ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    27.05.2013


    “BİZİM KATİLİMİZ İYİDİR” DEMEYİZ

    Kendi başına gelen belalara kanıksadığı için hiç umursamayan, ama seyrettiği dizideki bir mazlumun durumuna çok üzülen, zalim Erol Taş rolündekilere diş bileyen insanlara döndük.

    Amerikan askerleri on beş bin kilometre uzaktaki Afganistan’a savaş açarlar, gökyüzünden yeryüzüne ateş yağdırırlar, öldürdüklerini bir çukura doldururlar, katil askerler çukurun etrafına daire oluşturacak şekilde yerleşirler ve emir-komuta zinciri içinde çukura attıkları Afganlıların üzerine işerler ve bu durumu filme alıp Internet ortamında paylaşırlar.

    Gazete ve televizyonlarda kısa haber olarak verilir geçer.

    Kimsenin kılı kıpırdamaz.

    Siyasiler ve kendini bir şey zannedenler bu olay karşısında ağızlarını açmazlar.

    Ama Afganistan’dan yeni dönen bir Amerikan veya İngiliz askeri cadde ortasında bir Müslüman tarafından öldürülürse önceden yazılı olan demeçler verilir.

    İngiliz askeri Lee Rigby, öldürüldüğü günlerde Fransa’nın Lyon kentinde bir vahşet daha işlendi, haberiniz oldu mu? “Vah vah” dediniz mi?

    48 yaşlarında İngiliz Julian Stevenson isimli biri, boşandığı Fransız hanımından olan beş yaşındaki kızı Carla ile on yaşındaki oğlu Matthew’i boğazlarını keserek öldürür.

    Hiç bir siyasiden veya sivil toplum kuruluşlarından lanetleme demeci gelmez.

    Çünkü bilinç altlarında İngilizlerin, Fransızların, Amerikalıların istediğini öldürme hakları vardır.

    Fransızlar, Mali’de gerçekten dinine samimiyetle bağlı olanları öldürmeye devam ediyorlar.

    Myanmar’da Budistler, binlerce Müslümanın evlerini ateşe veriyorlar, öldürüyorlar, yurtlarından sürüyorlar aldıran, demeç veren, ağlayıveren yok.

    Yardımı geçtik, ağlayıveren arıyoruz.

    Ankara’nın göbeğinde Çeçenistan halkına yardım eden Mete Ünlü adında bir yiğit adam, kimliği belirsiz ajanlar tarafından vuruluyor, ona acıyı veren, ağlayıveren, lanetleyici demeç veren yok, Irak’ta öldürülen Amerikan askerine ağlayıverenler, “Bunları öldürenler Müslüman olamaz” diyenler var.

    Irak’ta öldürülen bir buçuk milyon Müslüman sayısı bizim içimizde hiç bir infial uyandırmıyor.

    Çünkü öldüren Amerikalı.

    Ama 11 Eylül olaylarını hala gündemde tutup orada öldürülen üç bin insana ağıt yakmalar devam ediyor.

    Dünyadaki bütün ayrılıkçı örgütlerin, teröristlerin, azılı katillerin, canilerin hepsinin bir senede öldürdüğü insan sayısı Amerika’nın bir ayda öldürdüğüne denk olmaz.

    İspat mı istiyorsunuz?

    Buyurun, zalim Saddam’ın otuz yılda devlet imkanlarıyla öldürdüğü insan sayısı otuz bin civarındaymış.

    Amerika geldi, “zalimlik öyle olmaz, böyle olur”  dercesine  ve bir buçuk milyon insanı öldürüverdi.

    Hepimiz insan olmamız nedeniyle çevre etkisinde kalırız.

    Çevrenin alışkanlık yaptığı yanlışları biz de doğru kabul eder hale gelebiliriz.

    Onun için biz Müslümanlar, Rabbin kelamıyla olaylara bakmayı, peygamberimizin yaptıklarını yapmayı en doğru yol kabul etmişiz.

    Rabbimiz Maide süresinin 32 inci ayetinde “kim her hangi bir adamı öldürürse” derken Arapçasındaki “en” tenviniyle öldürülenin ister işçi, ister dünyanın en fazla işvereni olsun, ister er, ister general olsun, ister zenci, ister beyaz olsun, ister Budist, Yahudi, Hıristiyan, Müslüman....her ne olursa olsun haksız yere öldürülmesi gerektiğini haber verdiği için haksız yere ölenler arasında ayırım yapmadığımız gibi haksız yere öldürenler hakkında da ayırım yapmayız ve “Bizim katilimiz iyidir” demeyiz

    Bu ayetin tefsirini “Şifa Tefsiri” nden bir okuyuverin.

    Yoksa isteme telefonu (0212) 5111085 Cantaş Yayınevi