ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    30.09.2013


    HEDEF SENİN KÖTÜ AĞALIĞIN

    Silvan’da Jandarma Er Eğitiminde komutanın sabah sabah bağırıp çağırmasını dinlerken yanımdaki arkadaş bana duyuracak şekilde mırıldanır: “Hanımdan azarı işitmiş, acısını bizden çıkarıyor”

    Ben bu sözü ilk defa duydum.

    “Ağasını dövemeyen eşeğini döver, eşeğini dövemeyen semerini döver” sözünü biliyordum.

    Otuz yılda otuz bin insanı öldüren zalimi kışkırtıp İran üzerine de salan Amerika, bir gün gelip o zalimi öldürdükten sonra zalim öyle olmaz böyle olur dedirtircesine Irak’ta bir buçuk milyon Müslümanı öldürüyor.

    Ebu Gureyb hapishanesinde Hollywood filmcilerinin hayal edemediği veya hayasından yapamadığı aşağılık görüntüleri çektirdikten sonra dünya basınına da veriyor.

    Oradan geçiyor, bir milyona yakın Müslümanı da Afganistan’da öldürüyor, öldürdüğü köylüleri bir çukurun içine attıktan sonra öldüren katil sürüsünü çukurun etrafında daire çizdiriyor ve emir komuta içinde köylülerin cesetleri üzerine işettiriyor. İşeme operasyonunu filme aldırıyor ve basına veriyor

    Bütün bunları gören siyasilerimiz ve yazar-çizerlerimiz bunları yapanlara karşı kinle doluyor ama ağasını dövemeyince ölmemek ve cesedine kafir sidiği değdirmemek için dağa çıkanlara kızmaya başlıyor.

    “Katillere zorluk çıkarmayın.

    Üzerinize işeseler bile siz hareket edip onların üzerine sidik sıçratmayın. Müslüman mülayim olur” diyorlar.

    Ülke sınırları içindeki topraklar o ülkenin evi gibidir. İzinle girilmelidir.

    Öldürülmemek için Pakistan’a sığınan birini izliyorlar, izinden evi tespit ediyorlar evi yerle bir ediyorlar, ev sahibi devlet ve o devlete dost olan devletler katile değil maktule kızıyorlar.

    Aynı evde yaşayan gelin kaynana arasındaki kırgınlıkları yatıştırmak için hanımına kıyamayan delikanlı, anasının yüreğini soğutmak için gece duvarın arka tarafında yapmacık bir kavga başlatırlar ve delikanlı bazen duvara bazen yastığa vururken hanımı da “Anaaam” diye bağırırken aslında ikisi de hem sevişirler hem oynaşırlar.

    Patroniçenin emrindeki sosyal kadın gibi sosyal medyamızdan duyduğunuz İslami terör haberleri de patronun gör ve yay dedikleridir.

    Savaş muhabirlerinin nasıl çalıştığını, Irak’ın işgalinde Amerikan tanklarının üzerinden çektikleri fotoğraflardan öğrendik.

    Namlunun doğrulduğu yerlerin nasıl yıkıldığını gösteriyordu.

    Avrupa’nın sömürdüğü topraklar üzerinde gıdasızlıktan ölmek üzere olan çocuğu kartalın kapışını fotoğraflamak için kurtarmayan fotoğrafçı gibi, Steve Mc Curry de Amerikan askerlerinin yerinden yurdundan ettiği  “Afganlı kız” ın korku dolu gözlerini, nefret yazılı yüzünü dünyaya göstermişti.

    Birileri çıkıp “Müslümanın yüzü güllü, dili ballı olmalıdır. Bu çatık kaşlı, kindar bakışlı kızımıza Müslüman demekten haya ederim” diyerek o mazlum kıza da vurabilir.

    Irak, Afganistan, Pakistan, Yemen.... gibi ülkelerde ülkeleri sömüren Amerikan şirketleri ucuz ücretle çalıştırdığı ülkenin gariban çocuklarından Sünni olanını iki sene çalıştırdıktan sonra “Şu mektubu filan Şii caminin Mollasına ver gel” deyip gönderiyor ama kullandığı arabaya ajanlar tarafından yüklenen patlayıcıdan haberi yokken caminin önüne arabayı park edip girince araba patlıyor.

    Sünni camiinin önünde parçalanan delikanlının üzerinde Şii nüfus cüzdanı çıkar, Şii camiinde parçalanan delikanlının üzerinde Sünni delikanlının nüfus cüzdanı çıkar.

    İki delikanlı da arabalarında ne olduğunu ikisi de bilmemektedir.

    Bu siyahla yazılan bölümü hatırımızda tutalım.

    Amerika da şunu bilsin ki, Türkiye’de ve dünyada semere kızan da sana kızıyor,

    Eşeğe kızan da sana kızıyor,

    Senin hatırın için Müslümanın Müslüman döver gibi davrandığına da aldanma, onlar aslında oyunda oynaştalar.

    Hedef senin kötü ağalığın.