ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    25.07.2013


    KÜRTLERİ İKNA VE İTMA ÇALIŞMALARI

    İki gün önce Erbil’de yapılan “Kürt Konferansı” na katılanların kaçı oruç tutuyordu, ne kadarı tutmuyordu diye bir araştırma yapılmadı.

    Belki gözlemci olarak Erbil’de bulunan batılı siyasi uzmanlar bunlara da dikkat etmişlerdir.

    Batılı gazetecilerin yazmadan bildirdikleri bilgiler arasında oruç oranı da vardır.

    Müslüman halklar içinde Arap olduğu halde Müslüman olmayan topluluklar vardır ama Kürt olupta Müslüman olmayan insan sayısı binde bir bile yoktur.

    Bu konuda birinci gelebilirler.

    Bu kadar sıkıntılara katlanmalarına rağmen hala İslam dinine bağlılıkta ön sıralardadırlar.

    İsteyen bu günlerde Bodrum ilçesiyle Cizre ilçesini kıyaslayabilir.

    Her ikisinde de kamu oyu yoklayarak sonuca bakabilir.

    Veya “Kürt Konferansı” na katılanlar ile “Akil Adamlar” arasında oruç tutma oranı araştırılabilir.

    İstisnaları hariç, her ikisinin de çoğunluğu halkına yabancılaşmış insanlardan meydana gelmesine rağmen ben iddia ediyorum ki, konferansa katılanlar arasında oruç tutanlar daha fazla gelebilir.

    Biz, nerede birlik sağlayacağımıza karar veremedik.

    Başbakanın seçtiği “Akil Adamlar” ın çoğunluğunun birlik için önerdiği değerler, konferansa katılanlara ters geliyor ama her iki tarafın da çoğunluğunun birleşebileceği İslami değerler her iki tarafın da gönlünden gündeme çıkamıyor.

    Atonun veya Aponun değerleri üzerinden kavga körükleniyor.

    İkisinin de değerlerinin kelimelerinin kökenine baktığımızda batılılar tarafından parlatılmış değersiz şeyler ve bizi bu hale düşüren değerler.

    Ben, bu güne kadar Bodrum’dan Cizre’ye kadar halkımızın tamamının İslami değerler üzerinde birleştirme konusunda İçişleri, Dışişleri, veya başka bakanlıkların birlikte bir plan üzerinde çalıştıklarını duymadım.

    PKK, PYD, PJAK, Barzani ve Türkiye’nin İslami değerler üzerinde anlaşma çalışması yapıldığını da duymadım.

    Avrupa başkentlerinde Diyanet İşleri başkanlığı camiler açarken PKK da camiler açar da işte biz bu değeri değerlendiremeyiz ve açmamasını sağlamak için eski diyanet başkanlarından birinin televizyon konuşmasını dinlemiştim.

    Batılı değerler gözlüğüyle bakıldığında Cizre sorunlu görülür, Bodrum sorunsuz görülür.

    Burada Bodrum ilçesinin yerlileri alınmasınlar.

    Bir çok köyünü gördüm, Türkbükü’nde de bir ay kaldım.

    Köylülerin bir çoğunu isim isim bilirim.

    Sorun onlar değil.

    Parasını nasıl harcayacağı konusunda şaşırdığı için bunalıma giren, ve kendisini dünya standartlarında yaşatabilecek “yaşam Koçu” tutanlardır asıl sorun.

    Yabancı ülkelerin karıştırıcılarına da bir çift sözüm var:

    Atalarınız olan İngilizler, bu bölgeyi karıştırmak için çok kan döktüler, kanları döküldü.

    Kendisine hizmet eder gibi görünen Kürtlerin kurşunlarıyla akıtılan kanları kirletti bu bölgeleri.

    Size itaat eder gibi görünseler de hiç bir Müslüman hiç bir zaman bir kafirin emri altında yaşayamaz.

    Kendisine vadettiğiniz devletin de sizi kontrolünde olduğunu bilecek kadar akıllıdırlar.

    Belge mi istiyorsunuz buyurun belge:

    T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün 1993 yılında yayınladığı “Musul-Kerkük İle İlgili Arşiv Belgeleri” isimli eserin 393 ncü sayfasında Van valisi Haydar’ ın  İstanbul’a gönderdiği 08 Mayıs 1917 tarihli telgrafta  İngilizlerin, Barzan şeyhini ve çevresindeki insanları kendi taraflarına çekmek için çalıştıklarını anlatırken bir yerinde “İngilizler, mukavemet göreceklerini anladıkları yerleri  doğrudan işğal için Kürt milliyeti menfeatine çalışmakta olduklarına dair meşayih, ulema ve ruesayı ikna ve itma’ ile temini husnu kabulleri için…..”

    Yani İngilizler, Irak’ı işgal ederken karşı durulacağını anlayınca yaptıklarının İngilizler için değil, Kürtlerin çıkarları için çalıştıklarını, şeyhlere, alimlere ve kabile yöneticilerine ikna etmeye çalıştıklarını haber verirken “İkna ve İtma” kelimelerini kullanıyor.

    İtma’: kişinin bir şeye olan isteğini artırmak, arzusunu ateşlemek, aşırı istekli hale getirmektir.

    Şimdi yine aynı oyun oynanıyor. Kürt devletini kurma konusunda “ikna ve itma” işlemiyle kendi işgalciliklerini gizleme oyunu.

    Sonuç ne olur?

    O zaman ne olduysa şimdi yine aynı olur.

    Arşiv belgesinin 405 inci sayfasından İngilizlerin Musul valisi Kürtlere çok kötü muamele etmeye başlayınca vali değiştirilir. Yeni gelen vali, Barzan şeyhi Ahmetle görüşmek için gelir. Dönüş yolunda Barzan’ın Birekberan köyünde vali ve yanında bulunan elli dokuz kişi öldürürülür.

    Barzan, Zibar ve Şirvan aşiret reisleri Şemdinan (galiba Şemdinli) kaymakamına yazdıkları bir mektupla bu işi İslâm dinine ve Osmanlı devletine hizmet kasdıyla yaptıklarını, eğer silah ve cephane verilirse yıllarca İngilizlere karşı topraklarını koruyacaklarını bildirirler.