ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    30.07.2013


    YANLIŞ FETVANIN ÜLKEYE VERDİĞİ MİLYARLARCA ZARAR

    Doktor, hastasına: “Bana güven ve dediklerimi yerine getir” der.

    Hasta hiç bir zaman “Bu ilacın içindeki maddeleri ben tanımıyorum, içeriğini bilmiyorum, kullanılan kelimeler benim bildiğim dilden değil, bilmediğim şeyleri yapmam” demez.

    Verileni yapar ve sıhhatine kavuşur.

    Bizi bizden iyi bilen Rabbimiz, bu dünya hayatında bize faydalı ve zararlı olacakları bildirmiş ve yapılması gerekenleri yapmamızı emretmiş.

    Biz, bu emredilenleri yerine getirir, yasaklananlardan kaçarız.

    Emredilenlerin içeriğini zaman içinde her çağın insanı kendi kültürü oranında anlamaya çalışır ama biz, her halü karda emredileni yaparız, yasaklardan kaçınırız.

    Bu günlerde doktorlarımız, orucun insan ruhuna ve bedenine olan faydalarını yazıp duruyorlar.

    Biz bunları bilmeden de emri yerine getiririz ve o türlü faydalarını da görürüz ama asıl biz emri yerine getirmenin hazzını alırız.

    On yıl önce yurt dışı konferanslarımda işçilerimiz bana “Hocam, kiralık evime 500 Euro ödüyorum. Aynı evi, otuz yıllık taksitlerle alırsam yine ayda 500 Euro ödeyeceğim ve otuz yıl sonra ev benim olacak. Faize para almazsam otuz yıl bu kirayı ödeyeceğim ve ev benim olmayacak, ne dersin, faize para alayım mı?” derlerdi.

    Adamın çok mantıklı ve hesaplı bu sorusuna benim cevabım: “Rabbim faizi haram kılmış. Faiz malı eksiltir, sadaka malı artırır” demiş. Ben bu mantık ve hesap oyunlarına aklım ermez. Ben bu güne kadar maaşımı almak için girmenin dışında banka kapısından içeri girmedim. On altı ev sahibinin kiracısı oldum, on altı dost edindim ve evi, arabayı zaruri eşya olarak görmedim. Her yere taksi, minibüs, otobüs, tren, vapur, uçak gidiyor. Ben bu sorduğun soruya olumlu cevap veremem. “Verenler var” diyorsun, benim günahım fazla, ben Allahtan korkarım” demiştim.

    Aradan yıllar geçti, bu sene aynı adamlar: “Hocam, perişan olduk. Otuz yıllığına ev satın aldık. Eskiden 500 Euro kira öderken sosyal yardım sandığı maaşıma bakarak 400 veya 300 Euro yardım yapardı. Ev sahibi olduğum için şimdi yardım yapmıyor.

    On yıldır izine gidemiyorum. Babam kanser olmuş para istiyor otuz yıl dayanmasını söylüyorum. Evi satmaya kalktım, 400 bin Euro’ya satın aldığım evi 100 bine satamıyorum. Aylık taksitlerimi ödemezsem banka hemen açık artırmayla satıyor, 90 bine satarsa kalan borcu bana yine ödettirmeye devam ediyor.......” diye sızlanmalar başladı.

    Dünkü gazetelerde Dünya Bankasının raporlarına göre Türkiye’nin her yıl yedi milyar dolayında işçi paralarının gelmemesi nedeniyle zararı varmış.

    1998 de işçilerimizden Türkiye’ye gelen para 8,2 milyar dolarken 2012 de 961 milyona düşmüş.

    İşçilerimizin yüzde 36 sı ev satın almış. Bunların yüzde doksan dokuzu izine gelemez, gelirse de babasından bilet parası alarak gelebilirler.

    Bir yanlış fetvanın Türkiye halkına yıllık zararı sekiz milyonda kalmaz.

    Dünya bankasının verdiği rakamlar banka yoluyla gelen rakamlardır.

    Bir de işçilerin geldiklerinde harcadıkları var ki bunların hesabı yapılmamıştır.

    Yüzde otuz altısının eve ödediği aylık paranın kaç olduğunu aklı erenin biri hesap edip önümüze koyarsa her ay Türkiye’ye yapılacak yatırımın nasıl engellendiğini görün.

    Hiç hesaba koyulmayan ise faize para alanların, verenlerin, fetva verenlerin, aracılık yapanların görülmez amel defterine yazılanlar.

    Siz, Rabbimizin emrettiğini yapın, yasağından kaçının gerisine karışmayın.