ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    29.03.2013


    AKREP BİLE YILANA YEM YAPILMAZKEN

    Suçlu kabul edilen bazı insanların sürgüne gönderilmedeki hedef işlediği suçu işlemek için çevre desteğinden mahrum etmek.

    Suç işlediği kişilerden uzak tutmak.

    Sürgünde süründürerek yaptığının cezasını çektirmek.

    İslam hukukçuları da Maide süresinin 33 üncü ayetini, Haşr süresinin 3 üncü ayetini esas alarak sürgün cezasını kabul etmişler ama yurt dışına çıkarmayı Müslümanı, yabancıların eline teslim etmeyi kabul etmemişler.

    İmam Ebu Hanife ise sürgün yerine pişman oluncaya kadar hapsi kabul eder.

    Yurt dışına sürgün, çok ağır bir cezadır.

    Suçlu insanımızı yabancıların eline teslim etmektir.

    Yabancının biri ona az paraya tetikçilik yapmayı teklif edecek, can pazarının taciri olacak.

    Bir diğeri ucuz işçi gözüyle bakacak ve karın tokluğuna çalıştıracak.

    Bir başkası profesyonel paralı asker olarak kullanmaya çalışacak.

    Bazıları da ona kilisede çan çalacak zangoçluk görevi teklif edecek.

    Beş-on yıldır işi yalnız adam öldürme eğitimi almış birine kimse canını ve malını teslim etmez.

    Sürgünde sürünmesi istenenin daha kinli olarak sürgün edenin üzerine sürülmesi de muhtemel.

    Hiç birine “Çekerim başımı alır giderim” dedirtmezler.

    Kendi başına bırakmazlar.

    Kurtulmayı başaranlar, işini kuranlara da yalnızlığı rahatlık vermez.

    Sürgüne gül koklatsan burnunun direği sızlar.

    Sürgüne bal yedirsen ağzına biber çalar.

    Sürgünde güneş ısıtmaz, buz soğutmaz, yabani yüzleri göz ısırmaz.

    Suçu sırtından hiç düşmez.

    Rüyalarında arkasından bir kurşun sesi gelir.

    Önünde kan ırmağı seni boğmaya akar.

    Aldığı canların feryadı gönül koridorlarında hep yankılanır durur.

    Bastığı topraklar yabancı.

    Pazara sürülmüş kurbanlık gibi.

    Kim alacak, kim kesecek, kim yiyecek o belli değil.

    Günler geçmez, dakikalar bitmez.

    Kan akar yüreğinden.

    Kendi kanı mı, akıttığı kanlar mı o belli değil.

    Ölen her kuş, solan her çiçek aldığı canları hatırlatır.

    Ana hasreti yakarken yüreğini, yadellerde çürütürler ömrünü.

    Yanacak yâri var, yanında değil.

    Dağlar dumanlı, yollar mayınlı.

    Dost düşmana karışmış.

    Kuş sütü sunsa eller, engerek zehri sanılır.

    Gördüğü her ana ona ana hasretine petrol püskürtür.

    Dostu yok düşmanı çok.

    Umut ışığı sönmüş.

    Karamsarlık sarmış her yeri.

    Akrep bile yılana yem yapılmazken.

    Ya bu sürgünler neden?

    Ana kucağına, baba ocağına dönmesine izin verilseydi.

    Kucağında silah değil sevdiği olarak uyusaydı.

    Anasının elinden sıcak bir çorba içirilseydi.

    Kardeşleri gelip o yatarken üzerine atılarak uyandırılsaydı.

    Aileye katkıda bulunacak kadar iş bulunsaydı.

    Bundan sonra Amerikan silahlarına yatırılan paraların onda biri bunlara yatırım olarak döndürülseydi daha iyi olmaz mıydı?

    Akrep bile yılana yem yapılmazken.

    Ya bu sürgünler neden?