ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    ASRI SAADET KADINLARI


    ASRI SAADET KADINLARI

    20/06/2018

    Asrı saadet kadınlarının eriştiği hak ve sorumluluklara günümüz kadınları henüz kavuşamamıştır.

    Medeni hukukun düzenlenmesi esnasında Sevgili peygamberimizle tartışan Havle isimli sahabe kadının sözünün doğruluğu, Kur’an-ı Kerimde Mücadele süresinin birinci ayetiyle onaylanır.

    Hz. Ömer’in yine bir hukuki düzenleme esnasında kadın sahabelerden birinin müdahalesiyle, ayetin ruhuna uygun olarak düzeltilir.

    Çağımızda hangi kadınımızın değil, hangi hukuk profesörü ve aynı zamanda milletvekili kadınımızın müdahalesiyle kanunlarda değişiklik yaptırılabiliyor?

    Yemenden Şama kadar deve filolarıyla uluslar arası ticaret yapan Hz. Hatice validemiz, iki binin üzerinde hadis rivayet eden Hz. Aişe anamız en zirve örnekler.

    Edebiyat dalında Sevgili peygamberimizden dört yaş küçük olan,

    Müslüman olmadan önce çok ünlü bir şiir yarışmasında ikincilik alan,

    Yazdığı şiirleri 1889 da V.de Coppier tarafından Fransızcaya, 1899 da G.Gabrielli tarafından İtalyanca’ya çevrilen,

    Müslüman olduktan sonra da çok ünlü şiirler yazan Hansâ isimli sahabe kadının şiirdeki maharetini Mehmet Akif Ersoy'un dilinden biraz sadeleştirerek ve de kısaltarak nakledivereyim:

    "Bir gün el-Hansâ, Ukaz fuarına gelerek şiirlerini okudu. O zaman hakem, meşhur Nâbiğat’üz-Zübyanî idi.

    Hansâ'yı can kulağıyla dinledikten sonra "İkincisin. Eğer senden evvel şu kör şair gelmiş olmasaydı, seni birinci yapardım" dedi.

    Müslüman olduktan sonra sevgili peygamberimizin en önemli şairlerinden olan Hassan, Hansâ'nın aldığı bu dereceyi kıskandı.

    Hakeme itiraz etti. Hakem Nabiğa da "Sana cevabı Hansâ versin" dedi.

    Hansâ, Hassan'a dönerek "En sağlam şiirini oku bakayım dedi.

    Hassan:

     لَنا الجَفَناتُ الغُرُّ يلمعنَ بالضّحى ،

    وأسيافنا من نجدة يقطرنَ  دما

    "Lene-l-cefenâtü-l-ğurru yelma'ne bi-d-duha

    Ve esyâfünâ min necdetin yakturne dema" şiirini okudu.

    Manası: Bizim, sabahleyin parıl parıl parlayan beyaz tencerelerimiz var. Kılıçlarımız, çevik kahramanlığımızdan dolayı kan damlıyor.

    Hansâ, "Kuzum, sen kabileni övmek istemişsin; fakat bir beyitte yedi yerde hata etmişsin:

    1-"Bizim beyaz tencerelerimiz var derken  "Cefenât"kelimesini kullanmışsın bu kelime üçten ona kadar olan çoğulu ifade eder.Bunun yerine "Cîfân"kelimesini kullansaydın sayısız tenceremiz var demene uygun olurdu.

    2-Beyazlığı ifade etmek için "Ğurr" kelimesini kullanmışsın.O kelime beyaz leke demektir.Onun yerine "Biyd" kelimesini kullanacaktın.

    3- parıl parıl parıldayan anlamında "Yelma'ne" kelimesini kullanmışsın.Lemean, ara ara gelip giden parıltıya derler.Parlamadığı zaman da olur demektir.Onun yerine "Yüşrıkne" diyecektin ki alabildiğine parlasın.

    4-Sabahleyin parlamasını ifade için "bi-d-duha" demişsin.Tencerenin gündüz parlaması göze çarpmaz. "Bi-d-düca"deyip te gece parlatsaydın daha güzel olur ve de cömertliğinizi ifade etmiş olurdun.

    5-Kılıçlarımız anlamına gelen "Esyafüna" kelimesi de üçten on'a kadar olan çoğulu ifade eder.Yani sizin o kadarcık kılcınız mı var? Onun yerine "Süyûfünâ" diyecektin. Yani çok çok kılıcımız var demektir.

    6-Kan damlıyor anlamına gelen "Yakturne" kelimesi yerine oluk gibi kan akıyor anlamına gelen "Yesilne" kelimesini kullanacaktın.

    7-Kan manasına gelen "Dem" yerine Kanlar manasına gelen "Dima"kelimesini kullanacaktın. (Mehmet Akif Ersoy, Kur'andan ayetler ve Nesirler, sayfa 320, Yüksel yayınevi 1944, Ayrıca Hansâ'nın hayatı için bak Diyanet Vakfı Ansiklopedisi 16/46 Hansâ maddesi)

    Bize, iki binin üzerinde hadis rivayet eden, Kur'anı Kerimi anlamada bize çok önemli yol gösteren Hz. Aişe validemiz hakkında araştırma yapana Doktora unvanı verilirken, Hz. Hansâ gibi, Hz. Hatice anamız gibi kadınlarımız örnek olarak anlatılırken, günümüzde televizyon programlarının en çok seyredilen bölümünün koca dayağı yiyen kadınlar bölümü olduğu, en çok dayak atanların da yüksek tahsil mezunu olduğu gözden uzak tutulmamalı.

    Eşler arası ihanetlerin batıya en yakın ailelerde meydana geldiğini herkes biliyor.

    Çare, çağımıza asrı saadeti getirmek için, Hz. Aişe’lerin, Hz. Hatice’lerin, Hz. Hansa’ların sayısını çoğaltmak gerekir.