan değerlendirir.

    Kendisini açıklarken bağlı olduğu gurubun adıyla isimlendirir.

    Bunlarda cehalet sorunu var, ihanet sorunu yok.

    Bazıları da cehaletinden İslamı inkar ediyor ama kendisine “Kafir” veya “Gavur” denmesinden korktuğundan “Biz de Müslüman’ız” der ve fakat eline geçen her fırsatta Kur’anın okutulmasına, İslam’ın yayılmasına engel olacak işler yapar.

    Bunlar hem cehaletin babasının hizmetine girmişlerdir, hem de ihanetin daniskasını yapmaktadırlar.

    Bu ikinci gurup bir ömür boyu boşuna kürek çektiklerinin farkındalar.

    Kendi guruplarından olan ama ihanet içinde olmayanların bir müddet sonra İslami çizgiye girenler için yakışıksız yakıştırmalar yaparlarken Müslümanları da pısırıklıkla, baş eğenlikle, korkaklıkla nitelendirirler.

    Daha önceleri silahla yatıp el bombasıyla kalkanlar, İslami çizgiye geçince silah yerine tesbih, bomba yerine Kur’anı alınca söylenenlerin etkisinde kalma tarafına yönelirken okuduklarını anlamaya başlayınca onların yanlış, Müslümanların doğru iş yaptığını öğreniyor.

    Amerikan büyük elçisinin arabasını yakan Orta Doğu Üniversite öğrencisi bir delikanlı Amerika’ya gittiğinde her işi kolaylaştırılmıştı.

    Amerikan gençliğinin müzik tanrısı Cat Stevens, Amerika hava alanına gitarıyla vardığında hava alanı hayranlarıyla dolardı.

    Bir gün Müslüman olup Amerika’ya elinde Kur’anla vardığında Amerika devleti hava alanından geriye İngiltere’ye gönderiverdi.

    Sömürgenler kimleri severmiş, kimlere düşmanmış anlayıverin.

    Üç ilin komünist lideri olan biriyle 1983 yılında ilk Cuma namazına gittiğimizden biraz sonra Ramazan ayı geldi.

    Teravih namazını birlikte bir camide kıldıktan sonra onun dükkanında gece geç vakte kadar otururken yeni geçtiği Müslüman cemaatin hareketsizliğinden şikayet etmişti.

    Ben de kendisine “Bak, Türkiye’de en büyük halk hareketini Müslümanlar yapıyorlar.

    Hiçbir parti, hiçbir kurum veya kuruluş bu milletin yüzde seksen beşini aynı saatlerde Türkiye üzerinde bir araya getiremezken yalnız Cuma namazı bütün bu milleti bir araya getiriyor. Bu bir halk hareketidir.

    Biraz önce çok hareketli bir namaz kıldık.

    Namazda bizi köleleştirmek isteyen dünyadaki bütün güçlere karşı baş kaldırdık” dediğimde,

    - Ne zaman baş kaldırdık” demişti.

    - Biraz önce İmamla yirmi yedi rekatta “İyyake nabüdü…/Biz ancak sana kulluk ederiz, ancak senden yardım isteriz” dedik.

    Altı rekatta da her bir cemaat kendisi “İyyake nabüdü…/Biz ancak sana kulluk ederiz, ancak senden yardım isteriz” dedi.

    Hem toplu hareket ve ibadetimizi yaptık hem de bireysel itaat ve dünyanın sömürgenlerine karşı isyanımızı dile getirdik.

    Biz, kula kul olmayız, yalnız ve yalnız Allaha kul oluruz dedik” dediğimde

    - Ben bunları çocukluğumda ezberledim de manasını öğrenmemişti” dedi.

    İşte cehaletinden kendini başka bir guruba nisbet edenlerin sayısı çok fazladır.

    Anası-babası Müslüman olduğu halde bilinçli bir şekilde ihanetinden kendisini başka guruplara nisbet edenlerin sayısı ise yetmiş üç milyon içinde beş yüz kişiyi geçmezler.

    Not, Yarın Vitir namazında okuduğumuz “Kunut” dualarında ne söylüyoruz nasıl tağutlara baş kaldırıyoruz onu açıklayacağım.