ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    28.03.2013


    ÖZÜR DEĞİL EYLEM GEREKİR

    Köylünün bağında yılan, köylünün çocuğunu sokmuş ve ölümüne sebep olmuş.

    Köylü de koşarak gelmiş, küreğiyle yılanın üzerine yürümüş.

    Yılan, yuvasına girmiş ama köylü yılanın kuyruğu giremeden küreği indirmiş ve yılanın kuyruğu kopmuş.

    Yılan köylüden korkmaya, köylü de yılandan korkmaya ve tedbirli olmaya çalışırken bir gün yılan, “Gel, ben özür dileyeyim ve barışalım” demiş.

    Köylü, “Bende çocuk acısı, sende kuyruk acısı olduğu sürece barış olmaz” demiş.

    Hiç bir kimse köylü adına yılanla barış anlaşması yapamaz.

    Hiç kimse köylünün yüreğindeki acıyı dindiremez.

    Yılan, yeraltında beklediği Karun hazinelerini getirip babaya verse babanın evini saray eder ama kırılan kalbini tamir edemez, yanan yüreğini söndüremez.

    İsrail’in Mavi Marmara soygununda aldığı canların bedelini ödesin, mağdur ettiği ailelerin evini saray eylesin.

    Parayla acıyı kapattım kanaatine varmasın bu yürek yarası kapanmaz.

    “Özrün” ne anlama geldiğini bilenlerin özrünü kabul etmek kabul edenin değerini ortaya koyar.

    Hakkında ölüm cezası verilen Ka’b, tebdili kıyafetle Allah rasülünün yanına gelir ve uzun bir kaside okur. Kasidesinin bir yerinde “Özür, Allah raslülünün yanında makbuldür” dediğinde Sevgili peygamberimiz onu afvetmiş o da Kelime-i şehadet getirerek Müslüman olmuş.

    Adamın biri devamlı günah işler ardından da “Özür dilerim Rabbim, şeytana uydum afvet beni” dermiş.

    Yine bir günah sonrası aynı şeyi söylediğinde “Şeytan bağırmış, “Vallahi bu günah benim bile aklıma gelmemişti. Bana uymadı, kendi uydurdu” demiş.

    Suç makinesi haline gelmiş bir çete var.

    Suçu işliyor ve arkasından “Özür” dilerim deyivermekle kurtulacağını zannediyor.

    Bu özür ilkmiş ama dünya biliyor ki bu güne kadar Filistinlilerle yaptığı her antlaşmaya hiç bir zaman uymamış.

    Bu antlaşmalar, Amerika Cumhurbaşkanının  siyasi silah dayaması sonucu, dünyadan gizli, telefonda yapılmış özür cinsinden değil, bazen Birleşmiş Milletler gözetiminde. Bazen Avrupa Birliği gözetiminde yapılmış ama hiç bir zaman uyulmamıştır.

    Hatta yakın zamanda Türkiye Başbakanı Sayın Tayyip Erdoğan’la görüşme yaparlarken bombalar patlatıp Filistin’de canlar almışlardı.

    Tebük seferine katılmayan münafıklar, bu seferin çok başarılı geçtiğini görünce katılmamalarının gerekçesini söyleyerek sevgili peygamberimizden özür dilemişler.

    Ama Rabbimiz “Onlar, geri döndüğünüzde sizden özür dilerler. Deki: "Özür dilemeyin. Size hiç bir zaman inanmayacağız. Allah bize, sizin ha­berlerinizi bildirdi. Yakında Allah ve Resulü amelinizi görecektir. Sonra gizli ve açığı bilene döndürüleceksiniz de o size yaptıklarınızı haber verecektir.” (Tevbe süresi ayet 94)

    İşgal ettiğiniz toprakları terk edin.

    Elli yılda öldürdüğünüz çocuk, kadın, ihtiyar, genç her canın bedelini ödeyin ve Filistin’e geldiğiniz gün yanınızda ne getirmişseniz onları alın, soyduklarınızı bırakın ve Birleşmiş Milletler nezaretinde Filistin’i terk edin.

    Bunu deneyin bakalım geldiğiniz ülkeler sizi kabul edecekler mi yoksa “Biz, sizden ancak böylece kurtulmuştuk. Orada katilliğe devam ettikçe sizi destekleriz”  mi diyecekler görün.

    Veya, “Hazreti Musa aleyhisselamı gönderen, Tevrat’ı indiren Allah celle celalühü, Hazreti Muhammed aleyhisselamı göndermiştir, Kur’an-i Kerimi indirmiştir” deyiverin bakın o zaman Filistinlilerle nasıl kardeş olursunuz ve Kudüs’de Mescid-i Asa’da namaz kılmak için birlikte aynı apartmanda Sabah namazına birbirinizi uyandırarak birlikte aynı arabayla nasıl gider gelirsiniz görünüz.