ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    25.12.2013


     

    EVRENSEL DEĞERİ EVRENİ YARATAN KOYAR

    Din, dil, ırk ve renk ayrımı yapmadan yedi milyar insanı Konya ovasında bir araya getirseniz,

    Her yere herkesin görebileceği şekilde dev ekranlar yerleştirseniz,

    Aynı anda her dilden yayın yapacak şekilde çevirmenler ayarlasanız,

    Ses ve görüntü ayarları da gayet net olsa,

    Yedi milyarın elinde uzaktan kumanda aleti olsa,

    Siz, elinize bir sandalye alsanız ve ekrandan hepsine göstererek “Bu sandalye kaç kilo gelir, gramıyla beraber kanaatinizi elinizdeki kumandadaki rakamlara basarak bildiriniz” dense yedi milyar ayrı fikir ortaya çıkabilir.

    Birbirine benzer görüşler de olur.

    Sandalye üreticileriyle satıcıları arasında bile görüş farkı olur.

    Kur’an hafızının, Şıh’ın, filozofun, Profesörün, kafirin, Müslüman’ın, Budist’in, Komünistin, hangi fraksiyona ait olursa olsun hiç birinin görüşü bu konuda diğerinden üstün değildir.

    Kimse diğerine bu konuda görüşünü dayatamaz.

    Sandalyeyi elinde gösteren zat, yedi milyara sorsa “Ne yapalım, bunun kilogramını bilmek için önümüzde iki yol var:

    Birincisi, seçim yolu.

    Bunun kilogramını belirlemede yedi milyar insan oy kullandılar.

    Altı milyar, dokuz yüz doksan dokuz milyonu ayrı rakam söylerken, bir milyonu aynı rakamları söyledi, öyle ise bunun kilogramı çoğunluğa uyarak budur desem doğru olur mu?

    İkinci yol ise teraziyle tartmak.

    Ne dersiniz, teraziyle mi tartalım, yoksa oylama yoluyla mı belirleyelim? Denilse yedi milyarı hep birden “Teraziyle tartalım” derler.

    Sandalyeyi, teraziyle tartsak veya oylama yapsak kimseye zarar vermez.

    Halbuki günlük hayatımızda doğumumuzdan cenaze merasimimize kadar, sağlık, eğitim, ticaret, siyaset, sosyal hayatımızın her yönünü birilerinin attığı parmakla belirlediğimiz için dünya başkentlerinin meydanlarında yumruklar ve gazlar sıkılmaya devam ediyor.

    O yumruk sıkanlar bir gün parmak atma makamına yükselince arkadan gelenler, ona da yumruk sıkmaya, o da gaz sıkmaya devam edecekler.

    Bizim doğumdan ölüme kadar hayat ölçümüz, terazimiz, Allah’ın Kitabı Kur’an-i Kerim ve Sevgili peygamberimizin Sünneti Seniyyesidir.

    Hazreti Musa ölçü döneminde Tevrat, hazreti İsa döneminde ölçü Tevrat ve İncil idi.

    Zamanla krallar ve papazlar terazilerinin ayarını bozdukları için terazisiz kaldıklarından dünyayı parmakla döndürme tarafına gitmişler.

    Kendi açılarından haklılar da.

    Çünkü, terazinin olmadığı yerde çoğunluğun fikri de geçerlidir.

    Terazinin olmadığı yerde harmandaki buğday, tahmini rakamlarla satılır.

    İşten anlayanlar, o buğday yığınının kaç kilo geldiğini az bir aldanma veya aldatmayla bilirlerdi ve bu da aldatma sayılmazdı.

    Ama teraziler çoğalınca dünyanın her tarafında kabala pazarlıklar bilinmez oldu.

    Doğruyu parmak sayısıyla belirlemek dönemi sona eriyor.

    “Evrensel değerler oylanmaz” diyen batılı düşünürler, doğruya yarım adım atmış oldular.

    Şaşırdıkları konu “Evrensel değeri” kim belirleyecek sorunudur.

    “Evrensel değeri” evreni yaratan ve yöneten koyabilir.

    Devamı yarın.