ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    ALLAH’A RAĞMEN KURAL KOYAN ZALİM OLUR


    ALLAH’A RAĞMEN KURAL KOYAN ZALİM OLUR
    29/08/2018
    Çocukken sınıf arkadaşının defterini yırtan, kalemini kıran, çantasına sahip olan tipleri düşünün.
    Onlar zarar verdiği çocuğun yalnız defterinin bir sayfasını, özenerek, bezenerek yaptığı resmi yırtmıştır o kadar.
    Ama o çocuk aslında kendi ar damarını yırtmakta, kendi etrafını düşman gözlerle kuşatmaktadır.
    Değişen bir şey yok. O tipler etkili ve yetkili makama geldiklerinde içindeki sıkıntıyla etrafına huzursuzluk yayar.
    Devlet başkanı olurlarsa ülkelerin bayraklarını yırtarak, topraklarını çalarak, diğer ülkelerde devletleşememiş çetelere, mafyalara, teröristlere para vererip fason iş yaptırarak ve onlarla bir araya gelerek eğlenmeye, gülmeye çalışırken kendi hapishanelerinin duvarlarını örmeye devam ederler.
    Kendinden önce geçene zalim önderlerinin koyduğu kanunlarla yürüyenler ve dünyayı esir aldığına inananlar, aslında birinci derecede kendisi esir olanlardırlar.
    Uyguladığı hiç bir kuralı kendisi koymamıştır ve o kanun koyucunun zalim, kafir, baskıcı, soyucu, çalıcı, öldürücü kurallarını uygulama kölesi olduğunun farkında değildir.
    Aynı sofrada sarımsak yiyenlere, bir adam gelerek “Ağzınız sarımsak kokuyor” dese oradakiler “Evet, biz sarımsak yedik ama senin dediğin gibi kötü koku hissetmiyoruz” derler.
    Kokunun olup olmadığını belirlemek için Demokrasiyi harekete geçirip oylama yapsalar sarımsak yiyenler kazanırlar.
    Onun içindir ki bu güne kadar B.M. Güvenlik Konseyinden Amerika’nın, Rusya’nın, İngiltere’nin, Çin’in, Fransa’nın ve İsrail’in zulmüne inanan bir karar çıkmamıştır.
    Çünkü o zulümde, kendi kara gönülleri ve kirli elleri de vardır.
    Batının bütün pislik fikirlerini kafa tasında taşıyan, aslında değerli ailelerin çocukları olanlar, bu günlerde yeniden düşünmeleri gerekir.
    Geçmişimizin tarihini batılı kitaplardan okuyanlar, tarihimizi övenlere de itibar etmeden meydana gelen olaylara baksınlar.
    1453 yılından bu güne kadar 565 yıllık Hıristiyan var İstanbul şehrinde. Dinlerini ve dillerini koruyabilmişler.
    1915 yılında göç eden Ermenilerden Amerika, Fransa, Almanya, İtalya gibi ülkelerde Ermenice konuşabilen elli yaş altında bir tek Ermeni göstersinler.
    Veya 1992 de Vatikan’ın emriyle İspanya’dan Müslüman ve Yahudileri yok etmek için başlatılan katliamdan kurtulan Yahudilere sığınma hakkının verildiği tarihi esas alarak “500. Yıl vakfı” kurarak minnet ve şükranlarını sunan vakfın üçüncü maddesinde bakın neler yazılmış:
    “...Türkler’in devlet ve toplum olarak üstün insanlık vasıflarını her türlü olanaktan yararlanarak tüm dünyaya tanıtmak, din ve vicdan hürriyetlerini korumak için bağnazlık ortamından kaçarak Türk toprağını vatan seçen Musevilere kucak açan Türk Milleti’nin insancıl yaklaşımını en geniş şekilde yurt içinde ve yurt dışına duyurmak ve Musevi yurttaşlarımızın şükran ifadelerinin açıklanmasına yardımcı olmak... tır.”
    Yüz yıl öncesine de gitmeyin, şu anda Türkiye’deki bütün kiliselerin çanları en yüksek sesle çalmaya devam ederken, Avrupa’daki camilerde minare yapmak ve minareden ezan okumak yasaktır.
    Ayıplarını kapatmak için bütün Avrupa’da üç camiye minare yapma izni vermişler ama minareden ezana izin yine vermemişler.
    Onun için “Kurtuluş İslam’da” sözünün ardında duralım, ikmali tamamlayalım ve kafirliğinin kölesi olarak ülkelerde soygun yapan, adam öldüren bu devletleşmiş çetelere de engel olarak yardım edelim.
    Rabbimiz buyurur:
    وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
    “Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten yasaklayan bir cemaat olsun. İşte kurtuluşa erenler onların ta kendisidir.” (Al-i Imran süresi ayet 3/104)
    Kuralları koyan, ister istemez zalim olur. Onun için herkesin kalbini, kalıbını, canını, tenini yaratan, yaşatan ve yönetenin ahkamına uyalım ve dünya insanına kendi fikirlerimizi değil Rabbimizin kanunlarını sunalım.